27 Mayıs 2015

Muhteşem Süleymaniye Belgeseli

Bir Zamanlar Sinema, sinema dışında paylaşımlara yer veren bir blog değil ama her şeyin bir ilki, bir istisnası var. Bu da onlardan biri...

Sena Meral ve Sena Turhan'ın Galata Fotoğrafhanesi bünyesinde gerçekleştirdikleri Muhteşem Süleymaniye adlı belgesel projesi, belgesel fotoğrafçılığının estetik bir örneği. 

Özünde bir Sanat Tarihçi olarak, Süleymaniye Camii ve külliyesinin klasik Osmanlı mimarisi açısından önemini iyi bilirim. Elbette bu belgesel Süleymaniye semtinin incisi Süleymaniye Camii üzerine değil. Semtin kozmopolit yapısını, gün geçtikçe değişen yüzünü, esnaf ve işçilerle yapılan röportajlar üzerinden gösteren  bir iş. 

Semtin tarihi ve bugün yapılan restorasyon ve yenileme çalışmaları

Süleymaniye, İstanbul’un en eski Osmanlı’nın ise en seçkin semtlerinden biri.

16.yy’da şekillenmeye başlayan, İstanbul’un Haliç’e hakim üçüncü tepesine konumlanan, Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 1550-1557 yılları arasında Mimar Sinan tarafından yapıldı.

Süleymaniye Külliyesi’ni oluşturan cami, medrese, imarethane, hamam, şifahane, tabhane ve bir çok küçük dükkan, bölgenin bir yerleşim alanı olmasını sağlamış. Dönemin en önemli ve yüksek eğitim merkezi olması, şeyhülislamın da bu bölgede yer almasıyla Süleymaniye, bir “ulema semti” olmuştur. Camiye gelir getirmesi için yapılan dükkanlar zanaatın ve ticaretin gelişimini sağlamış öyle ki burada üretilenler “Süleymaniye işi” olarak anılıyormuş.

İstanbul’un soylu ailelerinin, tüccarların, devlet erbabının ikamet ettiği bu mahalle üç katı aşmayan ahşap evleri ve geleneksel sokaklarıyla Osmanlı’nın en özgün yerleşim alanlarından biriydi.

Üzerinde yer aldığı topografik yapının en verimli biçimde kullanılması, şehir silüetindeki özel duruşu ve çevresiyle uyumuyla da Süleymaniye; ideal bir kent modeliydi.

“Büyük ve sakin Süleymaniye” 17.yy’a kadar bu özelliğini korudu fakat 18.yy’da yoksullaşmaya, 19. yy.’ da da militerleşmeye başladı. İnşa edilen askeri kurumlarla bölgede yönetimsel işlevler ön plana çıktı. 20.yy başlarında eski görkemini yitirdi fakat eğitim ve sağlık işlevlerini yenileyerek sürdürdü.

1950’lerde göç almaya başlamasıyla demografik yapısı da hızla değişen Süleymaniye, 1977 yılında sit alanı ilan edildi. 1982’de 150’ye yakın ahşap ev ve konaklar İstanbul Üniversitesi’nin korumasına bırakıldı. 1985 yılında ise UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahil edildi. 

Sosyo-kültürel değişimin yanında birçok bina yandı, tahrip edildi; yerini ise betonarme yapılara, iş merkezlerine ve otoparklara bıraktı. Ciddi güvenlik problemlerinin ve kent içi yoksulluğun yaşandığı bir yer oldu.

2006 yılında yenileme alanı ilan edilen Süleymaniye’de birçok betonarme bina yıkıldı. Restorasyonu biten tarihi konakların çoğu ise çeşitli vakıf binaları, öğrenci yurtları, üniversite kurumları ve devlet daireleri olarak kullanılıyor. 

Yenileme alanındaki çalışmalar belediye ile yerli halk, esnaf ve mülk sahipleriyle çıkan anlaşmazlıklar sonucu yaklaşık bir yıldır durmuş durumda. Külliyeye ait çoğu yapının restorasyonu ise devam ediyor. 

Tam yıkılmamış evler ve molozlar üzerindeki otoparkların olduğu bu mahalle son dönem olaylarıyla Suriyeli insanların göç ettiği bir yer. Bu görüntüsüyle Süleymaniye, gerçek anlamda bomba düşmüş bir savaş yeri gibi.

Harika kareler eşliğinde, 20 dakikalık bir Süleymaniye yolculuğuna çıkmaya ne dersiniz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder