Naomi Watts etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Naomi Watts etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2013

Diana 20 Eylül'de Sinemalarda


Galler Prensesi Diana'nın son iki yılına ışık tutan bir film Diana. Akademi ödüllü güzel oyuncu Naomi Watts'ın canlandırdığı Prenses Diana rolü, içinde çok naif ve duygulu bir kadını barındıran bir aşkın hikayesi. Downfall'ın yönetmeni Oliver Hirschbiegel'in yönetmenlik koltuğuna oturduğu Diana, içinizi acıtacak cinsten bir hikaye olarak lanse ediliyor. Kate Snell'in kaleme aldığı "The Clink" kitabından sinemaya uyarlanan Diana, bir insanın gerçek aşkı ve mutluluğu nasıl bulduğunu, sosyal sorumluluk duygusunu ve hak ettiği aşkı anlatıyor.

Yönetmen Oliver Hirschbiegel, Diana'nın bir biyografi değil, bir hikaye olduğunun altını çiziyor. "Diana, tüm dünyaya mal olmuş ve herkesin sevgisini kazanmış bir kadın. Böyle bir karakterin filmini yapmak büyük riskler içeriyor. Biz Galler Prensesi Diana'nın iç dünyasındaki karanlıkları aydınlatmak için bu filme başladık. Ve bunu başardık diye düşünüyorum" diyor.

Londra prömiyeri sonrasında eleştirilerin odak noktası oldu Diana. İngiliz sinema yazarları Diana'nın pembe dizi havasında olduğundan ve filmin amacının ne olduğunu kestiremediklerinden dem vurmuşlar. Naomi Watts'ın Diana performansı da pek beğenilmemiş duyduğumuz kadarıyla.

         

19 Nisan 2012

21 Grams

Meksikalı genç yönetmen Alejandro Gonzales Inarritu, ilk filmi Amores Perros (Paramparça Aşklar Köpekler) ile bir çok ödül almış ve uluslararası üne kavuşmuştu. Inarritu'nun 2003 yapımı ikinci filmi 21 Grams, sonradan Babil ile ölüm üçlemesi olarak adlandırılacak serinin ikinci halkası. Birbirinden bağımsız 3 film elbette ama temalar ortak. Amores Perros'da olduğu gibi senarist yine Guillermo Arriaga. 

Kolej profesörü Paul Rivers ile karısı Mary'nin evlilikleri ölüm ve yaşam arasında tehlikeli bir dengededir. Paul, hastalığının son safhalarında olan bir hastadır ve kalp nakli beklemektedir. Mary ise suni döllenme ile hamile kalabilmeyi umut etmektedir. Christina Peck ise kötü geçmişinden sıyrılmış iki çocuk annesi ve iyi bir eştir. Ekonomik açıdan sıkıntı çeken eski dolandırıcı Jack Jordan ve karısı Marienne, sahip oldukları iki çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için mücadele etmektedir. Ve trajik bir kaza bu 3 çiftin hayatlarını kesiştirecek ve geri dönülmez şekilde değiştirecektir.

Inarritu, hikaye kurgusuyla oynamayı çok seven bir yönetmen. Öyle ki 21 Grams'da kurgu hikayenin önüne geçmiş. Inarritu, ne anlattığıma değil nasıl anlattığıma bakın demek istemiş sanki. Film, baştan sona üç hikayeyi iç içe geçirerek paralel olarak anlatıyor. Bununla da kalmıyor hikayeleri zamansal olarak eğip büküyor, başını ve sonunu iyice silikleştiriyor. Bir çokları için fazlasıyla karmaşık gelebilecek bu yapı 21 Grams'ı benzersiz yapıyor. 21 Grams, klasik bir kesişen yollar hikayesi olacakken biçimsel özellikleriyle mutlak yaşanması gereken sinemasal bir deneyim olup çıkıveriyor. 

3 hikaye de dramatik ancak birbirleriyle kesiştiklerinde ve sonrasında trajik hal alıyorlar. Inarritu, ruh-beden, yaşam-ölüm, kader-inanç gibi kavramlar üzerinden bir sorgulamaya girişiyor ve hayat üzerine büyük laflar etmekten de çekinmiyor. Filmin çıkış noktası 21 Grams'ın ifade ettiği anlam. Her insan ölürken ağırlığından 21 gram kaybeder diyor ve bu teoriyi de bir araştırmaya dayandırıyor Inarritu. Naomi Watts, Sean Penn ve Benico Del Toro insanüstü performanslarıyla karakterlerin yaralı ruhlarını derinden hissetmemizi sağlıyorlar. 
Son söz: Hüzünlü, olabildiğince karamsar ve etki gücü çok yüksek bir drama, bir başyapıt. Inarritu'nun en iyi filmi 9\10