17 Temmuz 2014

İlk İzlenim: Lucy


Fransız sinemasının yeni kuşak yönetmenlerinden Luc Besson, Hollywood'a transfer olup 90'lı yıllarda daha çok Leon, The Fifth Element gibi işleriyle hatırlanan önemli bir isim. 2000'li yıllarda hızla düşen Angel-a dışında 80'li ve 90'lı yıllardaki performansını aratan Besson, şimdi de Lucy ile geri dönüyor. 

Yönetmenin genç bir kadının ajanlığa evrilmesini anlattığı aksiyon filmi Nikita'yı andırırcasına yine başrolüne bir kadın karakteri yerleştirdiği aksiyon-bilimkurgu kırması yeni filmi Lucy, Scarlett Johansson'un varlığıyla da ilgi çeken bir proje olarak önümüzde duruyor.

Öncelikle filmin konusuna değinelim; Tayvan'ın başkenti Taipei'nin suça batmış yeraltı dünyası sokak çeteleri, mafya ve işbirlikçi polisler tarafından yönetilirken en aktif ticaret uyuşturucu ağı üzerinden yürütülür. Lucy, bu tehlikeli uyuşturucu şebekesinde, belalı bir çete için kurye olarak çalışmak zorunda kalan genç bir kadındır. Bir gün bir teslimat öncesinde taşıması için vücudunun içine yerleştirilen uyuşturucu, beklenmedik bir şekilde Lucy'nin vücuduna nüfuz edip kanına karışmaya başlayınca mucizevi bir durumla yüzleşir. Lucy'in damarlarında dolaşan kimyasallar, ona insanüstü yetenekler kazandırmıştır! Artık akıl okuma, telekinezi ve acıyı hissetmeme gibi güçlere sahip olan genç kadın acımasız bir savaşçıya dönüşecektir.

Nikita'da sıradan bir genç kızın eğitilerek ajana dönüşmesi, erkeklerin egemen olduğu bir dünyayada ayakta kalabilmesi gibi bir duruma Lucy'de biraz fantazi biraz da bilimkurgusal yollarla ulaşıyoruz. Süper güçler kazanan, hayatı bir anda alllak bullak olan ve kaçınılmaz olarak kötülerle savaşmak zorunda kalan bir karakterimiz var. Ancak filmin çıkış noktası 2011'de izlediğimiz başka bir bilimkurgu Limitless diyebiliriz. Orada bir hap alarak beyninin tamamını kullanan, bu sayede bir anda yükselen ve aynı zamanda yeni düşmanlar da edilen bir yazarın hikayesi ele alınıyordu. "Eğer beynimizi tam kapasite ile kullanabilseydik ne olurdu", Lucy'nin ana fikri işte bu. Bu yeteneği evrenin sırları çözmek için kullanabileceğimiz fikri üzerine de düşünüldüğünü fragmandan anlıyoruz. Ana karakterimiz Lucy ise beyninin % 28'ini kullanabiliyor ama tahminimce film ilerledikçe bu oran artacak ve ilginç bir sona yürüyecek filmimiz. Besson'un işin aksiyon ayağında iyi bir iş ortaya koyduğunu şimdiden söyleyebilriz ancak daha önemlisi bir bilimkurgu olarak Lucy'nin nerede duracağı veya nereye ulaşacağı..

Lucy eleştirime buradan ulaşabilirsiniz

2 yorum:

  1. dün izleme fırsatım oldu. film biraz kısa ve insana aşılamaya çalıştığı evrim ve ateizm fikriyle biraz sığ kalmış. filmden çok bazı şeyleri ispatlama çabasında gördüm açıkçası yönetmeni. film olarak bakacak olursak da başlarda insanı heyecanlandıran bir hikaye vardı ama sonlara doğru sanırım görsellik o büyüyü kaçırdı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet benzer eleştiriler aldı. ben henüz izleme fırsaı bulamadım. sonra değerlendireceğim mutlaka.. yine de umutluyum :)

      Sil