Ken Russell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ken Russell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2016

Bir Zamanlar Sinema öneriyor - #56 The Devils


İngiliz sinemasının en özel yönetmenlerinden biri olan Ken Russell’ın İtalya, İrlanda ve Finlandiya gibi bazı Avrupa ülkelerinde yasaklanan çalışması The Devils (Şeytanlar), seyircisini şok etme konusunda son derece başarılı bir tarihi film. Russell’ın Aldous Huxley’nin The Devil of Loudun adlı kitabından uyarladığı film, tarihsel gerçeklere dayanıyor. Film de zaten ana karakterlerin yaşadığı ve detayları farklılık gösterse de ana olayların gerçekten yaşandığı ön bilgisiyle açılıyor. Her ne kadar bugün “True Story” bilgilendirmesi laçkalaşmış ve önemini kaybetmiş olsa da 70’li yıllarda durum böyle değildi. Dolayısıyla filmin sertliği olayların gerçekliğiyle birleşerek canınızı yakacak!

17. yüzyıl Fransa’sında bağımsız Loudun eyaletinde yaşanan olayları konu ediniyor The Devils. Peder Urbain Grandier adlı ana karakterimizin bir grup rahibeyi baştan çıkararak şeytana uymakla suçlanması ve bunu da şeytanın hizmetkârlığını yaparak gerçekleştirdiği iddiasıyla sorgulanmasının hikâyesi Russell’ın cesur anlatısıyla unutulmaz bir sinema deneyimine dönüşüyor. Şunu hemen belirtmekte fayda görüyorum: The Devils, ne klasik bir cadılıkla suçlanan insan hikâyesi ne de bir şeytan çıkarma filmi. Her ikisi de filmde kendisine yer bulsa da cüretkârlığı, kendine özgü şiddeti ve tarzıyla özel bir yapım bu. Dinin ve inancın, kitleleri istedikleri gibi yönetmek isteyen kral ve erkânınca nasıl bir sömürü aracına dönüştüğünü gözler önüne seren film, yozlaşmış din adamlarına ve kiliseye sert bir darbe indiriyor. Russell, sözünü sakınmıyor, mevzu ne kadar bıçak sırtı olsa da cesur ve ayrıksı sinemacı kimliğinden taviz vermiyor. The Devils’in benzerlerinden ayrılmasının ve yasaklı filmler listesine girmesinin sebebi de bu. Manastırdaki rahibelerin cinsel arzularını, bastırılmış duygularının açığa çıkmasını sakınmadığı bir cüretkârlıkla beyazperdeye aktaran Russell, dogmatik düşünceye savaş açıyor. Aracıları ortadan kaldırmak gerektiğini, inancın olduğu yerde çıkarların söz konusu olamayacağını ifade ediyor yönetmen. Russell’ın coşkun anlatımıyla seyircisini neye uğradığını şaşırtan The Devils, gerçek bir kült film. Önerirken iki kez düşündüm. İzlemeye niyetlendiyseniz siz de iki kez düşünün!

24 Aralık 2015

Bir Zamanlar Sinema öneriyor - #37 Altered States


Yönetmenlik stiliyle kendi özgün sinemasını oluşturabilmiş İngiliz sinemacılardan Ken Russell’ın ilk ve tek bilimkurgu çalışması olan Altered States (Gerçeğin Ötesinde), dönemi 80’lerin kıymeti bilinmemiş başyapıtlarından biridir. İnsanoğlunun varoluşunu evrim teorisi ekseninde özgün bir hikâyede işleyen film, zengin içeriğini benzersiz biçimselliğiyle sararak unutulmaz bir sinemasal deneyime dönüşüyor.

Ana karakterimiz Dr. Eddie Jessup’ın su dolu tank içinde bilimsel deneylerini kendi bedenini kullanarak gerçekleştirmesiyle açılan film bu minvalde ilerliyor. Çok geçmeden karşımızda klasik bir bilim insanı olmadığını anlıyoruz. Harward Tıp Fakültesi profesörü olmak, saygınlık kazanmak onun için bir önem taşımıyor. Evlenip çoluk çocuğa karışmak, herkes gibi bir hayat yaşamak onu mutlu etmeyecek. Deneylerine kobay olması ve ileriye gitmekten korkmaması onu kağıt üzerinde çılgın bir bilim adamı yapsa da tür içindeki konumu itibariyle farklı bir noktada duran özel bir karakter o. Bilinçle ilgili çalışmalar yapan Jessup, hakikatin, varoluşunu anlamlandırmanın peşinde diyebiliriz. Bu arayış onu Orta Meksika’da bir kabile büyücüsüne götürüyor ve büyücünün ilacını içmesiyle ilk bilincimize giden kapıyı aralamış oluyor. Jessup’ın bilinç düzeyinde başlayan tarih öncesi yolculuğu, tersine evrim geçirerek bir proto insana dönüşmesi biçiminde devam ediyor. Bilim insanı Jessup’ın varoluşun mutlak gerçekliğini arayışının altında farklı ancak birbirini tamamlayıcı sebepler var. Bilim adamının somut gerçeklik arayışı ve keşif tutkusu, tanrı inancını yitiriş ve reddediş sonucunda oluşan tinsel boşluğun doldurulmaya çalışılması ve nihayetinde de hayatın sırrına vakıf olabilme isteği Jessup karakteri özelinde işleniyor.

Altered States’i benzersiz kılan etkenlerin başında kuşkusuz ki görselliği geliyor. Yönetmen Russell’ın özellikle halüsinasyon sahnelerindeki baş döndüren hızlı kurgusuyla birbirine bağladığı görüntülerle yakaladığı etkiyi tarif etmek hiç kolay değil. Filmin görsel efektlerinin de bugün izlendiğinde dahi hakkı teslim edilecek kadar iyi olduğunu söyleyelim. Russell’ın insanoğlunun evrimsel geçmişine bakış attığı Altered States, hem içerik hem de biçimsel olarak 2001: A Space Odyssey’den etkilendiğini açıkça belli eden, buna karşın özgün kalabilmeyi başarmış bir bilimkurgudur. Bilimkurgu sevenler için görülmesi bir zorunluluk...