ilk yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2016

İlk izlenim: Batman v Superman: Dawn of Justice


Sinemaseverler, kendi evreninin kültleşmiş film karakterlerinin karşılaştırılarak veya aynı tarafa yerleştirilerek bir güç birliği oluşturmak suretiyle bir araya getirilmemesi gerektiğini düşünenler ile bu karşılaşmalardan büyük zevk alanlar olmak üzere keskin bir biçimde ikiye ayrılmış durumda. Çizgi romanlar ve ondan uyarlanan animasyonlarda karşı karşıya getirilen Batman ve Superman’in aynı mantıkla sinemaya transferi uzun zamandır hayali kurulan bir şeydi. Bu hayali gerçeğe dönüştüren Batman v Superman: Dawn of Justice, oyuncu seçimleri (Ben Affleck tercihi) ve Batman ile Superman arasındaki güç eşitsizliği gibi sebeplerle kafalarda pek çok soru işareti bıraktı ve çeşitli tartışmalara sebep oldu. Ülkemizde 25 Aralık’ta vizyona girecek olan filmle ilgili ilk izlenimlerimi paylaşmak istedim.

Dawn of Justice’a Man of Steel’in devam filmi olarak bakabiliriz aslında. Dünyayı General Zod ve arkadaşlarının istilasından kurtaran Superman’in ilahlaştırıldığı bir zamandayız. Bir yandan ilahlaştırılan, diğer yandan varlığı ve gerekliliği tartışılan bir Superman var. Dünya üzerindeki en büyük gücün bir ihtilaf figürüne dönüşmesinin sürpriz olmayacağından, insanlık tarihinden örnekler verilerek güçlü insanları takip edenlerin sonunun trajik olduğundan ve gücün yozlaşma getireceğinden bahsediliyor. “Evine dön” tezahüratlarını da hesaba katarsak dünyanın bir kaos ortamında olduğunu anlıyoruz. Elbette bunda Lex Luthor’un da büyük bir payı var. Elindeki gücü ve imkânları kullanarak insanları kışkırttığını “Şeytanlar aramızda, cehennemden değil, gökyüzünden gelecekler” sözlerinden çıkarıyoruz. Bu noktada Dawn of Justice’ın dünyasını daha iyi anlayabilmek için Batman ile Superman’in karşılaştıkları çizgi romanlara bakılması gerekiyor. Yönetmen Zack Snyder, filmin Dark Knight Returns’ün doğrudan bir uyarlaması olmayacağını söylüyor. Muhtemelen devletle iş birliği yapan bir Superman izleyeceğiz. Evet, Dawn of Justice, Man of Steel’in devamı gibi düşünülebilir demiştik. Filmin ikinci fragmanında Superman’in General Zod ile Man of Steel’deki final kapışmasının yer alması ve bu sahneyi bir de Batman’in bakış açısından izlememiz iyi düşünülmüş bir ayrıntı. İki süper kahramanın dünyası birleştirilirken, hikâyenin omurgasının Superman’inkinin üzerine kurulduğunu düşünüyorum.

Fragmanın ilk yarısı Superman’i gösterirken, ikinci yarıda Batman’e geçiliyor. Alfred’in öfkenin, telaşın ve gücünün yetmeyeceği duygusunun\korkusunun iyi bir insanı bile bir zalime çevirebileceğinden söz ettiğini görüyoruz. Alfred burada Batman’i kastediyor olmalı. Zaten o konuşurken kadrajda Bruce Wayne var. Alfred, Batman’in akıl hocası olduğundan yanlış bir şey yapmaması için onu uyarıyor. Uyarıyla birlikte cesaret aşıladığını da söyleyebiliriz. Şimdi filmin adının Dawn of Justice yani Adaletin Şafağı olduğunu ve hikâyenin Dark Knight Returns’ün serbest bir uyarlaması olacağını bildiğimizden birtakım öngörülerde bulunabiliriz. Superman’in gücün karanlık tarafına meyletmesi veya devletle yaptığı anlaşma gereği diğer süper kahramanların tasviye edilmesine destek vermesi neticesinde adaletin savunucusu Batman’le karşı karşıya geleceğini düşünebiliriz. Her ne kadar, Dawn of Justice bir “versus” yani bir karşı karşıya filmi olsa da bir noktada Batman ve Superman birlik olacaklar ve Adalet Birliği (Justice League)’nin temelleri atılacaktır. Wonder Woman da kritik bir noktada onlara katılacak. Bu birlik de asıl düşmanın Lex Luther olduğunun anlaşılmasıyla gerçekleşecek.

Filmle ilgili kafalardaki ilk soru işareti girişte de bahsettiğimiz gibi Ben Affleck’in Batman rolünü kaldırıp kaldıramayacağıydı. Eldeki görüntüler Affleck’in Christian Bale’i aratacağını ama çok da sırıtmayacağını düşündürdü. Oyuncunun ciddi bir duruşu var. Eleştiriler de zaten Affleck’ten kostümüne kaymış durumda. Şu an için fragmanlardaki en rahatsız edici şey Batsuit denilebilir. Asıl soru ise Batman ve Superman arasındaki güç dengesizliğiydi. (Çizgi roman veya animasyonlardaki karşılaşmayı bilenler için soru işareti yoktu tabii) fragmanlar bu sorunun üstesinden gelindiğini söylüyor. İlk fragmanın sonundaki karşılaşmada kendine güvenen bir Batman var. Batman’in “Söyle bakalım kanın akıyor mu?”, “Akacak!” gibi sözler sarf etmesi güvendiği bir şey olduğunu açıkça gösteriyor. Superman’in zayıf noktası kriptonit taşı olduğuna göre Batman’in bunu kullanma olasılığı yüksek görünüyor. Dawn of Justice’ın görsel açıdan nasıl olacağı sorusu da kafamızı kurcalıyordu. Ancak Man of Steel’in görsel stilinden uzaklaşılmaması sebebiyle endişelerimiz son buldu. Sonuç olarak yayınlanan fragmanlar filmle ilgili haddinden fazla ipucu verdiği için tadını da kaçırdığını söyleyebiliriz. Süper kahraman filmlerinin usta ismi Zack Snyder’ın ne derece başarılı bir iş çıkarttığını bilemiyor ve heyecanlı bekleyişimizi sürdürüyoruz.

18 Ağustos 2015

İlk izlenim: The Hateful Eight


Quentin Tarantino’nun Django Unchained’ın ardından tekrar Spagetti Westernle sevenlerininn karşısına çıkmaya hazırlandığı sekizinci uzun metraj filmi The Hateful Eight’in ilk fragmanı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Pek beğenilmeyen bu ilk fragman neler söylüyor ve bizi nasıl bir film bekliyor bir bakalım.

İç Savaş yıllarını fon alan The Hateful Eight'in kar fırtınası sırasında bir mola yerine sığınmak zorunda kalan\yolları kesişen sekiz kişinin hikayesi olarak özetlenebilecek bir konusu var. Kurt Russell, Jennifer Jason Leigh, Samuel L. Jackson, Bruce Dern, Tim Roth ve Michael Madsen gibi birbirinden kıymetli oyuncusu, Ennio Morricone’un enfes müzikleri ve Tarantino imzasıyla yeni sezonun en çok merak edilen yapımlarından biri olan The Hateful Eight, ilk fragmanında elini açık etmiyor. Ancak elimizde Tarantino’nun bir önceki çalışması Django Unchained var. Grafik şiddeti ve etrafı kan gölüne çevirmeyi seven yönetmenin, aralarında ölümcül bir bağlantı olan sekiz karakteri bir araya getirerek sadece laf kalabalığı yaptıracak hali yok. Django’ya oranlarsak kan miktarında ciddi bir değişiklik olacağını sanmıyorum ama şiddet konusunda o kadar ileri gidecek bir film olmayacak gibi The Hateful Eight. Fragmandan anlamadık ancak Tarantino'nun bu sefer mizaha daha fazla yer verdiği söyleniyordu. Emin olmak için ikinci fragmanı beklemek gerekiyor. Django Unchained’da westernlerde pek yer verilmeyen kölelik meselesine değinen Tarantino, bu kez yine westernlerde çok tercih edilmeyen bir doğa olayını (kar fırtınası) hikaye açısından önemli bir noktaya yerleştirmiş. Bu da filmi atmosferini doğrudan etkilemiş. Bembeyaz örtünün filmin ikinci yarısından itibaren kan kırmızısına döneceğini tahmin etmek güç değil. 

Birbirinden eksantrik sekiz karakter yaratıp, onları bir mekana tıkan Tarantino, kimbilir sevenlerine nasıl sürprizler hazırladı. Yazdığı senaryoya çok güveniyor olmalı ki, kendisini tekrar etme pahasına iki yıl sonra yeniden western çekmeye soyundu. Ama ilk fragmana bakarak bile tekrara düşmediğini söylemek mümkün. Django Unchained gibi akademi ödüllerinde ana dallarda adaylık elde eder mi bilemiyorum ama seyir keyfi yüksek bir Tarantino filmi izleyeceğimize bahse girerim.

The Hateful Eight, bir değişiklik olmazsa 8 Ocak’ta ülkemizde vizyona girecek.