İstila filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstila filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2012

Signs (İşaretler)

Son dönem korku sinemasında yeni kuşak yönetmenlerden M. Night Shyamalan, kariyeri dibe doğru meyletse de önemi yadsınamayacak bir isim. Korku\gerilim ve bilim kurgu türlerinin ilginç bir birleşimi olmakla beraber popüler tarafta yer alıp gişe kaygısı da taşıyan ve karışık tepkiler alan 2002 yapımı Signs (İşaretler), başrolüne Mel Gibson gibi bir starın yerleştirildiği, bugünlerde unutulmuş ama Shyamalan sinemasının iyi örneklerinden olduğunu söyleyebileceğimiz bir çalışma.

İki çocuğu ve kardeşiyle Amerika kırsalında, bir çiftlikte yaşayan rahip eskisi Graham Hess, bir sabah köpeklerin havlamasıyla uyandığında çocuklarını mısır tarlasında dona kalmış bulur. Mısır tarlasında bir gecede devasa şekiller oluşmuştur. Olayı soğukkanlılıkla karşılamaya çalışsalar da gün geçtikçe artan bir paranoya ve bilmedikleri bir düşmanla mücadele etmek durumunda kalacaklardır.

İşaretler, soğuk savaş dönemine denk gelen 1950 ve 60'lı yıllarda sıkça karşılaştığımız İstila filmlerinin günümüzdeki temsillerinden biri. Shyamalan, War of the Worlds (Dünyalar Savaşı) tarzı bir uzaylı istilası öyküsünü yine War of the Worlds'te olduğu gibi sorunlu bir aile etrafında kurgulayarak anlatmayı deniyor. İşaretler'in klasik istila filmlerinden ayrıldığı nokta ise aksiyon ve bilim kurgusal öğelerden ziyade, gerilim ve aile dramasına yakın bir tonda ele alınıyor oluşu. Filmin ilk yarısında ne karakterler ne de biz nasıl bir düşmanla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Bu bağlamda ilk yarı bir 'Mystery' örneğine yakın dururken ikinci yarının başında bu gizemin çözülüp artık aşina olduğumuz bir uzaylı formunun çıkışıyla hikayenin farklı bir boyuta taşınabileceğini düşünen seyirci ters köşeye yatıyor. Filmin ana türünün bilim kurgu olduğu da netleşiyor böylece.

Shyamalan, İşaretler'in merkezine bilim kurgu sinemasının klasik temalarından biri olan bilim-din sorunsalını yerleştirmiş. Hikayenin, karısının ölümüyle inancını kaybetmiş rahip Graham karakterinin inancını geri kazanmasına indirgenmesi basit ve klişe ama filme bir bütün olarak baktığımızda bu basitlik sorun yaratmıyor ancak filmin yeni ve farklı bir söyleminin olmamasına neden olurken onu türün klasiklerinden biri olmaktan da alıkoyuyor. Shyamalan, sinemanın daha önce el atmadığı, Dünya'nın çeşitli yerlerinde tarlalarda birden bire oluşan ve sırrını koruyan işaretleri görsellik bazında başarıyla kullanırken bu fenomeni bir uzaylı istilası filmine yedirebilmiş ve gerilim yaratmadaki yeteneğini kullanarak ortalamanın üzerinde bir bilim kurgu-gerilim örneği yaratmasını bilmiş.
Son söz: Hala izlemediyseniz fazla tereddüt yaşamanızın lüzumu yok. Shyamalan'ı ve türü sevenler muhakkak görmeli 7\10

16 Mayıs 2012

Yılın Balonu: "The Avengers"

Böyle iddialı bir başlık atıp klasik bir giriş cümlesi yapmak ve ardından her zamanki gibi konu özetini vermek olmaz. Uzun yıllardır beklediğimiz The Avengers projesi; İki Hulk, iki Iron Man, birer Thor ve Captain America filminin ardından uygun zemin de hazırlandıktan sonra karşımıza çıktı. Imdb'ye 8.9'luk bir puanla giriş yapan filmimiz beklentileri had safhaya çıkarmıştı. Bu puan "The Avengers, çok çok iyi bir çizgi roman uyarlaması ona göre" önyargısını tüm sinemaseverlere aşıladı ancak birilerinin çıkıp "Kral çıplak" demesi gerekiyordu. The Avengers, kötü olmamakla birlikte yüksek beklentileri karşılamanın çok uzağında kalması sebebiyle benim için yılın balonudur.

Süper kahramanlardan başlayalım. Filmde 6 süper kahraman olduğu söyleniyor. Saydım 3.5 çıktı :) Hulk, Thor, Iron Man ve buçuk dediğim Captain America. Süper kahraman olduğu iddia edilen Black Widow, bildiğin tabanca kullanıyor. Hawkeye ise ok atıyor. Yani sıradan bir aksiyon filminde karşımıza çıkan tiplerden ikisi de. Kimse bunları bana süper kahraman diye yutturamaz. Hollywood, süper kahramanları bir araya getirirken aslında bir 'Kaybedenler Kulübü' kurduğunun farkında değil. Şöyle ki; kahramanlarımızın kendi filmleri eleştirel anlamda başarılı olamamıştı zaten. Ekip toplandığında şeytanın bacağı kırılabilir diye düşünüyordum ancak aynı hatalar tekrarlanmış. Hollywood, seyircinin zekasını hiçe saymış ve vahim bir senaryo ile yola çıkmış.

Bir süper kahraman filmi yapıyorsanız baş kötünüz kahramanınızdan daha güçlü olmalı ve kahraman(lar) kadar karizmatik olmalı.  Çelimsiz Loki, teke tekte ne Thor ile ne de Hulk ile baş edebilir. Yazarlarımız da bunun farkında ki çözüm olarak Loki aracılığıyla garip uzaylıları ve yaratıkları Dünya'ya musallat ediyorlar. Böylece The Avengers gibi bir süper kahraman filminde 'İstila filmi' şablonunu kullanmak durumunda kalmışlar. İndiana Jones, son filmi Kristal Kafatası Krallığı'nda bu uzaylı bağlantısı sebebiyle çarpılmamış mıydı? Avantür geleneğinin dışına çıktığı için. Zamanında Ed Wood, Plan 9 from Outer Space'de İstila filmleriyle Zombi filmleri gibi iki farkı türden komik bir film çıkarmamış mıydı? Çizgi roman uyarlamalarının bir çoğu fantastik-bilim kurgu filmidir ama kendi formüllerini uyguladıklarında (kişisel mücadeleler) gerçek anlamda başarıyı yakalayabilirler.

The Avengers'ın ilk bir kaç dakikasında duyduğum şüphe ilk 10 dakikalık açılış bölümü tamamlandığında çığ gibi büyüdü. Kahramanlarımız tek tek toplanıp bir araya getirilirken sıkıntıdan patlayabilirsiniz. Zira, filmin ilk bir saati tam bir felaket. Bom boş! Son yarım saate kadar da ahım şahım bir sahne yok. Hulk-Loki karşılaşması leziz ama o kadar kısa ki tadı damağınızda kalıyor. Genel olarak Hulk'un olduğu sahnelerin tamamı keyifli denilebilir. Bunun dışında bir kaç sahne daha sayılabilir. Sonuç olarak film gişe rekoru kırıyor. Bu Hollywood'un hedefine ulaştığını gösteriyor. Buraya kadarki kısmı anlıyorum fakat filmin bu kadar yüksek puanlar almasının sebebini henüz çözemedim.
Son söz: Asıl soruyu sona sakladım: The Avengers'ın yazar ve yönetmeni Joss Whedon kim???