Jean-Jacques Annaud etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean-Jacques Annaud etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2016

Kurdun Uyanışı (Wolf Totem) 29 Nisan'da Vizyonda!


Seven Years In Tibet (Tibet’te Yedi Yıl) The Bear (Ayı), The Name of The Rose (Gülün Adı) gibi başarılı filmlerin yönetmeni Jean-Jacques Annaud, Jiang Rong’un best seller romanından uyarladığı Wolf Totem ile doğanın kalbine yaptığı son macerası ile geri dönüyor.

Filmin konusu: Yıl 1967 Pekinli bir öğrenci olan Chen Zhen Moğolistan’ın iç kısımlarında yaşayan göçmenlerin arasına çobanlığı öğretmesi için gönderilir. Ama asıl Chen’in bu sonsuz güzellikteki vahşi doğada var olmak, özgürlük ve sorumluluk hakkında öğreneceği çok şey vardır. Güneyin modern toplumuyla kuzeyde göçmenlerin geleneksel düşmanı olan yağmacı kurtlar arasında sıkışmış, insanlar ve hayvanlar, yerliler ve istilacılar dünyadaki gerçek yerlerini bulmak için mücadele ediyorlar.

Roman hakkında: Jiang Rong yeni yüzyılın en büyük başarılarından birinin yazarı. Otuzdan fazla dile çevrildi. Wolf Totem tek eseri, 2004 yılında Çin de yayınlandığından beri 20 milyondan fazla sattı. Sayısız ödül kazandı. Bunlardan biri 2007 yılında Man Asia ödülü. Ülkesinde satmaya ve tartışma yaratmaya devam ediyor. Jiang Rong hayatının neredeyse üçte birini kitabı yazmaya adadı, genç eğitimli bir adamın Moğolistan’ın içlerine medeniyete katkı amacıyla çobanlık yapmaya ve kültürel ihtilal zamanında yetkililerin, göçebelerin yerleşik düzene geçmesini istediği günleri hatırlıyor. Wolf Totem genç adamın Moğollar ve kurtlarla karşılaştığında başlayan değişimini takip ediyor. Moğolların bilgelik ve zekâlarına ve kurtların özgürlüğüne hayran olan kahraman sonunda Çin rejiminin temelini sorgular oluyor. Hikâyenin sonunda devasa koyun sürülerine benzettiği eğitimli insanlara karşı steplerin savaşçıları göçebe Moğollarını kıyaslıyor. Bir doğa hikâyesi veya gizlenmiş politik fitili tutuşturan, doğaya adanmış ve Çin’in çevre politikasına karşı ateşli bir eleştiri. Bu 600 sayfalık devasa roman büyük savaşlar, tarihi referanslar ve epik maceralar anlatıyor. Politika meraklıları, hayvan severler, tarihçiler ve çevrecilerin hepsini hayran bıraktı. 

Sınırları zorlamak: Hazırlıklardan sonra yönetmen ve eğitmen sınırları zorlamaya karar verdi. Jean-Jacques Annaud filminde %99 gerçek kurt kullanmak ve çok az bilgisayar animasyonu istiyordu ama ekibin güvenliğini görmezden gelemiyordu. “Ekipteki insanlar ve hayvanlar için yeterli güvenlik sağlanamaması durumunda başka çözümler bulmaya kararlıydı.” diye ısrar ediyor Andrew Simpson. “Çalışmanın yeni yollarını bulmam gerekiyordu. Bir meydan okumaydı. Hollywood bile daha bu yöntem kullanmamıştı.” 

Eğitmenin sırları: Muhteşem eğitmenin gizli silahı neydi? Sadece disipline odaklanmayın ama çekim macerasını bir bütün olarak algılayın. “Film çekmek bir ekip çabası, ortak amaca giden bir çaba.” Calgary’ye evine dönerken filmdeki 16 kurdu evine götürdü ve onlara bakmaya devam ediyor. Kanadalı eğitmen uzun zamandan beri özel hayatını askıya almasına neden olan bu maceradan hiç pişmanlık duymuyor. “Wolf Totem tartışmasız kariyerimin mümkün olan en büyük ve en güzel macerası. Bundan önce kurtlarla ilgi başka büyük bir projede çalışıyordum. Nicolas Vanier’den kurtlar. Sırbistan ‘da çekilmişti. Ama Jean-Jacques Annaud’nun filmi benim için daha büyük bir meydan okumaydı. ‘’Filmdeki rolümden dolayı hep gurur duyacağımı biliyorum.’’

9 Haziran 2015

Quest for Fire


L’ours (Ayı) ve Deux freres (İki Kardeş) gibi belgeselvari filmler çekmeyi seven Fransız sinemacı Jean-Jacques Annaud’un, insanın ve hayvanın doğasına bakış atma fırsatı da bulduğu ilk dönemine denk düşen Quest for Fire (Ateş Savaşı), bizi 80 bin yıl öncesine götürüyor. Volkanik patlamalar ve yıldırımlar sayesinde ateşi tesadüfen bulan ve kullanmaya başlayan ama söndüğünden nasıl yakacağını bilemeyen Prehistorik insanların sönen ateşlerini bulma yolculuğunu konu edinen film, sinemanın pek el atmadığı mevzuya cesur yaklaşımıyla kendi yorumunu getiriyor.

“Ateşe sahip olan hayata da sahipti.” Filmin açılışında beliren bu cümle Quest for Fire’ın özeti niteliğinde. Küçük kabileler halinde mağaralarda yaşayan ilk insanları, soğuktan ve vahşi hayvanlardan koruyabilecek tek şeyin ateş olduğu, deyim yerindeyse ateşe tapınılan bir çağda açıyoruz gözlerimizi. Geceleri sönmemesi için nöbet tutulan ve sürekli canlı tutulmaya çalışılan ateş, kabileler arası güç dengesinin de belirleyicisi konumunda.

Evrim teorisine farklı bir yorum getirmeyi deniyor Annaud. 80 bin yıl öncesinin dünyasını resmederken, aynı çağda yaşadığı kesin olarak bilinmeyen/kanıtlanamayan ilk insan modellerini aynı zaman dilimine sıkıştırıyor. Filmde farklı homo cinslerini bir arada görüyoruz. Buradaki temel farklılık evrim basamağının kabileden kabileye değişkenlik göstermesi. Bu detaya takılmasak da senaristin ya da yönetmenin nasıl bir çıkarım yaparak böyle bir yorumda bulunduğunu merak ediyoruz izlerken. Homo türlerindeki ayrım dışında insanoğlu medeniyet ve kültür anlamında da ikiye ayrılıyor. Bazı kabilelerin yerleşik düzene geçmesi şüpesiz ki anlaşılabilir bir durum. Burada kapalı toplumlarla yeniliğe ve keşfe açık toplumlar arasındaki ince farkı binlerce yıl öncesinden gözlemleyebiliyoruz. Annaud, fiziksel olarak hayvandan insana geçişini tamamlasa da yaşam biçimi, davranış ve birbirleriyle olan ilişkileri hayvandan pek farklı olmayan ilkel insanları kusursuz bir işçilikle görselleştirmeyi başarıyor. Film, ister evrim teorisine ister yaratılışa inanın; kökeniniz, dürtüleriniz ve dünyamızın uzak geçmişi hakkında düşünmeye itecektir sizi.

Kubrick’in destanı 2001: A Space Odyssey’in 15 dakikalık “The Dawn of Man” bölümünde kabileler halinde yaşayan insansılar için su birikintileri hayati bir önem taşıyor ve küçük çaplı bir savaşa neden oluyordu. Evrim basamağını atlayan insansılar ilk aleti keşfederek diğerlerine üstünlük sağlıyordu. Quest for Fire’da savaşa neden olan ise ateş… Her kabile ateşe sahip olmak, onu muhafaza etmek ve diğerlerininkini söndürerek bir üstünlük sağlamayı amaçlıyor. Annaud, kötülüğün insanoğlunun doğasında varolduğunun altını çizmekle kalmıyor, hayvan ya da insan fark etmeksizin güç ve iktidarın bir doğa yasası olduğunu belirtiyor.

Bir kabilenin kaybettikleri ateşi bulma öyküsünü, vahşi doğada ayakta kalma savaşı ve yaşama içgüdüsü odaklı ele alan Annaud, bu tehlikeli yolculuğu insanoğlunun kendisini ve hakkında pek bir şey bilmediği dünyasını keşfetme öyküsü biçiminde sessiz bir serüven edasıyla anlatıyor. Anlayabileceğimiz bir diyaloğun olmadığı filmde, anlam kaybı olmadığı gibi tam bir doğallık da sağlanmış oluyor.

Son söz: Quest for Fire, saf sinema sevenlerin mutlaka yaşaması gereken bir yolculuk vadediyor. 8.5\10