Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2013

The Dark Knight Rises (Parodi)

Bruce Wayne, batmancilik oynamaktan sıkılmış ve bu işlerden elini eteğini çekmiştir. Münzevi bir hayatı tercih eden Bruce, malikanesinde verdiği bir partide ultra çekici bir kadınla kesişir. Tanışırlar ve sohbet koyulaşır.
-Selina: ..Bunun üzerine babam şöyle dedi " Ben sana Kedi Kadın olamazsın demedim, kedi-"
-Bruce: (Selina'nın lafını keserek) Ya onu boşver de kendimi "Bir kedi gördüm sanki" esprisini yapmamak için zor tutuyorum biliyor musun? Hahaha
-Selina: Sen hala çizgi film mi izliyorsun?
-Bruce: Ee emeklilik ne yapacaksın?
1 Hafta sonra
Bane denilen yüzü maskeli bir terörist şehri ele geçirmiştir. Bruce ve Alfred olayı televizyondan takip etmektedir.
-Alfred: Sanırım yemininizi bozma vaktiniz geldi
-Bruce: Hangisini?
-Alfred: 8 yıl oldu ve artık halkın Batman'e ihtiyacı var görmüyor musunuz?
-Bruce: Ya ama cübbeli hoca yemin bozmak günah dediydi. Yok kabul edemem.
-Alfred: Çok fena trip atarım bak!
-Bruce: Of senin tribin de hiç çekilmiyor be Alfred! Peki peki nasıl olacak bu iş?
Alfred mutfağa kadar gider ve elinde bir bütün ekmekle döner
-Bruce: Kendine hiç bakmıyorsun Alfred, kuru ekmek filan nedir ya! 
Alfred, ekmeği Bruce'un kafasının üzerinde ikiye böler
-Bruce: N'apıyorsun Alfred hey!
-Alfred: Yemini bozma işlemi tamamdır efendi Bruce, Kara Şovalye yükselebilir artık
-Bruce: He! Yemin bozma mıydı bu? Pekala
-Alfred: (ekmekten bir ısırık alır) Ekmek de fena değilmiş denemek ister misiniz?
-Bruce: (odadan çıkarken) Ya bırak allahını seversen!
-Alfred: Ta Trabzon'dan getirttiydim ama
Kedi Kadın, Batman'i Bane'e götürür.
-Bane: Bakın kim gelmiş! Gözüm yollarda kaldı
-Bruce: Şükür kavuşturana. Ortalığı boş buldun şehrin anasını.... neyse yeminimi bozmıcam Bane efendi. Küfürü bıraktım da..
-Bane: Yeniden başlamak için doğru adrestesin. (Batman'e yaklaşır) Bu biraz canını yakacak
Kapışırlar. Bane, Batman'i havaya kaldırır ve belini kırar.
Batman önce çığlığı basar ardından da küfürü
-Batman: Hay ben senin ananı avradını yedi sülaleni................................ gelmişini geçmişini...........
-Bane: Ahaha heh şöyle!
Bruce, gözünü Bane'in ölüm çukurunda açar
-Bruce: Nerdeyim ben?
-Bane'in hapishanesi burası, bizler de mahkumlarıyız
-Bruce: En azından havadarmış
Bruce nasıl bir yerde olduğunu anlamaya çalışır
-Bruce:Vaay! Televizyonumuz da varmış. Hem de LDC. Çok takdir ettim Bane'i. Ah bir de belimi kırmayaydı iyiydi. Digitürk de var mı bunda? 
Bir kaç gün sonra
-Bruce: Beyler kırıkçı çıkıkçı var mı aranızda? Bi onu deyin hele
-Şurdaki bunak bir şeyler yapar belki
Bruce, adamdan yardım ister. Yaşlı adam, Bruce'un kırık belini iki dakikada halleder.
-Bruce: Bu bir mucize.. Ver elini ayağını öpeyim. Dur hatta heryerlerinden öpeyim!
-Yaşlı adam: Çüşş deyyus!
-Bruce: Şimdi sıra geldi burdan çıkmaya
-Yaşlı adam: Sadece bir kişi kurtulabildi bu çukurdan. 
-Bruce: Beyler pardon da ben Batman'im yani. 
Bruce ilk iki denemesinde başarısız olur. Üçüncü denemesinde mahkumlardan inanılmaz bir tezahürat yükselir. 
-Bruce: Valla bu tezahüratla Himayalara bile tırmanırım ben. Acayip gaza geldim.
Bruce, ölüm çukurundan kurtulur ve Gotham'ı kurtarmak için harekete geçer
Bruce, şehri kurtarmak ve rövanşı almak için Bane'in karşısına çıkar. 
-Bane: Nasıl buldun çukurumu? Bir dakka ya! Hayır, olamaz.. Belini kırdıydım senin
-Bruce: Hahah içerde bi amca var 2 dakkada hallediverdi. Nefesi de pek kuvvetli hani
-Bane: Bende de fıtık var biliyon mu? Bıçak altına yatmak istemiyorum şöyle 3-5 dakkada halledecek birini arıyodum
-Bruce: Gökte ararken yerde buldun birader. Önce bi hesaplaşalım sağ çıkarsan görünürsün amcaya
-Bane: Sen adamı fıtık edersin
-Bruce: E olmuşsun zaten
Tekrar kapışırlar. Bu kez Batman galip çıkar.
-Bruce: Son bir sözün var mı Bane efendi?
-Bane: Tayyip yine ulusa sesleniyor. TRT'yi aç da dinleyek
-Bruce: Te allam ya!

30 Temmuz 2013

Truva: Part 1 (Parodi)

Hector ve Paris, gemileriyle Truva'ya doğru hareket eder. Paris, Helen'i gemide saklı tutmaktadır.
-Paris: Abi doğru söyle beni seviyor musun?
-Hector: Seviyom n'olcak?
-Paris: Peki beni düşmana karşı korur musun?
-Hector: Sen yine ne haltlar karıştırdın? Benle en son böyle konuştuğunda 14 yaşındaydın ve Hattori Hanzo'nun kılıcını çalmıştın. Yine ne çaldın?
Paris, abisine Helen'i gösterir
-Paris: Tanıştırayım geçen yılın kainat güzeli Helen. Artık yengen olur yalnız!
-Hector: Nee? Ama ama nasıl? Aramızda koca bir deniz var nasıl tanıştınız? 
-Helen: Paris, face'de dürtüp duruyordu ben de ekledim
-Hector: İyi halt ettin! Kaçmaya nasıl ikna etti peki?
-Helen: Dün gece bir film izletti bana neydi adı heh Titanic hem de 3D biliyon!
-Hector: Ulan Paris! kimden öğrendin bunları bilmiyom. Barış n'olcak şimdi hiç düşündün mü?
-Paris: Hiç savaş olmadan barış olur mu abi? Sonra şu güzellik için savaşılmaz mı bi baksana!
-Hector: Sen savaşmaktan ne anlarsın! Söyle bakayım hiç adam öldürdün mü?
-Paris: Öldürmedim
-Hector: Hiç ölü gördün mü?
-Paris: Görmedim
-Hector: Peki, ölüm döşeğinde birini gördün mü?
-Paris: Yoo
-Hector: Ölmek isteyen birini?
-Paris: Maalesef. Mezar taşı yapan bi tanıdığım var o olmuyo mu?
Hector başını iki yana sallar
-Paris: Bi sefer de ölü helvası yemiştim o da mı olmuyor?
Hector yine başını iki yana sallar
-Paris: Aa! bak şimdi hatırladım geçen hafta bir kurt öldürmüştüm
-Hector: Bi elma kurdu olmasın!
-Paris: Yo yo gerçek kurt aynı Tarkan'ınkinden
-Hector: Bu da bir şeydir. Nasıl öldürdün onu anlat?
-Paris: Köftelerin içine bastım fare zehrini..
-Hector: Sana daha bir şey demiyom Paris! Hadi yıkıl karşımdan!
-Paris: Ya olaya bir de iyi tarafından baksana!
-Hector: İyi tarafı mı?
-Paris: Evet, yarın tüm gazeteler bizi yazacak! Manşetleri görür gibiyim
-Hector: Asla böyle bir şey olmayacak! Gizli tutacaz bunu
-Paris: Ah çok geç abi?
-Hector: Ne demek çok geç?
-Paris: Az evvel konuyla ilgili ilk twitimi attım. Senin anlayacağın Twitter bu haberle sallanıyor şu an
-Hector: Büyük bir savaş başlattın Paris! Bakalım Part 2 de neler olacak?...


2 Mayıs 2012

Fake Evolution


Bir kilo baklava çaldığı için 40 yıl dondorulmuş olarak bekleme cezasına çarptırılan Behçet, geleceğin Türkiye'sinde uyandırılır.

-Behçet: Nerdeyim? Hangi yıldayız? 3. Dünya Savaşı çıktı mı?
-Fazıl: 2052 yılındayız ve savaş filan çıkmadı. 
-Behçet: Sen de kimsin?
-Fazıl: Adım Fazıl, doktorunum. Nasıl hissediyorsun söyle bakalım
-Behçet: Kış uykusuna yatmış bir ayıdan farkım yok
-Fazıl: Tetkiklerinde herhangi bir terslik çıkmadı ancak bir süre gözetim altında tutacağız seni. Bak bu özel hemşiren Ahu. Senle o ilgilenecek
Behçet: Ceylan gibi mübarek!
-Ahu: Pardon anlamadım.
-Behçet: Şey tuvalete gitsem iyi olacak
-Ahu: Nasıl kullanacağını biliyor musun?
-Behçet: Peh! İdiot değiliz herhalde. Sen tarif et yeter
-Ahu: Önce sağa sonra sola sonra tekrar sağa dön karşındaki ilk kapı

Behçet, tuvaletten döner

-Behçet: Bu kadar lüks bir tuvalette neden tuvalet kağıdı olmaz?
-Ahu: Tuvalette neden kağıt olsun ki? Temizlik için deniz kabukları var ya!
-Behçet: Ben onları akvaryumuma koyarım diye aldım. Kıçımı silecek değilim ya!
-Ahu: Kıç silmek ne demek?
-Behçet: Kafa bulma benle!
-Ahu: Gerçekten ilk senden duyuyorum bunu
-Behçet: Ne günlere kaldık ya! Deniz kabuklarından belli zaten. Ahucum ben nerde kalacağım şimdi sen ondan haber ver.
-Ahu: Daha önce kimse bana Ahucum dememişti
-Behçet: Dur ben sana daha neler diyecem.
-Ahu: Benim ev müsait bu arada
-Behçet: Sahi mi? Babanla papaz olmayalım sonra
-Ahu: Çok garip cümleler kuruyorsun ama merak etme

Ahu'nun evine varırlar

-Ahu: Hadi geç karşıma da sevişelim. Al şu hapı da
-Behçet: Bak bunu beklemiyordum işte! Ee! Niye oturdun öyle?
-Ahu: Eski usüller kullanılmıyor artık. Geç karşıma da göstereyim
-Behçet: Nasıl olcak bu iş aklım ermedi!
-Ahu: Hapı yuttun mu?
-Behçet: Yuttuk be! Ne boka yarayacaksa!
-Ahu: Gözlerini kapat ve yaptığımızı düşün
-Behçet: Ben zaten düşünüyordum ki! Bir de gözlerimi mi kapatacam?

Behçet, Ahu'yu öpmeye yeltenir

-Ahu: (Behçet'i iterek) Dur ne yapıyorsun? Hayvan gibi
-Behçet: Çattık ya! 40 yılda nasıl bu kadar değişebildi her şey anlamıyorum
-Ahu: Nasıl oldu anlatayım istersen
-Behçet: Anlat. Belki hala yapacak bir şeyler vardır.
-Ahu: 2025'te Dünya'da yeni bir teknolojik devrim yaşandı. Bu, öncekilere benzer bir şey değildi. Her ülke yapay bir zeka tarafından yönetilmeye başladı. Bu sistem Türkiye dışında tüm ülkelerde başarılı oldu. Gündemi her gün değişen ülkemiz sıradanlığın esiri oldu. Gün geçtikçe halk heyecanını kaybetmeye başladı. Yapay Hükümet, bir de kırmızı eti yasaklayınca değişim hızlandı. Kurban Bayramı eski önemini kaybetti. Mangal yapmak tarih oldu. Ve en önemlisi her Türk vatandaşına yılda 60 kitap okuma zorunluluğu getirilince zamanla diğer milletlerden farkımız kalmadı. Yapay Zeka yanlış bir şey yapmadı. Tabi bizim Türk olduğumuzu unutmak dışında...
-Behçet: Peki kimsenin aklına Yapay Hükümeti devirmek gelmedi mi?
-Ahu: Herkes mutluydu; işsizlik yok, yoksulluk yok, toplumun yarısı sanat düşkünü oldu. Bienaller, sergiler dolup dolup taştı. Hala da öyle
-Behçet: Güzel şeyler de yaşanmış ama bu böyle gitmez-gidemez
-Ahu: Gördüğün gibi her şeyin bir bedeli var
-Behçet: Basbayağı evrim geçirmişsiniz işte! Sen bana bu Yapay Hükümet nasıl bir şey onu anlat. Anlat ki anasını belleyeyim!
-Ahu: Bellemek mi? Ya hiçbir şey anlamıyorum ki!
-Behçet: Şu iş bi bitsin hiç merak etme uygulamalı olarak anlatacam ben sana
-Ahu: Peki. Yapay Hükümet dediğimiz şey son teknoloji 12 bilgisayardan oluşan bir sistem. Devre dışı bırakmak için hard disclerini sökmen yeterli
-Behçet: Düşündüğümden daha kolay olacak

Behçet, Yapay Hükümeti devirir. Eski alışkanlıklar geri döner ve tersine bir evrim süreci başlar. Geri dönüşün ilk somut belirtisi bir vatandaşın yere tükürmesi olur. 3 ay sonra mecliste eskiden olduğu gibi hararetli tartışmalar yaşanır. Dönüşümün son evresi ise kırmızı etin tekrar sofralara dönmesiyle gerçekleşir.

-Ahu: Helal olsun Behçet büyük iş başardın
-Behçet: Evet büyük iş başardım ama senle şu yarım kalan işi yoluna koyamadık
-Ahu: Ha o mu? Evlenmeden olmaz Behçetcim
-Behçet: Ne oldu o eski Ahu'ya?
-Ahu: Ahu eski Ahu da Türkiye değil! Çaktın!

Not: "Demolition Man" parodisidir.

25 Şubat 2012

Planet of the Apes (Parodi)

5 kişilik mürettebatı olan uzay mekiği bir gezegene düşer. Şakir, hayatta kalmayı başarır. Mekiğin gösterdiği tarih 3797'dir. Şakir etrafı kolaçan ederken maymunlar tarafından yakalanıp hapse atılır.
-Şakir: Bu maymunlara ne olmuş böyle ya! (Diğer hücrelerdeki insanlara seslenir) Hangi gezegendeyiz? Ne oluyo burda anlatsanıza be! Dilinizi mi yuttunuz?
Zoe adlı dişi bir maymun şaşkın şaşkın Şakir'e bakar. Ona yaklaşır
-Zoe: Sen konuşabiliyorsun, bu- bu inanılmaz!
Maymunun konuşmasıyla Şakir de şok geçirir.
-Şakir: Ben kesin öldüm
-Zoe: Şaşkınlığımı mazur görün lütfen. ilk kez konuşabilen bir insanla karşılaşıyorum da!
-Şakir: Hadi ordan be! Senin bu dediğine kıçımla gülerim ben!
-Zoe: Adım Zoe, doktorum ben
-Şakir: Doktor mu? Ben de komedyen sandıydım
-Zoe: Stand-Up gösterilerim de var ama hobi olarak yapıyorum.
-Şakir: Ne yapıyorsun gösterilerinde şaklabanlık mı?
-Zoe: Yok benim mizahım absürd'dür. Absürd olduğu kadar da entelektüeldir. Entelektüel olduğu kadar da-
-Şakir: Kes be kes! Töbe töbe! 
Zoe, önlüğünden bir muz çıkarıp Şakir'e uzatır.
-Zoe: Al bakim. 
-Şakir: (parmaklıklara yapışarak) Dalga mı geçiyon layn! Burdan bir çıkayım bak neler yapacam sana! 
-Zoe: Ailende hiç sinir krizi geçiren biri var mıydı?
-Şakir: Ya bi git Allahını seversen!
-Zoe: Konuşmayı nasıl öğrendin peki?
-Şakir: Bu soruları benim sana sormam lazım
-Zoe: Nedenmiş o?
-Şakir: Bak güzelim ben bi astronotum, uzay mekiğimiz bu gezegene düştü ve şu an bir hayvanla konuşuyorum daha ne olsun!
-Zoe: Hayvan senin babandır!
-Şakir: Çüşş!
-Zoe: Çüşş hayvana derler
-Şakir: Delircem ya!!
-Zoe: İlk tespitlerime göre sen zaten bir delisin. Sende şizoik paronoid transfargumatik le figaro hastalığı var.
-Şakir: Hemen yetkili kimse onla görüşmek istiyorum
-Zoe: Kralımızı görünce çok şaşıracaksın
-Şakir: Ona şüphe yok!
Zoe, muhafızları çağırır. Şükrü kafesten çıkarılıp krala götürülür.
Şakir, kralın karşısına çıkar
-Şakir: Anaa! King Kong lan bu!
-Kong: Bu güzeller güzeli de kim?
-Şakir: Ne oluyo be güzel olan kim?
-Zoe: Kralımız sarışınlardan pek hoşlanır. Sarışınlığının yanında saçlarını da uzatmışsın üff! Ona Şükriye diyebilirsiniz Kralım.
-Şakir: Ben erke-
-Zoe: Şiişşşt! Ölmek mi istiyorsun!
-Kong: Ben galiba aşık oluyorum.
-Zoe: Tebrik ederim Kralımızı kendine aşık etmeyi başardın
-Şakir: Saçmalama ya! Erkeğim ben elbet öğrenecek
-Zoe: Merak etme hiçbir zaman öğrenemeyecek.
-Şakir: Yok ya! Nasıl olacak o?
-Zoe: Sana uzmanlık alanımdan bahsetmemiştim di mi? Estetik Cerrahım ben. Cinsiyetini değiştireceğim ilk kişi sen olacaksın. Bayan Frankeinsten olacağım ahaaha!
-Şakir: Asla böyle bir şey olmayağğğzzz
Zoe, o sırada şırıngayı Şakir'in koluna saplar. Şakir yere yığılır. 
1 hafta sonra
Şakir, Şükriye olarak uyanır. King Kong'la düğünü 40 gün 40 gece sürer...




19 Ocak 2012

Terminatör 3: Makinelerin En Güzeli

Annesi kene ısırması sonucu ölen John Connor koca delikanlı olmuştur. küçük bir motorsiklet kazası geçiren John, soluğu en yakındaki veterinerde alır. Güzel veteriner Katherine, John'un yarasını temizler. O anda içeriye bordo deri kıyafetiyle güzeller güzeli genç bir kadın girer.

-T1200: John hanginiz?
-Katherine: Ben olacak değilim herhalde
-John: John benim
-T1200: Ben T1200 son duanı et!
-John: Eyvaah! Son duam yerine son dileğimi yerine getirsen adettendir.
-T1200: Benim için fark etmez
-John: Söz mü?
-T1200: Söz
-John: Gel senle arka tarafa geçelim orda söyleyecem.

John ve T1200 şeyederken T800 odanın duvarını yıkarak içeri dalar.

-John: Anaa! T800!
-T800: Dönecem demiştim di mi? Hadi çabuk ol
-John: Sıranı bekle
-T800: Öyle değil ya! Peşine yine makine taktılar. Bu sefer ki kadın bir de! İnan onla tanışmak istemezsin
-John: Ohoo! Biz çoktan tanıştık görmüyon mu?
-T800: Bu o mu?
-T1200: T800 kardeş yanlış anlama John'ın son isteğini yerine getiriyorum. Bilirsin bir robot söz verdi mi o sözden dönüş yoktur.

Katherine odaya girer

-Katherine: Tüüü! Rezil kepazeler! (eliyle gözlerini kapatır) Bu dükkandan daha hayır gelmez. Çabuk gidin burdan şimdi polis çağırıyorum.
-John: Tamam be işim bitti zaten!

John üstünü giyinirken T1200 kolunu bir çeşit silaha dönüştürür. T800 üzerine atılarak John'ı kurtarır.
T800, Katherine ve John'ı alarak oradan uzaklaşır. Katherine bağırır

-Katherine: İmdaaat! Böbreğimi çalacaklaaarr! İmdaaat!

Bir araç çalıp yola koyulurlar

-John: T800 kızı niye yanımıza aldık ki? Bana özenip kötü bi şey yapmıcan inşallah
-T800: Bir görevim de onu korumak
-John: Kim ki o?
-T800: Katherine Brewster gelecekteki karın
-John: Karım mı?
-Katherine: Daha neler! Bu sapıkla evleneceğime bi robotla evlenirim daha iyi
-T800: Sahi mi?
-Katherine: Sana n'oluyo be!
-John: O bi robot hala anlamadın mı?
-Katherine: Kafa mı buluyon sen benle?
-John: T800, senin şu eski numarayı yapsana

T800, elinin derisini keser. Metalik iskelet ortaya çıkar. Katherine'nin gözleri yuvalarından fırlar. John olup biteni açıklar.

-Katherine: O zaman sen benim gerçekten kocamsın
-John: En kısa zamanda nişanı yapalım
-Katherine: Olmaz ben sana kızgınım. Aldattın beni
-John: Daha birbirimizin adını bile bilmiyorduk. Yapma böyle
-John: T800, bu makinelerle insanlık arasındaki savaşı durdurmanın bir yolu yok mu?
-T800: Savaş kaçınılmaz skynet 4 saat sonra savaşı resmen başlatacak.
-John: Yürüyün o zaman Skynet'i kapatmaya gidiyoruz.
-T800: Olmaz sizi güvenli bir yere götürmek zorundayım
-John: Hani sen her dediğimi yapmak zorundaydın
-T800: Hayatını tehlikeye atacak bir şey yapamam

John, T800'ün belindeki silahı kapıp kendi başına dayar

-John: Dediğimi yap yoksa öldürürüm kendimi
-T800: Kendini öldürme olasılığın % 0,1
-John: Nerden biliyon?
-John: Bak John, ayrı kaldığımız zaman içinde iki üniversite bitirdim ben. Doktora bile yaptım biliyor musun? Doktora tezimin konusu neydi bir tahmin et!
-John: Makinelerde Holiganizm
-T800: Yok o değil
-John: Küreselleşen Dünyada Makinelerin Yeri
-T800: O da değil
-Katherine: İnsan Psikolojisi
-T800: Bingo! O yüzden tetiğe basmayacağını biliyorum John. Ayrıca sana niye tetiğe basmayacağını söyleyeyim. Bir, T1200'ü aklından çıkaramıyorsun. İki, her 9 dakika da bir aklına Katherine ile ilgili yeni fanteziler hücum ediyor. Üç, T1200'ü evcilleştirip metresin yapmayı düşünüyorsun.
-John: Sonuncusu hiç fena fikir değilmiş aslında
-Katherine: Bana bak John, O  robotu aklından çıkarmazsan ben çıkarırım ona göre. Hem sen söyle bakayım şu 9 dakika olayı doğru mu?
-John: O süre daha kısa biliyon mu?
-John: T800, sana bir teklifim olacak. Bizi Skynet'i kapatmaya götürürsen bu iş bittiğinde söz T1200 ile aranızı  yapacam.
-T800: Gerçekten yapabilir misin?
-John: T800, sen yokken ben de boş durmadım. İki kitap yazdım. Şimdi de sen tahmin et bakalım adlarını
-T800: Bir kadının nesi var iki kadının sesi var
-John: Doğru valla! Ya diğeri?
-T800: Kadın dediğin sarışın olur
-John: Valla o da doğru! T800 n'aptın oğlum sen bilgisayarı mı yeniledin yoksa?
-T800: Eski bilgisayarı verdim onu 1600 TL'ye saydılar üstünü de tamamlayıp yeni bir model aldım.

T800, John ve Katherine, Skynet'i kapatmak için geç kalmış ve T1200 orayı yerle bir etmiştir. John, T1200'ü ikna etmeyi başarır. T1200, davasından vazgeçer. John ve Katherine hemen evlenir. John'ın makine-insan ilişkilerini anlattığı son kitabı büyük yankı uyandırır. T800 ve T1200 ise Amazon Ormanlarında sessiz bir hayat sürmeyi tercih ederler...

18 Ocak 2012

Temel İçgüdü (Parodi)

Catherine Trammel gerilim romanları yazan seksi bir kadındır. Son romanındaki cinayetlerle aynı şekilde öldürülen bir adamın davasını araştıran yakışıklı dedektif Nick Curran, onu sorgulamak üzere merkeze götürecektir. 
Sabahın erken saatleri Catherine evindedir. Kapı çalar. Catherine kapıyı açar. Karşısında yakışıklı bir adam görünce dibi düşer.

-Catherine: Ouğwç! 
-Nick: Havuç mu?
-Catherine: Sabah sabah karşımda yakışıklı bir beyefendi görünce verdiğim tepkidir ouğwç
-Nick: Catherine Trammel
-Catherine: Evet benim
-Nick: Özel dedektif Nick Curran, benimle merkeze kadar gelmeniz gerekiyor
-Catherine: nickname'inizi boşverin de gerçek adınızı söyleyin bir zahmet
-Nick: Nick benim gerçek adımdır. 
-Catherine: Pekala

Sorgu odasında Nick, ortağı ve komiser vardır. Catherine bacak bacak üstüne atar, sigarasını ağzına koyar. Nick sigarayı yakar

-Catherine: Bakın ben yanlış bir şey yapmadım tamam mı?
-Komiser: Sorguya başlamadan önce yaptığınız yanlışları sayayım isterseniz. Bir, burada sigara içmek yasak ve cezası 70 TL'dir lütfen söndürün. İki, siz hiç iç çamaşırı giymez misiniz? lütfen giyin. Üç, etrafa hep böyle seksi bakışlar mı atarsınız? lütfen atmayın. Gördüğünüz gibi 3 yanlışınız var.
-Catherine: Sigara içiyorum diye beni hapse atacak değilsiniz ya! Hem sizin iç çamaşırı giydiğiniz ne malum!
-Komiser: Öhö öhö! Catherine hanım! siz hiç aile terbiyesi denen bir şey almadınız mı?
-Catherine: Bir dakka çantamda olacaktı!
-Komiser: Laubaliliğin lüzumu yok. Her neyse konumuza dönecek olursak; dün gece son romanınızda tasvir ettiğiniz gibi bir cinayet gerçekleşti. Refik Pekgüdük adlı bir vatandaşımız buz kıracağını önce televizyonun anten girişine sonra da prize sokarak intihar etti. Romanınız da evinde bulundu. Buna ne diyeceksiniz bakalım!
-Catherine: Ne yani beni intihara sebebiyet vermekle mi suçluyorsunuz? Şimdi Refik kardeşin intihar etme sebebi çok açık
-Komiser: Yapma ya! Neymiş?
-Catherine: Adamın soyadına bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız

O sırada içeriye bir polis girer. Elindeki notu komisere uzatır. Komiser notu herkesin duyabileceği şekilde okur

Not: Arkadaşlarım hayatım boyunca hep benle dalga geçti. Kız arkadaşım ise soyadımdan yola çıkarak imalı imalı konuştu. Derin mevzulara indi. Ben de daha fazla dayanamayarak kendimi intihar etmeye karar verdim. Ölümümle Catherine hanımın bir ilgisi yoktur.
-Komiser: Valla ne diyeceğimi bilemiyorum. Kusura bakmayın sizi buralara kadar yorduk. Nasıl affettirebiliriz kendimizi?
-Catherine: Nick beni eve bıraksın
-Komiser: Tabi ne demek! Nick hadi bakayım

Nick ve Catherine yola koyulurlar. Yolda sohbet koyulaşır.

-Nick: Helal olsun sana bizim komiseri iyi kandırdın.
-Catherine: Nasıl yani?
-Nick: O notu senin yazdığın gün gibi ortada
-Catherine: Aşk olsun sana be Nick! Eğer o notu ben yazmış olsaydım hiç kendimi intihar etmeye karar verdim diye yazar mıydım? Koskoca bir yazarım ben bir daha duymayayım sakın.
-Nick: O da doğru ya! Benim de kafam karıştı. Bu arada seni eve bırakmamı neden istedin?
-Catherine: Seni daha yakından tanıyabilmek için
-Nick: Peki neden iç çamaşırı giymedin?
-Catherine: Niyetimi daha iyi anlayabilmen için
-Nick: Çakmağın olduğu halde sigaranı neden benim yakmamı bekledin?
-Catherine: Senin niyetini daha iyi anlayabilmek için
-Nick: Peki, komisere sizin iç çamaşırı giydiğiniz ne malum derken neden bana öyle baktın?
-Catherine: Gerçekten giyip giymediğini merak ettiğim için.
-Nick: Desene bu gece uzun olacak. Bir şey daha var yeni romanının konusu ne olacak?
-Catherine: Sürekli soru soran yakışıklı bir dedektifin esrarengiz ölümü üzerine desem
-Nick: Okumak için sabırsızlanıyom biliyon mu?
-Catherine: Çok da meraklanma bence ölümlü dünya biliyon...