pornografik film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pornografik film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2025

Trier'in Pornografiyle İmtihanı: Nymphomaniac

Kimileri onu provakatör olarak görse de, Danimarka’nın sinema sanatına en büyük hediyesi olarak gördüğüm aykırı işlerin adamı Lars von Trier, cinsel içerikli dört saatlik Nymphomaniac'ı, vizyona girdiğinde epey konuşulmuş, tartışma yaratmış ve ülkemizde yasaklanmıştı. İki bölüm halinde izlediğimiz Nymphomainac'ın esasında beş buçuk saatlik sansürlenmemiş bir versiyonu olduğu söyleniyor.  Bu haliyle dahi seyirciyi zaman zaman rahatsız eden ve zorlayan film hakkında vizyona girdiğinde yaptığım değerlendirmeyi paylaşmak istedim.

Nemfomanyak bir kadının hikayesi

Trier, tüm filmi seks bağımlısı Joe’nun kendisine yardım etmek amacıyla onu evine davet eden Seigman adlı bakir bir adama hayat hikayesini anlatması biçiminde kurgulamış. Flashback sahneleriyle Joe’yu, ikisi arasındaki diyaloglarla da Seigman’ı tanıyoruz. Bu noktada Trier ilginç bir şey yapıyor. Pasif (dinleyen) konumundaki Seigman’a önemli bir rol biçiyor. Seigman, başından geçenleri anlatan Joe’yu entelektüel birikimiyle yönlendiriyor. Joe’nun sıra dışı hayatının kapısını açan anahtar işlevi görüyor ve hikayenin hangi kısımlarını anlatacağını da belirliyor diyebiliriz Seigman için. Trier filmini belli bir noktadan başlayıp, sonra o noktaya nasıl ulaştığımızı anlatan ve en son Inside Lıewyn Davis’de de kullanılan hikaye kurgusunu kullanmayı tercih etmiş. Bu şekilde karakterimizin o noktaya nasıl geldiğini merak etmemizi sağlayacak bir formülü de devreye sokmuş yönetmen.

Erotik değil, pornografik drama

Başta hardcore ve softcore olmak üzere iki farklı versiyonu olacağı söylenen, ancak daha sonra iki bölüm halinde karşımıza çıkacağını öğrendiğimiz Nymphomaniac’ın erotik-dram olacağını düşünüyordum, yanılmışım. Film, porno mu değil mi tartışmaları sürerken, belirtmekte fayda var Nymphomaniac pornografik bir drama. Ancak bir porno filmde görebileceğiniz detayları göstermekten çekinmeyen Trier, biraz ileri gitmiş olsa da derdi porno çekmek değil. Yapmak istediğinin biçimci üslubu ve estetik yaklaşımını tekrarlayarak seks bağımlısı bir kadının toplum içinde nasıl algılandığını, bu bağımlılığın onu nasıl bir yalnızlık içine ittiğini göstermek olduğunu düşünüyorum. Neden porno değil sorusuna verilebilecek diğer cevap ise Trier’ın malum sahneleri bazen matematiksel verilerle sunması, ekran bölmeler, avlanan hayvanlarla eşlemeler gibi pek çok detay ile dikkati başka yöne çekmesi diyebiliriz.

Nymphomaniac Bölüm 1 ve Bölüm 2

Kill Bill gibi tek film olarak çekilip, stüdyo baskısı vb. sebeplerle iki bölüm halinde izlediğimiz filmleri ayrı ayrı değerlendirmeyi çok doğru bulmuyorum. Nymphomaniac Bölüm 1 ve 2’yi  filmin ilk yarısı ve ikinci yarısı şeklinde ayırarak değerlendirmek gerekiyor. Buradan baktığımızda ilk yarıda genç Joe’ya Stacy Martin’in hayat verdiği bölümler, genel olarak bağımlılığın tadını çıkartan, bunu bir oyun olarak gören ve sonrasını düşünmeden yaşayan bir kadının yaşadıklarını yansıttığından daha çabuk akan, soft bir ilk yarı sunarken, ikinci yarıda Charlotte Gainsbourg’un canlandırdığı Joe’ya geçmemizle birlikte Joe’nun zor dönemi başlıyor. Bundan sonra pornografik anlamda olmasa da soft’tan hard’a geçtiğini söyleyebiliriz. Başka bir deyişle nemfomanyak Joe’dan mazoşist Joe’ya geçiyoruz. Karakterin geçirdiği değişim ve dönüşüm ilk yarı ve ikinci yarıda net bir şekilde görülüyor.

Antichrist-Melancholia sonrası Trier sineması ya da depresyondan çıkış

Antichrist ve Melancholia, Trier’ın kendisinin de belirttiği üzere yönetmenin geçirdiği depresyonun dışavurumu olan oldukça sert filmlerdi. Antichrist’te ima edip, Melancholia’da kıyameti koparan Trier, Nymphomainac ile depresyondan çıktığını açıkça belli ediyor.  Bunun en net göstergesinin de Tirer’ın özellikle dramatik anlamda ilk yarıya oranla ağırlaşan ve yönünü değiştiren filmi çocuksu, şımarık ve komik bir finalle noktalaması olduğunu düşünüyorum. Fevkalade Antichrist göndermesini de (Antichrist’tekinden  farklı neticelendiğinden) Trier’ın depresyondan çıkış mevzusunu destekleyici bir argüman olarak görebiliriz.

Öte yandan Trier’ın Dogville’den beri ısrarla sürdürdüğü episodik anlatıyı Nymphomaniac’ta daha ileri götürdüğünü görüyoruz. Perdeye düşen bölüm yazılarının yanında bu kez ana karakterimiz Joe’nun kendi hikayesini anlatırken spontane biçimde başından geçenleri bölümlere ayırması, “o zaman bu bölümün adı şu olacak” demesi  Trier’den daha önce görmediğimiz enteresan bir uygulama diyebiliriz. Antichrist-Melancholia’nın kendi içinde tutarlı ve estetik açılış sekansları ise muhtemelen hikaye yapısı gereği yönetmenin vazgeçtiği biçimci bir numara olmuş.

Sonuç olarak; Nymphomaniac yarattığı beklentiye belli ölçüde karşılasa da filmi Trier filmografisi içinde üst sıralara konumlandırmak pek mümkün değil.

18 Nisan 2014

Nymphomaniac: Vol. I & II


Film bildiğiniz gibi ülkemizde yasaklandı. Nemfomanyak; cinsel ilişkiye doyumsuz, tatmini zor, libidosu her an yüksek kadın demek. “Seks+kadın+yasak” kelimeleri bir araya gelince merak kat be kat artıyor bizde tabii. Pek çok insanın (özellikle erkeğin) sırf bu sebeple filmi hayatında torrent nedir bilmese de öğrenip, indirip izlediğine eminim O arkadaşlar için üzgünüm, bu bir porno film değil, drama. Evet, film son derece açık, pornografik sahneler içeriyor bolca. Dayanabilmeniz için ya Lars von Trier fanı olacaksınız, ya da epey bir “açık kafalı”. Şükür ki bende her ikisi de var. Böyle değilseniz filmin size “dokunması“ zor. Gerçi filmdeki mekanik seks sahneleri zaten tahrik edici, heyecanlandırıcı olmaktan ziyade acıtıcı, irite edici. İzlemesi kadar, yazması da zor bir film...
Aylin Okutan yazdı

Sex saplantılı, duygulardan uzak Joe (maskülen bir ad bu arada!) ile aseksüel, yargılamayan, gözlemci, dinleyici, anlatıcı, suç hafifletici Seligman (kutsanmış, mübarek adam demek) arasındaki matematik, müzik, edebiyat, balıkçılık, din referanslarıyla süslü diyaloglar ve epizodlar halinde sunuluyor film.

Joe (Charlotte Gainsbourg), yaptıklarını, seçimlerini ve kendi doğasını kolaylıkla kabul ediyor, (Duygusuz olması sebebiyle mi? Babasının çocukken onu doğaya götürüp birlikte “ruh ağacı”nı aramasından mı?), arkasında duruyor, kendini suçlu ya da bir kurban gibi kötü hissetmiyor, kendine acımadan objektif biçimde anlatıyor hikayesini. Seligman (Stellan Skarsgard), hiçbir yargılama ya da suçlamada bulunmadan, hatta kendi aseksüalitesinin de yardımıyla, onu rahatlatmaya çalışıp, başka bakış açıları getirmeye çalışarak hem dinliyor, hem kendi hikayeleriyle katkıda bulunuyor Joe’ya. Gerçi Joe, bunlardan etkilenmeden devam ediyor duygusuzca bizi şaşırtmaya.

O duygusuz ama biz pek çok duygu arasında gidip geliyoruz; acıma, iğrenme, kızma, şaşırma, anlam verememe ama nihayetinde benim için derin bir üzüntü. Hatta bir pedofile bile acıyacak noktaya gelebilir misiniz? Oluyor... İnsan cinselliğinin karanlıklarına ve kimliklerimize etkisine hiç utanmadan bakıyor Trier. Aslında filmi anlamak için izleyiciden de beklenen bu. Utanmadan, yargılamadan, korkmadan kendi içinize objektif olarak bakabilmek.

Trier'in tüm filmlerinde zarar görmüş kadınlar vardır. Burada da öyle. Kişileri ve olayları doğru/yanlış diye etiketlemeden önce düşünmek lazım, zira her zaman bu kadar basit değil herşey...

Dünyanın büyük bölümü filmden nefret etti. Din ve günah kavramı da yardımcı bu nefrete ve bence Trier de Seligman aracılığıyla bunu manipule ediyor filminde. Cannes’da da istenmeyen adam (Persona non grata) ilan etmişlerdi Trier’i ayrıca. Ama eğer bilinçlatınızın gizli ve karanlık noktalarıyla karşılaşmaktan korkmuyorsanız “orada ne var merak ediyorum” diyerek uçlara gidip bakacak cesaretiniz varsa, sıradışı, düşünmeye zorlayan bir film bu.

Uma Thurman’ın olağanüstü eğlenceli sahnesine, güvenin nasıl sarsıcı biçimde zedelenebileceğini anlatan final sahnesine dikkat .

Ve son bilgi; ‘Nymphomaniac’; Trier’in ‘Antichrist’ ve ‘Melancholia’dan sonraki ‘Depression Trilogy’ (Depresyon Üçlemesi) nin son filmi.