17 Mayıs 2013

Snow White and the Huntsman


Fantastik sinemanın altın çağını yaşadığı 2000'li yıllarda, çizgi roman uyarlamaları fantastikte ana damarı oluştururken, Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter türevi filmlerle mitolojiyi arkasına alan yapımlar bu türü beslemeyi sürdürüyor. Ancak Hollywood yeni kapılar açmakta ısrarcı. Bunu bir yandan türleri melezleştirerek yaparken, öte yandan masallara uzanıp fantastik havuzunu genişletme uğraşısında şu sıralar. Animasyon ürünü Shrek serisiyle yeni bir masal üretme denemesinin ardından sıra herkesçe bilinen masallara geldi. İlk adımı Grimm Kardeşler'le attıktan sonra Kırmızı Başlıklı Kız (Red Riding Hood), Hansel ve Gretel, Pamuk Prenses gibi masallar modernize edilerek önümüze sürüldü. Pamuk Prenses ve Avcı adıyla geçtiğimiz yıl vizyona giren film, amacına yönelik Kristen Stewart, Charlize Theron ve Chris Hemsworth gibi popüler isimlerle örülü bir kadroyla yola çıktı. 

Çocuk masalından epik fanteziye

Pamuk Prenses masalının hikaye akışını alıp, onu saflığından, yüzeyselliğinden ve yumuşak geçişlerinden arındıran senaristlerimiz, Universal Pictures'ın çizdiği rota doğrultusunda görsel efektlerle desteklenecek, epik film geleneğinden beslenecek fantastik bir macera yaratma düşüncesiyle yola çıkmışlar. Pamuk Prenses masalından yeni bir dünya yaratırken de Yüzüklerin Efendisi'nden bolca etkilenmişler. Yeni karakterler ve durumlarla, Orta Çağ'a aitmiş gibi duran bir zamanda hikayenin genişletilmesi ve geliştirilmesi masalın çehresini tamamen değiştirmiş. Açılıştaki masalsı giriş, Pamuk Prenses'in modernize edilmesine karşın bunun bir masal olduğu gerçeğinin değiştirilmek istenmediğinin, sadece çocuklar için değil yetişkinlere yönelik bir tür filmine dönüştürüldüğünün resmidir.

Masalda hikaye akışının korunduğundan bahsetmiştik. Ravenna adlı kötü kraliçenin "Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzeli?" repliğini tekrarlaması, Pamuk Prenses'in elmayla zehirlenmesi ve öpülerek uyandırılması harfiyen uygulanıyor. Ancak Kraliçe Ravenna'nın aynası, konuşacağı zaman bir beden üzerinde yükselme gereği duyuyor. Burada Terminatör 2'deki civa alaşımlı robotu anımsamamak mümkün değil. Zehirli elma da benzer bir şekilde Pamuk Prenses'in kardeşiyle olan geçmişine uzanarak devreye sokuluyor. Cüceler ise Yüzüklerin Efendisi'ndeki savaşçı cüceleri yeni bir temsiline dönüştürülmüş hikaye gereği. Pamuk Prenses'in Jean D'arc gibi bir karaktere bürünmesi de en cesur karar olmuş. Bu tip değişikliklerle herkesin bildiği detaylar yeniden yorumlanarak seyircinin beğenisine sunuluyor. Charlize Theron kötü kraliçe Ravenna'ya uyum sağlamış ancak aynı şeyi Kristen Stevart'ın Pamuk Prensesi için söyleyemeyiz. Yine de filmi çok aşağıya çektiğini düşünmüyorum.

Son söz: Başarılı görsel efekt çalışmasını, doğru renk tercihleriyle iyi bir görsel yapıda eriten Pamuk Prenses ve Avcı, hiç fena olmamış. 6.3\10

1 Mayıs 2013

İlk İzlenim: "The Lone Ranger"

The Ring ve Pirates of the Caribbean serisiyle başarılı işler çıkaran yönetmen Gore Verbinski, Johnny Depp ile yeniden bir araya geldiği yeni filmi The Lone Ranger, 5 Temmuz'da Türkiye'de gösterime girecek. Aslında büyük prodüksiyonların adamı yapımcı Jerry Bruckheimer'la Verbinski ve Depp'in bir araya gelmesi yeni bir hit filmin doğuşu anlamına gelebilir. 

 The Lone Ranger  çizgi romanlarının bu ilk sinema uyarlaması değil. Maskeli Süvari olarak bildiğimiz çok da başarılı olmamış 1981 tarihli bir western filmi mevcut. Bu yeniden çevrimde hikayeye yeni bir bakış açısıyla yaklaşıldığı konuşuluyor. Ne kadar doğrudur bilemiyoruz ancak, bunun doğru olması temennimiz. Filmin hikayesi ise kısaca şöyle: Amerikan yerlisi (Kızılderili diyelim) Tonto ve kanun adamı John Reid'in tesadüfi bir şekilde bir araya gelmeleri ve Tonto'nun onu bir efsaneye dönüştürmesi, ana öyküyü oluşturmakta. Mizah ve aksiyonun hız kesmediği bir serüven filmi yaratma düşüncesiyle hareket edildiği çok açık. Birbirine zıt iki karakterin bir araya gelmesi zaten bolca malzeme çıkaracaktır. 

Artık western türünde söylenebilecek yeni bir söz, anlatılabilecek farklı hikayeler bulmakta ciddi sıkıntılar çekildiğini düşünürsek, yenilik getirme veya özgün olma iddiası taşamayan bir filmin bizi beklediğini söyleyebiliriz.  The Lone Ranger, bir yeniden yapım olmasına karşın Johnny Depp faktörüyle merakımızı artırıyor. Depp'in yine eksantrik bir karaktere büründüğü film, sırf onun varlığıyla seyirciyi sinema salonlarına çekecek gibi. Fragmana baktığımızda ise bir komedi westernin izini sürebiliyoruz. Bu yazın umut vaat eden filmlerinden biri var karşımızda. Ama tabi büyük beklentilere girilmemesi gerekir.