Alien Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alien Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2014

Bilimkurgu sinemasında “Altın Çağ”ın klasik serileri canlanıyor

 
1968 yılında ikinci doğumunu gerçekleştiren bilimkurgu sineması, bu tarihten itibaren kafalarda oluşan “serüven filmleri üreten tür” imajını yıkmayı başarmış ve yeni ufuklara yelken açmasını bilmiştir. 70’li yıllara Planet of the Apes’in her yıl bir adet çekilen devam filmleriyle girildi. Hepsi de başarılı olunca bilimkurgu sinemasında klasikleşecek serilerin ilki doğmuş, diğerleri için de uygun zemin hazırlanmış oldu. Elbette 68 sonrası dönem için altın çağ tanımlamasını yapmamızın asıl sebebi bu değil. Türün kendini sürekli yenilemesi, yeni alt türler açması, yeni temalar ve başka türlerle melezleşerek evrimini sürdürmesi, insanoğlunun kendisini, geçmişini, bugününü ve geleceğini sorgulaması, geçmişine ve bugününe bakarak ürettiği distopyalarla eleştirel yönünü hep açık tutması, felsefesini ortaya koyması ve bunları yaparken her dönemin ruhuna uygun klasikler üretebilmesi diyebiliriz.

Türün gidişatına baktığımızda “Altın Çağ”dan kopulamadığını net bir biçimde görüyoruz. Bunun başlıca sebebi ise yenilerinin üretilememesi veyahut üretilenlerin de “altın çağ” klasikleri gibi zengin ve genişletilebilir bir dünya sunamaması ve mitolojilerinin cılız kalması denilebilir. Bunu başaran örnekler çıkıyor kuşkusuz. “Altın Çağ”ın son ürünü The Matrix iki devam filmiyle, çizgi roman menşeli X-Men serisi (ve 3 devam filmiyle dönecek olan Avatar da dahil edilebilir), bu dönemin en başarılı yeni bilimkurgu serileri olduğunu söyleyebilirz.

Planet of the Apes’e yeni seri…

Bilimkurgu serilerinin önünü açan Planet of the Apes başarısız bir remake’in ardından 2011’de Rise of the Planet of the Apes ile taze bir başlangıç yaptı. Bu serinin zamansal olarak ileriye gitmesi çok da olumlu sonuç vermeyeceğinden, ilk serinin (devam filmlerinin) anlatmakta yetersiz kaldığı, maymunların nasıl oldu da dünyada hüküm sürmeye başladığını ve evrimini ancak bir prequel netleştirebilirdi. Rise of the Planet of the Apes de sağlam bir temel inşa ederek başarıya ulaştı ve yeni bir serinin doğmasını sağladı. Dawn of the Planet of the Apes de bu yaz seyirci karşısına çıkacak Açıkçası yeni bir Maymunlar Cehennemi serisi gerekliydi. İlk serideki devam filmleri başarılı olsa da sonuçta ilkinin derinliğini yakalayamamıştı. Bu açıdan post apokaliptik bilimkurguların en yaratıcı olanlarından birinin yolculuğuna devam etmesi fazlasıyla memnun edici.

Star Wars küllerinden doğacak!

George Lucas’ın 1977’de yarattığı Star Wars, bilimkurgu sinemasının en önemli serisi… İlk üçleme öyle sevildi, öyle benimsendi ki Lucas, 1999’da yeni bir üçlemeyle geri döndü. Yan ürünleriyle inanılmaz bir pazarı olan Star Wars, uzun zamandır konuşulan yeni bir üçlemenin kapısını aralıyor. J.J. Abrams’ın yönetmen koltuğuna oturduğu 7. filmde Harrison Ford, Mark Hamill ve Carrie Fisher’ı unutulmaz karakterleriyle tekrar izleyeceğiz. Bunun anlamı da yeni üçlemenin zamansal olarak ileri gideceği ve ilk üçlemeyle organik bir bağ kuracağı. Başta Disney’in finanse edeceğinin öğrenilmesiyle hayal kırıklığı yaratan ancak Abrams’ın dümenin başına geçmesi ve eski ekibin kilit oyuncularının yeni seriye adapte edilecek olmasıyla hem aksiyon anlamında hem de ruh katma babında başarılı bir iş ortaya koyulacağı görüşü ağırlık kazandı.

Star Trek sil baştan!

Bilimkurgu sinemasının uzay operası alt türünün Star Wars'la birlikte en uzun soluklu ve en popüler serisi Star Trek, 70'li yılların sonunda sinemaya transfer olarak arkası kesilmeyecek bir seriye dönüşmüştü. 1994’te yeni nesil adıyla bir seri daha çekildi ancak görselliği, efektleri, kadrosu kısacası baştan ayağa kusurlu bir seriydi bu. Bilimkurgu ve aksiyon sinemasının bugün en yetenekli isimlerinden biri olarak kabul ettiğimiz J.J. Abrams’ın 2009’da hikayeyi ilk kez en baştan anlatmayı denemesi ve önceki filmlere eskik olan aksiyonu zerk etmesiyle başarılı oldu. Star Trek’in birbirinden bağımsız hikayelerden oluşması onu türün en uzun serisine dönüştürdü. Beyazperde de 12 kez canlanan seri birkaç yıl içerisinde 13. filmiyle karşımızda olacak.

Alien evrenine can suyu

70’lerin sonunda başlayıp 1997‘de 4. filmiyle sonlanan Alien, 2000’lerde Predator’le karşı karşıya getirildi ama o proje tutmadı. Tıkanan devam filmlerini açmada hayli başarılı sonuçlar veren ön bölümler (prequel) Alien serisi için de can suyu anlamına geliyordu. Prometheus bu anlamda Alien’ın doğuşunu kafalarda soru işareti bırakmadan, Alien filmleriyle uzak düşmeden çeşitli referansları ve ilaveten felsefesiyle yeni neslin Alien filmi açlığını dindirebilecek kalitede bir filmdi. Şimdilerde Prometheus’un ikinci filmi için hazırlıklar başladı. Planet of the Apes, Star Trek gibi Alien da köklerine dönerek yeniden yapım ve devam filmi çağının en “ak” işleri oldular.

Mad Max tam bir muamma

George Miller’ın 1979’da yarattığı ve ilk filmin başarısının ardından üçlemeye dönüşen Mad Max, post apokaliptik bilimkurguların en başarılı örneklerinden biri. Hatta bu alt türün örnek alınan başlıca serisi olduğunu söyleyebiliriz. Mel Gibson’ın varlığından da güç alan Mad Max, yoluna Gibson olmadan devam ediyor. Fury Road ve ardından çekilecek beşinci filmin kamera arkasında George Miller’ı göreceğiz ancak çok da heyecan yaratan bir haber değil bu. Mel Gibson’ın olmaması önemli bir etken fakat aslı sebep projenin zorlama kokması ve Mad Max dünyasının genişletilmeye pek uygun olmaması diye düşünüyorum.

Terminator şahlanabilir!

Zaman yolculuğu temasını makine-insan savaşı içerisinde eriten Terminator’de beklenen kıyameti yaşıyoruz artık. İlk üç filmin kaçmalı-kovalamacalı anlatısı, dördüncü filmle birlikte değişmiş, Arnold’un yokluğu doldurulmaya çalışılmış ve Cameron’un mavimtrak geleceği de değiştirilmişti ne yazık ki.. Yine de fena sonuç vermeyen dördüncü film Arni’nin dönüşüyle çöpe atılmış görünüyor. John Connor tekrar değişti. İkinci filmden sonra bir daha göremediğimiz Sarah Connor da yerini alacak Terminator: Genesis’te. Dördüncü filmde pas geçilen zaman yolculuğuna beşinci filmde yeniden başvurulacak. Gelen haberlere göre önceki filmlerle sıkı bir bağ kurulacak. Thor: The Dark World’de başarılı bir iş ortaya koyan Alan Taylor asıl sınavını bu filmle verecek.

Sonuç: Altın dönemin en başarılı bilimkurgu serileri türün yeni “Altın Çağ”ında önemli bir rol üstlenecek gibi görünüyor.

2 Haziran 2012

Prometheus

Ridley Scott, 1979 yapımı ilk Alien filmi ve 1982 tarihli Blade Runner ile bilim kurgu sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olup çıkmıştı. Türe yaptığı büyük katkı sonrasında farklı türlere yönelen Scott,  sonunda aradığı projeyi bir nevi Alien'ın öncesini anlattığı Prometheus ile buldu ve Avatar - Inception sonrası yükselişe geçen bilim kurgu sinemasına major bir film daha armağan etti. Fragmanları ve fazla ipucu verilmeyen hikayesiyle uzun zamandır sabırsızlık ve heyecanla beklediğimiz Prometheus nihayet Dünya ile eş zamanlı olarak ülkemizde de vizyona girdi. İnsan ırkının köklerini araştıran bir ekibin gerilim yüklü ve bilinmeze doğru yaptıkları yolculuğu, evrenin uzak bir köşesinde karşılarına çıkan ve Dünya'nın sonunu getirebilecek bir tehlikeye karşı verdikleri mücadeleyi konu ediniyor filmimiz.

Alien filmlerinin en belirgin özelliği bilimkurgu ve korkuyu harmanlamasıdır. Prometheus da bu geleneği bozmamakla birlikte felsefi yapısıyla tüm Alien külliyatından ayrılıyor ve klasik bir preguel (tamamlanmış bir serinin öncesi anlatan filmler için kullanılan terim) olmamayı başarıyor. Adını mitolojik bir tanrıdan alan Prometheus, hayatı anlamlandırma, yaratıcıyla buluşma çabası ve nerden-nasıl geldik gibi sorular soran düşünsel yapısıyla 2001: A Space Odyssey'in açtığı yoldan gitmeyi tercih ediyor. Bunu yaparken temposunu da an be an artırıyor. Anlık korkutma hilelerinden çok ustalıkla oluşturulan gerilim sahneleriyle Prometheus'un Alien'a daha yakın durduğunu ancak Aliens ve Alien 3'e de sırtını dönmediğini söyleyebilirim. Scott, özgün bir hikaye kurgularken seriye ihanet etmemiş ve Alien'ın doğuşunu sağlam temeller üzerinde şekillendirmiş. Ayrıca Alien serisinden farklı olarak inanç teması da sorgulanıyor. Prometheus, ortaya ilginç sorular atıyor ama bu soruları cevaplamıyor-cevaplayamıyor. Prometheus, bilimkurgu sineması içerisinde nerede duruyor derseniz 2001'in izinden gitmesine karşın bir Alien filmi olmanın ötesine geçemiyor yani korku öğeleri ve dozunda aksiyonuyla popüler bilimkurgu ile felsefi bilimkurgular arasında bir noktada duruyor. Bu yapı ona zarar vermiyor ve Prometheus'u 2000'li yıllar bilimkurgu sinemasının en iyi örneklerinden biri yapıyor.

Prometheus, enfes açılış sekansıyla merakımızı iyice körüklüyor ve son karesine dek doyumsuz bir bilimkurgu şöleni sunuyor. Görsel olarak fazlasıyla tatmin edici olmanın yanında klasik olabilecek bir kaç sahne de barındırıyor. Ana karakterimiz Elizabeth Shaw, Alien filmlerinin olmazsa olmazı diyebileceğimiz Ellen Ripley'i aratmıyor. Ridley Scott, yine güçlü bir kadın karakter yaratmış. Elizabeth Shaw karakteri için Noomi Rapace çok doğru bir seçim olmuş. Michael Fassbender ise robot performansı ile yine parlak bir işe imza atmış. Prometheus'u ilk Alien filmine benzetmemin  iki sebebi var. İlki Ridley Scott'in aradan 33 yıl geçmesine karşın ilk filmin tadını tutturabilmesi ve yönetmenliği, İkincisi ise kapalı alanlarda ve uzay mekiği Promethe'de yaratılan klostrofobi hissi.

-Spoiler- (Yazının bu bölümü filmin sürprizlerini açık etmektedir) Prometheus'da bir Alien görememek seyirciyi üzebilirdi. Neyse ki Scott bunun farkında. Filmin sonunu Alien'ın doğuşuna ayırarak ve bunu iki farklı türün birleşmesiyle mümkün kılarak benzeriz bir etki bırakıyor. Bununla birlikte filmin ucu açık bir finalle bitirilmesi Prometheus'la Alien arasına yeni bir film daha sıkıştırılabileceği izlenimini bırakıyor.


Son söz: Prometheus, öncüllerinden beslenen ancak kendi kurallarıyla Alien dünyasını genişletirken bu dünyadan ayrı olarak da değerlendirilebilecek ve türü sevenleri mest edecek bir başyapıt. 9.2\10

Prometheus sonrası Alien filmlerinin sıralaması
1- Alien (1979)
2- Aliens (1986)
3- Prometheus (2012)
4- Alien 3 (1992)
5- Alien: Resurrection (1997)

15 Mart 2012

Prometheus Geliyor...

Ridley Scott'ın Blade Runner'la birlikte kariyerinin en önemli filmi olan Alien (1979), iki türü bilim kurgu ve korkuyu harmanlayarak muazzam bir başarı yakalamıştı. Devam filmleri kaçınılmazdı ama Scott seriye veda etti. Bugün bilim kurgu sinemasının en yetkin isimlerinden olduğunu kabul ettiğimiz James Cameron, ikinci film Aliens'ın yönetmen koltuğuna oturdu ve bilim kurgu ile korkunun yanına aksiyonu da katarak serinin seyir keyfi en yüksek filmini çıkardı. 3. filmi David Fincher, 4. filmi Jean-Pierre Jeunet yönetti fakat ilk iki filmin başarısını yakalayamadılar. Alien ve Predator'ın  karşı karşıya getirildiği Alien vs. Predator ise serinin Ripley karakterinden bağımsız ve en zayıf halkası oldu.

Serinin geleceği ne olacak derken Hollywood yine yaptı yapacağını ve tüm Alien hayranlarını büyük bir heyecana sürükledi. Ridley Scott, 33 yıl sonra yeni bir Alien filmi yönetmesi için ikna edildi. Seri ileri doğru gittikçe kan kaybetti ve birileri buna dur dedi. Prometheus, ilk filmin öncesine gidiyor yepyeni karakterleriyle. Filme ilişkin elimizde neler var bir bakalım.
Prometheus
1- Hikaye: Bir grup kaşif insanoğlunun kökenine dair birtakım ipuçları bulurlar. Bu ipuçları onları evrenin en karanlık köşelerinde bir yolculuğa çıkartacaktır.
2- İddialı bir oyuncu kadrosu: Micheal Fassbender, Noomi Rapace, Charlize Theron, Patrick Wilson ve Guy Pearce.
3- 1, 2 ve 2.5 dakikalık 3 fragman
Prometheus'tan ne beklemeliyiz ne bulacağız?
Fragmanlarından anladığım kadarıyla Prometheus'ın Alien'dan çok ikinci film Aliens'a yakın durduğunu belirteyim. Film; bilim kurgu, korku ve aksiyonun keskin bir bileşiminden oluşuyor. Yine de gittikçe tırmanan gerilimiyle ilk filmi de andırdığını ekleyeyim. Müzik çalışması, temposu ve görselliği bilim kurgu sevenleri mest edecek. Prometheus'ın özellikle kısa fragmanı son yılların iki hit bilim kurgusu Avatar ve Inception'ın fragmanın da üzerinde. Yönetmen koltuğunda Ridley Scott'ı ve elimizdeki görsel verileri düşündüğümde Prometheus'ın 2012'nin en iyi 10 filminden biri olacağını söyleyebilirim. Film, 1 Haziran'da tüm Dünya ile aynı anda Türkiye sinemalarında olacak. Sıkı durun Prometheus geliyor...