Nuri Bilge Ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nuri Bilge Ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2014

5 soruda Kış Uykusu


1- Kış Uykusu ne anlatıyor?

İnsana ve hayata dair o kadar çok şey söylüyor ki.. Sınıfsal farklılıklardan, iyi-kötü algısına, hak-hukuk-adaletten vicdana... Ve genel olarak da insanoğlunun iç dünyasına ışık tutarken minimal bir Türkiye panoraması çıkardığını söyleyebiliriz Ceylan’ın. Belli bir noktaya odaklanmayan, karakterlerinin iç dünlayalarından, geçmişlerinden ve birbirleriyle olan ilişkilerinden gücünü alan; dolayısıyla da hikaye anlatmak yerine insanı çözümleyerek hikayecikler anlatan bir film bu.

2- Politik bir film mi?

İtiraz eden çok olacaktır ama Kış Uykusu’nın hiç de politik bir film olduğunu düşünmüyorum. Nuri Bilge Ceylan’ın da Yılmaz Güney gibi politik duruşunu anlattığı hikayelerin önüne geçirdiğini ve çok fazla mesaj kaygısı taşımadığını sanıyorum. Ülke sorunlarını kendi süzgecinden geçirip yansıtsa da o meselelerden çok insanı anlatmayı seviyor ve daha evrensel bir bakış açısına sahip bir sinemacı kendisi. Dolayısıyla Kış Uykusu’ndan taş atan çocuk meselesini çıkardığınızda politik pek bir şey bulamayacaksınız. Bu filmdeki iktidar mücadelesinden politik bir okuma yapmak ise ancak “her film politiktir” düşüncesine saplananlara göre bir çıkarım.

3- Diyaloglar söylendiği gibi yapay mı?

Dört dörtlük bir senaryo yazan Nuri Bilge – Ebru Ceylan çifti aslında karakterler nasıl konuşması gerekiyorsa öyle konuşturmuşlar. Açmak gerekirse; yörenin insanında nasıl bir doğallık görüyorsak, entelektüel kesimi temsil eden karakterlerde de benzer bir durum var. Yapay kaçan kimi diyaloglar var itiraf etmek lazım ama bu durumu daha çok Nihal karakterinde gözlemliyoruz. Bu da o karaktere hayat veren Melisa Sözen’den kaynaklanan bi durum diye düşünüyorum. Sözün özü, insanlara diyalogların yapay gelmesinin sebebi Othello otelin sakinlerinin oluşturduğu zümreden kaynaklı bana kalırsa.

4- Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki yeri nedir?

Kış Uykusu, Nuri Bilge Ceylan sinemasının doruk noktası diyebiliriz. Bir Zamanlar Anadolu’da ile artan diyalog kullanımından hayli geveze bir filme geçiş yapıyor yönetmen. Ama boş konuşmuyor, pek çok meseleyi odağına alarak riskli bir işe soyunuyor ve bocalamadan son noktayı koymayı başarıyor. Bu açıdan da aslında önceki işlerinin tamamından ayrılan bir film olduğunu belirtmek gerekiyor Kış Uykusu’nun. Ceylan’ın ilk kez kusursuzu yakalamayı başardığını ve ilk başyapıtına imza attığını söylemek istiyorum.

5- Altın Palmiye ödülü, Türk sinemasının 100. yılı ve filmin vizyon macerası hakkında ne söylenebilir?

Bu üç maddeyi bir arada değerlendirmek doğru olacaktır. Altın Palmiye ödülü, hem sinemamızın 100. yılının taçlandırılması anlamına gelirken hem de filmin vizyonuyla ilgili ciddi bir strateji değişikliğini beraberinde getirdi. Bu ödülle Ceylan’ın kendi ülkesinde geniş kitlelere ulaşma şansını yakaladığını ve genel kitlenin sanat filmi olarak görüp burun kıvırdığı bir filmin ilk kez bu kadar geniş bir vizyon ağına sahip olduğunu görüyoruz. Netice ne olacak ilk üç gün rakamını görmeden bir şey söylemek zor ama kendi rekorunu epey yukarı çekeceğini düşünüyorum. Her ne kadar, 25-30 kişinin izlediği bir salondan 5-6 kişinin film bitmeden çıktığını ve buradan da geri dönüş anlamında genel kitlenin tutumunda bir değişiklik olmayacağına ve Kış Uykusu’nun maksimum 350-400, minumum 200 bin Türk sinemaseveri sinema salonlarına çekeceğini söyleyebilriiz. Altın Palmiye ödülünün getirisi elbette çok daha fazlası.. Muhtemel Oscar yolculuğunu da hesaba katarsak, 100. yılında ülke sinemasının geleceğine dair önemli adımlar atıldığının altını çizmek gerekiyor. 

Son söz: Kış Uykusu, görkemini her anında hissettiren bir başyapıt... Ceylan, Türk sinemasının dillendirilmeyen sorunlarından "nasıl final yapılır?", "nasıl yapılmalıdır?"a tokat gibi bir cevap vermiş. 9.7\10

9 Mayıs 2014

Kış Uykusu'na dair...


Nuri Bilge Ceylan’ın yedinci uzun metrajı Kış Uykusu, bu yıl 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye'yi kazanıp ülkemize büyük bir gurur yaşatttı. Geçtiğimiz haftalarda ilk fragmanı yayınlanan film, büyük bir heyecana sebep oldu. Fragmandan ve elimizdeki verilerden yola çıkarak filmle ilgili ilk izlenimlerimi paylaşmak istedim.

Fotoğrafçılıktan gelmesinin de etkisiyle olanı olduğu gibi görselleştirme eğiliminde olan Ceylan, karakterlerinin de iç dünyasını yalın bir anlatımla veren minimalist bir sinemacı. Üç Maymun ile ilk değişim emarelerini veren yönetmenin Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle yeni bir yola girdiğini açıkça görmüştük. Peki Kış Uykusu nerede duracaktı? İlk fragmana baktığımızda Bir Zamanlar Anadolu’da’ya oranla Kış Uykusu’nda radikal değişiklikler göreceğiz sanırım. BZA’da diyalog kullanımını artıran Ceylan, Kış Uykusu’nda da diyalog yazarken elini korkak alıştırmamış gördüğümüz kadarıyla. Bir buçuk dakikalık ilk fragman ne kadar sağlıklı veriler sunuyor bu tartışılır ama fragmanda müzik kullanılması da sevenlerini şaşırttı. Schubert’in eserlerinden birini fon müziği olarak kullananan Ceylan, acaba filmde de müzik kullandı mı? İlk izlenimimiz kullandığı yönünde. Bu da sözünü ettiğimiz radikal değişimin en büyük göstergesi. Ancak öte yandan özünde Ceylan yine bildiğimiz gibi… Doğanın göbeğine bırakılan ve her şeyden uzaklaşmak isteyen karakter(ler)i ve anlatısıyla…

Sosyal medyada çokça dillendirilen “Ceylan karakterleri Demirkubuz karakterleri gibi konuşuyor” eleştirisine ise pek anlam veremediğimi söylemek istiyorum. Filmler değişir, karakterler değişir ve doğal olarak konuşma tarzları da değişir, değil mi? Hep aynı anlatının beklenmesini anlarım ama konuşma tarzı değişebilir. Bahsedilen durumu seçilen oyuncularla da ilişkilendirebiliriz ayrıca. Fragmana baktığımızda zaten bu yorumun tüm karakterler için yapılamayacağını ve filme olumsuz bir yansımasının da olmayacağının altını çizmek gerekiyor.

Kış Uykusu ile ilgili düşüncelerim için tıklayınız

14 Ocak 2012

Bir Zamanlar Anadolu'da

Türk sinemasında yeni kuşak yönetmenlerimiz içerisinde uluslararası arenadaki lokomotifimiz Nuri Bilge Ceylan, genel olarak sinemasına mesafeli durduğum ancak hep takdir ettiğim bir isim oldu. Ceylan'ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da, Cannes Film Festivalinde Jüri Büyük ödülünü (Dardenne kardeşlerin filmi Bisikletli Çocuk ile paylaşarak) aldı. O bildik Nuri Bilge Ceylan filmlerinden farklı bir hikayeye sahip olması ve hepsinden önemlisi diğer filmlerinin aksine bol diyaloglu bir yapım olması benim gibi düşünen sinemaseverleri filme çekti.

Bir cinayet-suç öyküsü anlatıyor Bir Zamanlar Anadolu'da. Ortada iki zanlı ve yeri meçhul bir cesetimiz var. Gerekli hukuksal işlemlerin başlayabilmesi için bu cesedin bulunma sürecinde yaşananları izliyoruz. Bir gece Anadolu'nun ıssızlığında ilerleyen üç araç, bir türlü bulunamayan bir ceset. Türk Sinemasında aşina olmadığımız hikaye kurgusunu yine alışık olmadığımız bir zaman dilimine yayarak (157 dakika) anlatan Ceylan, Türk Sinemasının görsel anlamda en iyi filmine imza atmış. Anadolu'nun kıraç topraklarında rüzgarın uğultusuyla bozulan sessizlik, kasvetli bir hava, karakterlerde yakalanan derinlik ve hikayenin vahameti yerinde renk tercihleriyle birleşince benzersiz bir bütün oluşturmuş. Filmde her şey 12 saatlik kısacık bir zamanda olup bitiyor ve geceyle gündüz arasındaki keskin ayrım ile hikayeyi de ikiye parça şeklinde değerlendirebiliyoruz. Gece için cesedin aranma süreci, gündüze ise bulunduktan sonra yaşanan prosedürün görselleştirilmesi diyebiliriz.

Bir Zamanlar Anadolu'da için polisiye\drama\yol filmi denilebilir ancak Nuri Bilge Ceylan işin polisiye kısmından daha çok durumun karmaşıklaştıkça karakterler üzerinde bıraktığı 'haller'e odaklanıyor. Zaten onu hikayeden ziyade karakterler ilgilendirmiştir hep. Polisiye örgü içerisine yerleştirilen Savcı'nın hikayesi filmin dramatik yapısını kuvvetlendiren önemli bir unsur. Son bölümde yer alan otopsi sahnesi ise olayı tüm çıplaklığıyla yansıtırken "Bir Zamanlar Anadolu'da"nın zayıf karnı oluyor maalesef. Bu sahne yol filmi şeklinde başlayıp öyle de devam eden öyküde eğreti duruyor. Seyircinin -uzunluğunu da düşünürsek- sahnenin gerekliliğini sorgulamasına sebep oluyor. Batı'da da otopsi sahnesi için benzer eleştiriler geldi sanırım. Hikaye başladığı gibi Anadolu'nun kıraç topraklarında bitebilirmiş. Bu son filmiyle Ceylan, yeni bir başlangıç mı yapıyor bunu söylemek için çok erken ama Ana akım sinemaya bir nebze daha yaklaştığı da gerçek. Uzun süresini dezavantaja dönüştürmeyen, iyi yazılmış diyaloglarıyla ve elbette Taner Birsel, Yılmaz Erdoğan ve Muhammet Uzuner başta olmak üzere müthiş oyunculuk performanslarıyla övgüyü hak eden bir film Bir Zamanlar Anadolu'da.

Bir Zamanlar Anadolu'da gerek Türk basınında gerekse de yabancı basında büyük bir film olarak karşılandı. Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar aday adayı filmimiz bir ilk yapıp Oscar yarışında yer alamadı ama o yetkinlikte olduğundan hiç şüphemiz yok. 

Son söz: Bir Zamanlar Anadolu'da ile ustalık dönemine giren Nuri Bilge Ceylan'ın bu son filmi tartışmasız 2011'in en iyi Türk yapımı.  9.2\10