7 Nisan 2014

Aronofsky Tufanı: "Noah"


Sinema açısından fazlasıyla tatmin edici 2013 geride bırakıp 2014’e girerken yeni yıldan daha fazlasını bekliyordum. Bu beklentiyi yaratan filmlerden ikisi Nymphomaniac ve Noah’tı. Trier ve Aronofsky’nin yeni filmlerinden beklediğimi bulamadım. Özellikle yazımızın konusu Noah, pek çok açıdan başarıılı bulmama rağmen seyir sırasında şok üstüne şok yaşatarak deyim yerindeyse dumura uğrattı beni. Bundan yaklaşık bir yıl önce ilk değerlendirmemi yaptığımda tanrısının olmadığını söyleyen Aronofsky’nin Nuh Tufanı tutkusunun hikayenin kutsallığından değil, sinemaya hakkıyla aktarılamamış olması ve görsel karşılığını bulma isteği olduğununun ve dolayısıyla da tufana mit olarak yaklaşacağının altını çizmiştim. Yanılmamış ama böyle bir yaklaşımla tufanın mit olarak sorunsuz bir biçimde anlatılamayacağını hesaba katmamıştım.

Dini Epik’e Fantezi Epik aşısı

50’li ve 60’lı yıllarda altın dönemini yaşayan epik sinemanın alt türü dini epikler genellikle kutsal metinlere bağlı kalınarak üretildi. Çok fazla ürün vermeyen bu alt tür bahsettiğimiz dönemlerde The Ten Commandments ve The Bible: In the Beginning gibi gerçek manada dini epik olarak niteleyebileceğimiz (pek çok kez sinemaya uyarlanan Hz. İsa temsillerini epik kısımları sorunlu olduğundan dini epik olarak görmüyorum) klasikler üretti. Günümüzde bu tür dini epik çekilmez oldu derken Aronofsky, Noah ile çıkageldi. Noah’ın bir kolu bu klasiklere uzanıyor. Diğer kolu ise The Lord of the Rings’in devreye soktuğu yeni fantezi epik modelinden etkilenerek dini epik’in içine nüfuz ediyor. Aronofsky’nin türlerle oynayarak epik sinemanın farklı uçlarında yer alan bu iki alt türü bir araya getirme düşüncesi -belki daha sonra aşının tuttuğu örnekleri de göreceğiz- Noah’a olumsuz yansımış.

Aronofsky'nin The Bible: In the Beginning’dekine benzer bir kronoloji takip etmese de tufana sebep olan insanoğlun kötülüğünü, ilk günah ve akabindek Habil-Kabil meselesiyle desteklemesi yerinde olmuş. Bununla birlikte hızlı geçilen yaratılış sekansı ve açılış kısmında bir bocalama seziyoruz. Devreye kendi kurguladığı hikaye girdiğinde daha hakim bir Aronosfky var ama Ent’lerden etkilendiği açıkla görülen Gözcüler, fantezi epik aşısının tutmamasının en büyük sebebi. Özellikle de filmdeki işlevleri düşündürücü.

Aronofsky’nin Nuh ve Tufan yorumu tartışmalı

Darren Aronofsky, insanlık tarihinin en popüler hikayelerinden biri olan Nuh Tufanı’nı alıp yeniden kurgulamış. Noah için Nuh Tufanı uyarlaması dememiz oldukça güç. Ancak Nuh Tufanı’nı temel alıp, onun üzerine oldukça serbest bir uyarlama yapıldığını belirtmemiz gerekiyor. Yazımın başlığını “Aronofsky Tufanı: Noah” koymamın sebebi de bu. Aronofsky için Nuh’un Yunan mitolojisindeki yarı tanrılar Perseus ya da Herkül’den bir farkı yok. İşte sorun da burada çıkıyor. Böyle düşündüğünüz zaman Nuh’u anlayamazsınız. Aronofsky de anlamamış. Dramatik etki arttırma ve çelişkileri olan bir karakter yaratma adına çok tartışmalı bir Nuh profili çizmiş yönetmen. Oysaki The Fountain’de Adem ve Havva’yı, Hayat Ağacı’nı nasıl da adapte edebilmişti hikayesine. Düşünce aynı ama Nuh Tufanı’nı keskin değişimleri kaldırabilecek bir hikaye değil. Bir varoluş ve yokluş hikayesi olarak her şey olması gerektiği gibi işlense de, meselenin özü kavransa da evlere şenlik durumlar Noah’ın en büyük sıkıntısı diyebiliriz. (spoiler vermemek için detaylarını yazmıyorum)

Stüdyo Aronofsky’i bozdu mu?

Genel kanı bu olsa da yanlış bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum. Aronofsky, Pi’yi çektikten sonra Noah’a atlamadı. The Fountain, bir stüdyo filmiydi. Bütçesinin çok yüksek olmaması önemli değil. Orada hikayesini istediği gibi kurgulamış, kafasındakini perdeye aktarabilmişti. Noah’a bakasak hemen hemen aynı durumu görürüz. Filmin sıkıntıları büyük bütçe, efektler ya da stüdyo baskı değil. Eğer epik film çekiyorsanız bu türün gereksinimi olan; bütçe, bol figürasyon, dev setleri kullanmanız gerekecektir. Ve de fantezi epik çekiyorsanız efektlere de bel bağlayacaksınız. Ayrıca kurgu açısından da epik filmler düz hikayeleri sever. Aksi takdirde hezimete uğrayabilirsiniz (Bkz: Alexander). Zaten filmi istediği kurguyla vizyona çıkarmayı başardı Aronofsky. E o zaman Noah’a başarısızlık gözüyle bakacaksak, bunu stüdyoda aramak büyük yanlış olacaktır. Aronosfky hemen hemen kafasındaki filmi çekmiş. Filmin temel sorunu Nuh Tufanı’nı mit olarak ele alması ve yeniden kurgulanan hikayenin tam oturmamış olması diye düşünüyorum.

Son söz: Noah’ın gösterdiği bir şey varsa o da Ateist Aronofsky’i daha çok sevidiğimiz sanırım 7\10

6 yorum:

  1. Yorumunuza harfiyen katılıyorum, büyük beklentiler ile gittiğim için mi acaba diye de düşünüyorum ama yok kesinlikle bu sefer sorun bu değildi. Ne yazık ki ben de Noah'ta istediğimi bulamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynı şekilde beklentim had safhadaydı onun etkisi oldu ama film çok sorunlu gerçekten. Aronofsky ilk kez hayal kırıklığı yaşattı. aynı fikirde olmamıza sevindim :)

      Sil
  2. Demiştim Serdar... Bu proje tutmaz diye.
    Böyle ağır bir konuyu, üstelik efektlere boğarak, anlatamazsın. 80'lerde olaydı, belki. Bu bir.
    İkincisi, fantastik edebiyatın damgasını vurduğu bir on yılda, bu filmin çok yavan kaçacağı belliydi. Mesela Frodo mu, Nuh mu? Hangisi daha ilginç? Söyleyeyim, insanların dini bile yozlaştırdığı şu devirde, kimse üç semavi dinin saçma sapan uyarlamalarını izlemek-dinlemek istemiyor. Dini edebiyat, zaten Last Temptation of Christ ile bitmişti. Ki 930'larda yahut 940'larda yazılmıştı -by Kazantzakis. 80'de çekilmiş, demek ki, uç yorumları çok geç takip ediyoruz.
    Üçüncüsü, bilim-kurgu devrindeyiz artık. Bana göreyse yeni başladı. Onca bilimsel görüş var, evrenle, dünyayla, buz çağıyla, ne bileyim uzaylılarla ilgili. Sadece batılı değil, doğulu olanda içinde yaşadığı gerçekliği, en azından ona dayatılan safsatayı, duymak istemiyor artık. Ve bence, Ramanaya'yı ya da Mahabarata'yı çekeylerdi daha iyi olurdu.
    Son olarak, içine bir parça antropoloji ve klimatologi karıştırıldığı için kimse itiraz etmesin bu filme. Çünkü gerçek bu. MÖ 5. binyılla birlikte Ege, azar azar Karadeniz Havzası'na boşalmaya başladı ve 3. binyıla dek bölgenin insanı bu değişimin külfetlerine göç ederek katlanmak zorunda kaldı.
    Ben, Christopher Nolan'ı bekliyorum, sabırla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası Aronofsky'e güvendiğim için kimyayı tutturabileceğine inanıyordum. mitoloji gibi ele aldığında efekt mecburen olacak da belli ölçüde iyi bulduğum yanları da var ama yazıda da bahsettiğim sorunlar puanını epey düşürdü.

      evet bak ikinci yazdığun yüzde yüz katılıyorum fantasik sinemanın altın dönemindeyiz. Nuh Tufanından fantastik bir film çıkarma çabası diğer örneklerle karşılaştırınca bu açıdan yavan. Ama kimse izlemek istemiyor dersen yanılırsın. bu yıl Ridley Scott Musa'yı diriltiyor misal :)) Exodus'la geliyor. Noah gibi fantazi olmayacak tabi. ben severim ve Noah'ın gişesini düşünürsek ilgi var. bu yıl zaten epik sinema epey ürün veriyor. yenileri de kapıda.. dini epik tabi miadını doldurduğu için eskisi gibi etki bırakmıyor o da bi gerçek.

      Valla Inception'ı bile beğenmediğini düşürsek Nolan'ı beklemen ilginç geldi, umudu kesmemişsin demek ki.. ben zaten sabrsızlanıyorum Interstellar için de :)

      Sil
  3. Russel Crowe, ne olursa olsun Russel Crowe ya! Sevimli peltek, her role giriyor.
    Filmi çook önceden beri beklediğimiz ve bu bekleyişte beklentimiz giderek yükseldiğinden dolayı onu karşılamak nihayetinde imkansız hale geldiği için mi beğenmedik? Bilemiyorum. Beğenmedim de değil de, ısınamadım gibi de.
    Ne bileyim, sebepleri önemli değil, ben hayalkırıklığı yaşadım ve hayalkırıklığı yaşayışım da bir hayalkırıklığı oldu. ahahaha, her neyse, Russel Crowe adamdır, adam!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Russel Crowe fena değil tabi de ona biçilen rolde sıkıntı olunca bence olumsuz etkilemiş biraz. Filme gelirsek evet beklentim çok yüksekti ama yönetmenden kaynaklıdı ve imkansız değildi aslında. evet ben de beğenmedim değil ama beklentimin çok uzağında bir içerikle karşıma çıkınca puanını epey kırdım. tam ısınamadım senin deyişinle. haha yine Russell'la bağlamışsın :D

      Sil