28 Nisan 2014

Lovelace


2013 biyografik filmlerin olduğu kadar erotik filmlerin de yılı olacak gibi görünüyor. Nymphomaniac ve The Canyons derken bu iki filme içeriği itibariyle dahil olan son film Lovelace oldu. 70'li yılların ses getiren ilk uzun metraj pornosu Deep Throat'un yıldızı Linda Lovelace'in yükseliş hikayesinin anlatıldığı film, erotik desek de daha çok biyografik bir film. Dindar bir ailenin kızı olan Linda, aile baskısına dayanamayıp evden kaçar. Chuck Taylor adlı bir adama aşık olan Linda özgürlüğün tadına varır. Kısa sürede şöhreti yakalayan Linda Lovelace, cinselliği özgürce yaşar ve bunun savunuculuğu da yapar. Filmde de yaklaşık 6 yıl sonra hayatın karanlık tarafıyla yüzleşen Linda'nın hikayesi anlatılıyor.

Filmi iki parça halinde ele almak gerekirse; ilk yarısının porno sektörüne hızlı bir giriş yapan ve bir anda tüm dünyanın tanıdığı bir stara dönüşen Linda Lovelace'ın mutlu göründüğü ve eşinin kendisini sürüklediği bu yoldan çok da şikayetçi olmayan bir karakter görürüz. İkinci yarıyla birlikte Linda ve eşi Chuck'ın gerçek yüzüyle tanışıyoruz. İçine düştüğü bataktan kurtulmaya çalışan bir kadının mücadelesine tanık oluyoruz. Flasback ve flashforward yaparak anlatılan filmde porno sektöründen ziyade hayatının geri kalanını porno ve aile içi şiddet aleyhine savaşan bir kadının yaptığı u dönüşü mercek altına alınıyor. Filmde bahsettiğim kısımlar ele alınmasa da -Linda'nın yaşadıklarını samimiyet ve açıklıkla anlattığı otobiyografisi üzerinden gidiliyor- perde karardığında yapılan açıklamalarla tablo netleştiriliyor.

70'li yıllar atmosferini ve estetiğini kurmakta zorlanmayan Lovelace, beklendiği gibi cesur bir film değil. Linda Lovelace'ın hikayesi biyografik film tanımına uyacak şekilde anlatılıyor. Yönetmenlerimiz Rob Epstein ve Jeffrey Friedman, belki de oldukça zorlayıcı bir rolü üstlenen Amanda Seyfried'i çok zorlamamak adına, belki de yaş sınırlamasına takılmamak adına seks sahneleri veyahut çıplaklık dozunu minimumda tutmuşlar. Lovelace, bu yönüyle daha fazlasını bekleyen seyirci için hayal kırıklığı olabilir. Özellikle ilk konulu porno film olan Deep Throat'u izlemiş seyirciler için daha tanıdık gelecek bir film Lovelace. Aynı zamanda filmin arkasındaki dramı, bir porno yıldızının dramını olayı dramatize etmeden anlatabilmesi Lovelace'ın en büyük artısı olduğunu düşünüyorum.

Son söz: Amanda Seyfried'in performansıyla parladığı film, iyi bir seyir vadediyor. 6.8\10

2 yorum:

  1. Filmle ilgili yazı hazırlarken öğrendim ki Amanda Seyfried yerine Lindsay Lohan düşünülmüş önceden. İyi ki değişmiş. Amanda'yı biraz sevmeme sebep oldu. Keşke insanlar filmin içindeki dramı erotizmden sıyırıp görebilseler. Tabi film orta şekerdi ama Amanda Seyfried dramı harika yansıtıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa öyle mi şaşırdım. Lohan da olabilirmiş ama Seyfried daha iyi bir tercih kesinlikle :) sen filmi izlemiş yazımşsın bakayım nasıl ele almışsın merak ettim :)

      Sil