Planet of the Apes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Planet of the Apes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2025

Planet of the Apes Filmleri (Klasik Seri)

Çok uzak bir gelecekte, maymunların hüküm sürdüğü post apokaliptik bir dünya tablosu çizen Pierre Boulle fantezisi ‘Le Planete des singes’, 1968’de Franklin J. Schaffner yönetmenliğinde yolu sinemayla kesişen romanlar kervanına katılıyor ve gişe başarısıyla türün makus talihini değiştiren, yeni uyarlamaların önünü açan filmlerin başını çekiyordu. 70’li yılların ilk yarısında gelen dört devam filmiyle zamanda yolculuğa çıkarak, evrim teorisine kendi penceresinden bakış atan, yeni sorular sorup, cevaplarının peşine takılan Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemi) serüveni, 2001’de tatsız bir yeniden çevrimin ardından sinemadaki yolculuğuna prequel üçlemesiyle devam etmişti. Son olarak geçtiğimiz yıl, Kingdom of the Planet of the Apes ile yeni bir üçlemeye start verildi. Hikayenin potansiyelini değerlendirememiş olsa da serinin devam ediyor olması sevindirici.

Planet of the Apes (1968)

Üç astronot bilmedikleri bir gezegene düşer ve yaşam formu ararken insanlar gibi avlanan maymunlara esir düşer ve hayatta kalan ana karakterimizin bu dünyayı keşif yolculuğu başlar. Filmin sonunda yapılan sürprizle sert bir toplum eleştirisine soyunuyor ve Planet of the Apes bir klasiğe dönüşüyordu. Planet of the Apes'te günümüzden çok çok uzak bir gelecekte insanlar ve maymunların geçirdiği evrim işleniyordu. Maymunların evrimi ileriye doğru giderken; maymunlar, düşünebilen, konuşabilen uygar bir toplum olmuştur. İnsanların evrimi ise geriye doğru işlemiş ve insan hayvandan farkı olmayan bir yaratığa dönüşmüştür. Film, evrim teorisinden yola çıkarak kendi gerçekliğini yaratıyor, evrim teorisini ters-yüz ediyordu. Planet of the Apes'in dünyasında maymunlar, insandan evrimleşerek üstün ırk olduklarına inanıyorlardı.  Film, insan ve hayvanın rollerini değiştirerek, bugünün dünyasına eleştirel bir bakış atıp, çukur ayna misali dünyamıza tersten bakmamızı sağlıyordu. Yönetmen Franklin J. Schaffner filmi hikayenin düşünsel alt yapısını yansıtabilmesi, sinematografisi ve dönemi için başarılı makyaj çalışmasıyla parlıyor, insanoğlunun geleceğine dair kapkara bir tablo çizerek, 70’li yıllarda post apokaliptik bilimkurguların canlanmasında önemli bir rol üstleniyordu.

Beneath the Planet of the Apes (1970)

Büyük başarı yakalayan Planet of the Apes'in ilk devam filmi olan Beneath the Planet of the Apes (Maymunlar Cehennemine Dönüş), hikayeyi kaldığı noktadan devam ettiriyor. Taylor’ı arayan başka bir astronot Brent, benzer şekilde cehenneme dönmüş dünyaya düşüyor ve önce maymunların geçirdiği evrime şahit oluyor sonra da kendi dünyasında olduğunu keşfediyor. İkinci filmde yasaklı bölgeyi keşfe çıkıyoruz aslında. Bu keşif sırasında tünellerde yaşayan telepatik vb. güçleri olan bir grup insana rastlıyoruz. İnsanoğlunun bir bölümünün evrimi geriye doğru işlediğini biliyorduk. Bu filmde bir grubun tıpkı maymunlar gibi evrimlerini sürdürdüklerini ve ancak ellerine geçirdikleri bir atom bombasına tapan çılgınlara döndüklerini görüyoruz. Planet of the Apes, post apokaliptik bir bilimkurgu iken Beneath the Planet of the Apes, düpedüz bir kıyamet filmi. Bundan sonra yapılmış ve yapılacağını varsayacağımız tüm filmler bu filmin öncesini anlatmak zorunda diyebiliriz. Yönetmenliğini Ted Post’un yaptığı film, ilk filmin felsefi derinliğini yakalayamasa da estetiğini korumayı başarıyor.

Escape from Planet of the Apes (1971)

Escape from Planet of the Apes, serinin bir önceki filminde kıyamet koparılınca serinin ileri gitme olasılığı kalmadığından iki bin yıl öncesine dönüyoruz. Taylor’ın uzay gemisiyle kıyametten kaçmayı başaran üç maymun günümüze ulaşır. Yönetmen koltuğunda bu kez Don Taylor’ın oturduğu, Escape from Planet of the Apes, ilk filmin kurallarını tersine çevirip uyguluyor. Maymunların hüküm sürdüğü bir dünyanın astronotlar üzerinde yarattığı şok; konuşabilen, medeni maymunların bugünün dünyasında benzer bir etki yaratması ve insanoğlunun kendi kötücül geleceğini öğrenip duruma müdahale etmesi işleniyor bu filmde.  Geleceğimizi değiştirebilir miyiz? sorusunun peşine takılan  Escape from Planet of the Apes, kaçınılmaz olanın gerçekleşeceği vurgulanıyor. Sıra dışı olayın toplum nezdinde nasıl karşılandığı da masaya yatırılıyor. 

Conquest of the Plane of the Apes (1972)

Geleceğimizden gelen Zira ve Cornelius’un bebekleri Ceaser, önce evrimi ardından da devrimi başlatıyor.. 2011 yapımı Rise of the Plane of the Apes’ten bahsetmiyorum. Yeni bir seri başlatmak için yola çıkıldığında Conquest of the Plane of the Apes temel alınmış. Önceki filmin 20 yıl sonrasında, 1991 yılının Amerika’sındayız. Maymunların evcil hayvan olarak kullanılmaya başlaması, bunun köleliğe evrilmesi ve evrim basamağını atlamış, konuşabilen tek maymun Ceaser’ın ülkede uygulanan totoliter rejime karşı maymunları örgütleyerek başlattığı isyan konu ediliyor bu filmde. Devrimin fitilinin ateşlenmesiyle de insanoğlunun sonunu getirecek olan olaylar dizisi başlamış oluyor. J. Lee Thompson’ın yönetmenliğini üstlendiği film, kölelik kavramına ve sert rejimlere bir eleştiri getiriyor.

Battle for the Planet of the Apes (1973)

Battle for the Planet of the Apes (Maymunlar Cehenneminde Savaş)’te maymun devriminden sonra insanlar ve maymunlar arasında bir savaş patlak vermiş ve nükleer silahların da kullanılmasıyla bazı bölgeler yaşanmaz hale gelmiştir. Ceaser önderliğinde göç eden maymunlar, artık insanlarla birlikte yaşamaktadır.. Ancak barış yılları çok da uzun sürmeyecektir. Serinin bu son filmiyle birlikte maymun-insan savaşının yanında kendi türleriyle de bir savaş verecektir maymunlar. Gorillerin kendilerini üstün ırk olarak görmeleri ve gücü-yönetimi ele geçirmek istemeleri, “maymun maymunu asla öldürmez” yasasının çiğnenmesine kadar gidecektir. Maymunların, öldürme ve ırkçılıkla karşı karşıya kalarak kendilerini üstün gördükleri insanlara benzemeleri, filmin en can alıcı noktaları diyebiliriz. Post apokaliptik dünyasını başarıyla görselleştiren Battle for the Planet of the Apes, parlak bir film olmasa da seriye iyi bir şekilde nokta koymasını biliyor.

23 Mart 2015

60'lı yılların en iyi 10 bilimkurgu filmi


Bilimkurgu sineması, kendi iç dinamikleri, çağının toplumsal olaylarının etkisi ve teknolojik atılımlarla tematik ve biçimsel anlamda sürekli değişim geçiren bir tür. 60’lı yıllarda korku sinemasıyla birlikte atılım yapan, kendisini bulan başlıca tür konumunda bilimkurgu. 50’li yıllarda Soğuk Savaş’ın etkisiyle uzaylı istilası filmleri ve türlü kıyamet senaryosunun hayata geçirildiği distopik bilimkurgularda yaşanan patlama, türün gelişiminde önemli bir basamaktı. 60’larda azalarak devam eden Soğuk Savaş etkisini bir yana bırakırsak, bilimkurgu edebiyatından yapılan The Time Machine, The Last Man on Earth, Fahrenheit 451, The Face of Another, Planet of the Apes gibi uyarlamalar ve Fantastic Voyage, Seconds gibi özgün yapımlarla tematik anlamda 50’li yıllara oranla çeşitlilik yakalanabildi bu dönemde. Bilimkurgu janrına uzak isimler Jean-Luc Godard’ın Alphaville’i, Alain Resnais’in ise zaman yolculuğu temalı romantik filmi Je t’aime Je t’aime’i, önemli yapımlar olmasa da türe farklı anlayışlar kazandırması açısından katkı yapan işler oldu.

Bilimkurgu sinemasının gerçek manada miladı ise hep söylediğim gibi 1968’di. Türe yeni açılımlar kazandırmakla kalmayıp, kökten bir dönüşüm başlatan başyapıtlar 2001: A Space Odyssey ve Planet of the Apes’in vizyona girip, hem eleştirel hem de gişe başarısını yapımcılarına tattırması türün önünü açtı. Ancak daha önemli bir şey var. O da bilimkurgunun bu dönemde derinlik yakalamasıydı. Bilimkurgu algısı yaratmayan ve çok ses getirmeyen The Face of Another, Seconds gibi başyapıtlar felsefi bilimkurgu eğilimi başlatacak güçte olmasalar da öncü veya haberci diyebileceğimiz filmlerdi. 2001: A Space Odyssey ve Planet of the Apes ise sinemaseverlerin bilimkurguya bakışını değiştirdi ve altın çağı müjdeledi.

50’lerde uzaydan gelen istilacılar bilimkurguya konu edilirken, 60’larda insanoğlunun uzaya yaptığı yolculuklar onun yerini almaya başladı. Robinson Crusoe on Mars (1964), Journey to the Far Side of the Sun (1969), Countdown (1969), Marooned (1969) kısmen önemli örnekler.

Kısa film olduğu için La Jette değerlendirme dışında tutulmuştur.

1- 2001: A Space Odyssey (1968)
http://birzamanlarsinema.blogspot.com.tr/2011/11/2001-space-odyssey.html


2- Planet of the Apes (1968)


3- Seconds (1966)


4- Dr. Stranglove (1964)

5- The Face of Another (1966)

6- Barbarella (1968)

7- Fantastic Voyage (1966)
http://birzamanlarsinema.blogspot.com.tr/2014/04/fantastic-voyage.html


8- Village of the Damned (1960)


9- Fahrenheit 451 (1966)


10- The Last Man on Earth (1964)

21 Aralık 2011

Rise of the Planet of the Apes


1968 yapımı Maymunlar Cehennemi (Planet of the Apes) bugün artık bir kült-klasiktir. Bilimkurgu sinemasının en iyi filmlerinden olan Planet of the Apes, Evrim Teorisini ters-yüz ediyordu. Günümüzden çok çok uzak bir gelecekte insanlar ve maymunlar evrim geçiriyor, maymunların evrimi ileriye doğru giderken; Maymunlar, düşünebilen, konuşabilen uygar bir toplum olmuştur. İnsanların evrimi ise geriye doğru işlemiş ve insan hayvandan farkı olmayan bir yaratığa dönüşmüştür. Planet of the Apes, Evrim Teorisinden yola çıkarak kendi gerçekliğini yaratıyordu diyebiliriz. Bu ilk filmin yakaladığı başarı sonrası peşi sıra 4 devam filmi daha çekildi. 2001 yılında Tim Burton ilk filmin yeniden çevrimini bile yaptı. Ancak bu filmlerin hiçbiri nasıl oldu da maymunlar üstün bir ırk olup dünyaya hakim oldular sorusunun cevabını veremedi. Devam filmleri denedi ama sağlıklı cevaplar verdiğini söyleyemeyiz. İşte önümüzdeki film Rise of the Planet of the Apes bu soruya bir cevap niteliğinde.

Planet of the Apes serisi; üç, dört ve beşinci bölümlerinde ilk filmin dünyasına nasıl ulaştığımız üzerine kafa yormuş ve bunu gelecekten gelen akıllı maymunlarla yani zaman yolculuğuyla açıklamayı denemişti. Rise of the Planet of the Apes'te maymunlar ise Alzheimer hastalığı için bulunmaya çalışılan bir ilaç için denek oluyor ve beklenmeyen bir şekilde ALZ adı verilen ilaç maymunların beyin fonksiyonlarının artmasını sağlıyordu. Bu noktadan devam edersek Rise of the Planet of the Apes'in maymunların yükselişini gerçekçi bir zemin üzerine inşa ettiğini ve ilk seriden ayrılıp kendi yolunu çizdiğini söylememiz gerekiyor. Ancak ilk seriyle bağını da koparmıyor. Tek zeki maymun bebeğin kurtulması fikrini üçüncü filmden, evrimin devrime dönüşmesi ise dördüncü filmden alınıyor.

Hareket yakalama tekniği kullanılarak yaratılan maymunlar gerçeklikleri konusunda yeterince inandırıcılar. Bilhassa da Andy Serkis'in canlandırdığı Ceaser'ın mimikleri ve bakışları bugüne kadar gördüklerimizin en iyisi. Filmin görsel efektleri ve aksiyonu tatmin edici. Serinin önceki filmlerinde göremediğimiz aksiyon sahneleri Rise of the Planet of the Apes'e farklı bir lezzet katmış. Bu yeni film öyle görünüyor ki yeni bir Planet of the Apes serisinin başlangıcı olacak. Tahminime göre ikinci filmde maymunlar ve insanlar arasındaki savaş iyice kızışacak. Seyircinin her zaman ilgi gösterdiği seri gişede yapımcılarının yüzünü güldürdüğü sürece devam filmleri gelmeye devam edecektir.

Son söz: Rise of the Planet of the Apes 2011'in en iyi filmlerinden. 8.5\10