14 Nisan 2012

3 film 1 sahne...

Büyük Rus sinemacı Sergey M. Eisenstein'ın 1925 tarihli filmi Potemkin Zırhlısı, 'Potemkin Zırhlısı Ayaklanması' adlı gerçek bir olayı anlatır. Sinema tarihinin en önemli yapımlarından olan filmin en önemli özelliği kurguya getirdiği yenilikçi tavrıdır. Film, sinema sanatının gelişiminde kilit bir rol oynamıştır.
Odessa Merdivenleri Sahnesi
Odessa Merdivenleri, filmin en meşhur sahnesidir. Sayısız kez gönderme yapılan bu sahnenin önce orjinaline sonra da parodilerine bakacağız. Woody Allen da 1971 tarihli komedi filmi Bananas da bu sahneye bir gönderme yapmıştır ancak sahnenin görselini bulamadığım için o sahneyi değerlendirme dışında tuttum.


Sahnenin orjinali
Çar'ın askerlerinin isyan eden halkı şehrin ünlü Odessa Merdivenlerinde katlettiği bölümdür. Mahşeri bir kalabalık ve yaşlı, çocuk demeden bir bir öldürülen insanların görüntüsü kesintisiz bir müzik eşliğinde akıp gider. Halk, ölüm korkusuyla merdivenlerden aşağıya doğru hızlıca koşarken kucağında hasta çocuğuyla korkusuzca askerlere doğru ilerleyen bir anne öne çıkar. Bu sırada merdivenlerin tepesinde bebek arabasıyla askerlerden kaçan başka bir anne kadraja girer ve oracıkta vurulur. Bebek arabası merdivenlerden aşağıya doğru inmeye başlar ve sahne tamamlanır. Tamamı belgeselci bir üslupla çekilen Potemkin Zırhlısı'nın Odessa Merdivenleri bölümü; gerçekçi yapısı, etkileyici anlatımı ve bir halk için ifade ettikleriyle unutulmazlar arasında yerini aldı.

O an
The Untouchables
Brian De Palma'nın 1987 tarihli gangster filminde Odessa Merdivenleri sahnesine açık bir gönderme mevcut. Tren istasyonunda geçen bölüm De Palma'nın bir çok filminde olduğu gibi 'slow motion' çekilmiş. Yine merdivenler, bir anne ve bebek arabası var sahnede. Filmde Odessa Merdivenlerindeki mahşerimsi kalabalık yerini tekinsiz bir sessizliğe bırakmış. Anne, bebek arabasını zorlukla merdivenlerden yukarı çıkarmaya çalışmaktadır ve Kevin Costner'ın canlandırdığı federal ajan Eliot Ness de ona yardım eder. Çocuk ağlamaya başlar ve Eliot etrafının gangsterlerce sarıldığını fark eder. O anda silahlar patlar


Silahına sarılan Eliot farkında olmadan bebek arabasını elinden bırakır ve Al Capone'ın adamlarını öldürmeye başlar. Bebek arabasının merdivenlerden aşağıya doğru gitmekte olduğunu gören anne çaresizce haykırır. Çatışma devam eder, Eliot durumun farkına varır, yaşadığı tereddütün ardından bebeği kurtarmak için hareketlenir. Bebek arabası çatışmanın ortasında kalmış ve kurşunlara hedef olmuştur. Eliot, yardımcısının da yardımıyla bebek arabasını yakalamayı başarır. Bebek gülmektedir şimdi. Bebeğin kurtarılmasının ardından son bir çatışma anıyla sahne sonlanır.

Hitchcock filmlerine yaptığı göndermelerle tanınan De Palma'nın Potemkin Zırhlısına yaptığı gönderme kendi sinemasının da alametifarikalarından. Odessa Merdivenleri nasıl Potemkin Zırhlısı'nın en göze çarpan sahnesiyse Tren İstasyonu sahnesi de The Untouchables'ın en unutulmaz en heyecanlı sahnesidir.

The Naked Gun 3: The Final Insult (1994)
Çıplak Silah serisinin son halkası serinin en zayıfı elbette ama filmin açılış sekansı unutulmaz bir komedi şöleni. Sahnenin komikliğinin yanında önemi de var. Şöyle ki: film, hem Potemkin Zırhlısı'nın Odessa Merdivenleri sahnesinin hem de The Untouchables'in Tren İstasyonu sahnesinin parodisini yapmakta. The Naked Gun'daki durum için 'suyunun suyu' diyebiliriz. Zekice bir hamle bu ve bir benzeri daha yok. The Naked Gun'ın polisiyelerin parodisini yaptığını düşünürsek bu sahnenin daha çok The Untouchables'in parodisi olduğunu söyleyebiliriz. Mekan The Untouchables'da olduğu gibi bir tren istasyonu ve tekinsiz bir atmosfer var. Bir anne bebek arabasını merdivenlerden çıkarmaya çalışıyor ve deneyimli polisimiz Frank Drebin ona yardım ediyor.


Bir anda yan merdivenlerde başka bir anne beliriyor iki bebek arabasıyla. Fotoğrafta görülen kendini kamufle etmiş diğer polisimiz de ona yardım ediyor. O sırada merdivenlerin tepesinde bir kadın ve bir bebek arabası daha beliriyor. Gangsterler sahneye çıkıyor, çatışma başlıyor bebek arabaları da yuvarlanmaya. O an bir çim biçme makinesı kadraja giriyor. Ardından korumalarıyla önce Amerikan başkanı sonrada Papa çatışmanın içinden geçiyor ve komedi had safhaya ulaşıyor. Sahne, bunun Frank Drebin'in rüyası olduğunu anladığımızda son buluyor. Absürd mizahtan hoşlananlar ve parodi severler için tadına doyulmayacak bir sahne.

1 yorum:

  1. Nacizane buda benden :
    http://amatorreklamci.blogspot.com/2017/01/sergei-eisenstein-ve-kurgu-yaklasimi.html

    YanıtlaSil