25 Mart 2013

Stargate


Bugün baktığımızda, 90'lı yıllar bilimkurgu sinemasının göz ardı edilen veya unutulan filmlerinden biri olan Stargate'in aslında tür içinde geniş bir incelemeye tabi tutulması ve bilimkurgusal temaları kullanımıyla üzerinde durulması gereken önemli işlerinden olduğunu söylemek lazım. 90'lı yıllarla birlikte Moon 44 (1990), Universal Soldiers (1992), Stargate (1994) ve Independence Day (1996) gibi art arda çektiği bilimkurgu filmleriyle dikkat çeken Hollywood'un sevdiği yönetmenlerden Roland Emmerich, daha çok felaket filmleriyle akılda kaldı.

Öncelikle bilmeyenler için filmin hikayesine kısaca bir göz atalım. 1920'li yıllarda Giza'da bulunan bir 'yıldız kapısı', yer altındaki bir mağarada saklanmakta ve nasıl çalıştığı üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Ta ki günümüzde, Mısır tarihi uzmanı, dil bilimci Daniel Jackson ekibe katılana dek... Jackson'ın kapıyı işler hale getirmesi ile dünya ve milyonlarca ışık yılı uzaktaki bir galaksi arasında bir bağlantı kurulur. Jackson'ın da aralarında bulunduğu bir ekibin kapıdan geçmesiyle macera dolu bir yolculuk başlar.

Mısır piramitlerinin nasıl yapıldığı bugün hala tartışılıyor. Çeşitli teoriler üretiliyor ve bunların en ilginç olanı da kuşkusuz  ki, uzaylıların yapmış olabileceği düşüncesi... Film de Mısır tarihçisi Daniel Jackson'ın bu bilinmez üzerine gitmesi ve dışlanmasıyla açılıyor. İntihara meyilli Albay ve bilim adamı Jackson kısaca tanıtılıp hızlıca mevzuya giriliyor. Bu dünyada kaybeden iki ana karakterin başını çektiği ekip, bilinmeze doğru fantastik bir yolculuğa çıkıyor. Emmerich, Stargate'te paralel evren bilimkurgusunu uzaylı istilası alt türünün minimal ve değişime uğramış biçimiyle harmanlayıp, bu ilginç bileşimin içine fantezi ve tarihi de katıyor. Egzotik mekanlarda geçen macera filmleri Indiana Jones ve Mummy'nin estetiğini ödünç alıp, Star Wars'un çöl atmosferli gezegenini tüm filme hakim kılıyor. Amerika'nın saldırgan tutumunu, dünyayı kurtarma fikri ve kahramanlığının küçük bir örneğini daha görüyoruz ayrıca.

Antik Mısır'da geçen bir bilimkurgu algısı yaratmayı amaçlayan Emmerich, bunu büyük oranda başarıyor. Uzaylı karakterini ölümsüzlük, ilkel halka hükmetme ve tek Tanrı düşüncesiyle sarıp, Antik Mısır firavunlarına eş değerde bir konum atfediyor.

Filmin gidişatına baktığımızda ise paralel evreni keşfe çıkan ekip gibi biz de keşif duygusunu yaşıyor, her yeni ayrıntıyla bu şaşırtıcı tür kırmasının nasıl bir finale erişeceğini merakla izliyoruz. Stargate, temposu yüksek bir bilimkurgu olmasa da görselliği ve hikayesinin cazibesiyle izledikten sonra geri dönme isteği yaratıyor. 7.6\10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder