24 Mayıs 2014

X-Men 'Tarih yazıyor': Days of Future Past

 

Ekip ruhu motivasyonuyla beslenen, makine-insan savaşını mutant-insan savaşı biçiminde hayata geçirerek, evrim basamağına bir halka daha ekleme cüretini gösteren X-Men serisi, 2000 yılında başladığı sinema yolculuğuna devam ediyor. 2006’da noktalanan ilk üçlemeyi Wolverine spin-off filmi takip etmiş ve yeni bir seri için de harekete geçilmişti. Son dönemde artan önbölüm hüviyetindeki filmlere X-Men de First Class ile katılmış ve Star Trek gibi bizleri karakterlerimizin gençlik dönemine götürmüştü. Ancak burada daha zekice bir hamleyle geçmişte alternatif bir gerçeklik yaratılıyor, kendimizi Küba Krizi’nin göbeğinde buluyor, aksiyonu ve dramatik yapısı sağlam bir filmle başbaşa kalıyorduk. X-Men. First Class’ın yakaladığı derinlik, serinin devam filmi X-Men: Days of Future Past’ın omuzlarına daha büyük bir sorumluluk yüklüyor ama Hollywood’da X-Men evrenine yeni katmanlar ekleyerek kendi çapında devrimci bir süperkahraman filmi yaratmasını başarıyor.

Tarih olmak mı, tarih yazmak mı?

Geçtiğimiz yıl izlediğimiz Wolverine filminin sonunda Profesör ve Magneto’nun Wolverine ile irtibata geçişine tanık olmuştuk. Hikayeyi anlatmaya o noktadan devam eden Days of Future Past’ta karanlık bir gelecek tablosu çiziliyor. Profesör ve Magneto’nun birlikte hareket etmesinden anlayacağımız üzere mutant savaşı tarih olmuş ve hatta mutantlar da tarih olmak üzere… İnsanoğlunun kendi neslini tehdit eden mutantlara karşı temelini 70’li yıllarda atıp geliştirdiği ‘Sentinel’ adı verilen robotların, günümüzde mutantlarla verdikleri savaşı nihai sonuca vardırmaya yaklaştıkları bir zamanda, son çare olarak meseleyi kökünden çözmek ve tarihi baştan yazmak amacıyla Wolverine 70’li yıllar Amerika’sına gönderiliyor.

Zaman yolculuğu temasına devrimci yaklaşım

Days of Future Past, zaman yolculuğuna el atarken bunu da kendine has bir yöntemle gerçekleştiriyor. Beden burada kalıyor, zaman yolculuğu yapan kişinin zihni genç bedenine transfer ediliyor. Bu sayede de zaman yolcululuğu teması kendi içinde bir devrim gerçekleştirmiş oluyor. Yolculuğun yapılış amacı gelecekteki kıyameti önleme amacı taşıdığından bizi Terminatör’ün dünyasına ulaştırırken,kişinin genç veya yaşlı kendisiyle karşılaşması durumu da yine Back to Future ve Twelve Monkeys’ten farklı bir biçimde hayata geçiriliyor. Bu durumun da tıpkı zaman yolculuğu gibi zihinsel bir boyuta açılarak gerçekleştirildiğini söylememiz gerekiyor. Diğer önemli bir nokta ise geçmişe müdahale edip, geleceğimizi değiştirebiliriz fikrinin cesur bir girişimle uygulanmaya çalışılmasıdır. Bu cesur girişim tüm X-Men filmlerine farklı bir gözle bakmamızı sağlayacak mıdır? Cevabı filmde gizli…

Mystique ve Wolverine’in filmi diyebilir miyiz?

Mutant neslini yok edecek Sentinel robotların yenilmez olmasında Mystique’in dolaylı da olsa etkisi var. Geleceğin karanlık dünyasına giderken Mystique’in yeni bir savaşı başlatacak mutant olması onu Days of Future Past’in açılması gereken kilidi konumuna getiriyor. O kilidi açacak anahtarı Wolverine’in getirdiğini söyleyebiliriz. Wolverine’in ekibi toplaması, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü vazifsi görmesi de Days of Future Past’ta öne çıkmasını sağlıyor. Wolverine’in popülaritesi de ticari kaygılarla birleşince hikayenin bu şekilde vuku bulmasında önemli bir etken kuşkusuz. Days of Future Past’ın Mystique ve Wolverine kadar Profesör’ün de filmi olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Wolverine anahtarı getirse de onu çevirip kilidi açan o.

Alternatif gerçeklik mevzusunun ikinci ayağı daha zeki ve daha kıvrak

Küba Krizi’nden sonra Kennedy suikastına da değinip, geçmişte zamansal bir sıçrama yaparak Nixon’ın Amerika’sında açıyoruz gözlerimizi. Vietnam Savaşı’nın yarattığı kaotik ortamda çok daha çetin bir savaş başlıyor. Darth Vader’ı andırırcasına gücün karanlık tarafını seçen Magneto’nun sürekli saf değiştirdiği, Profesör’ün kaybolduğu ve kendisini bulmaya çalıştığı günlerde Days of Future Past; açtığı katmanlarla öyle zekice hamleler yapıyor ki, bunu dozunda bir mizah ve aksiyonla yoğurup, umut dolu mesajlarla servis edince tüm X-Men külliyatının en unutulmaz filmine imza atıyor Bryan Singer. Genç Profesör’ün kendi geleceğiyle konuştuğu an ise bir zirve noktası hiç şüphe yok. Days of Future Past, First Class’ın son bölümde yarattığı inanılmaz füze gerilimi gibi bir sahneyi aratsa da filmin dramatik yapısına ve bütüne baktığımızda burun farkıyla serinin en iyi filmine dönüştüğünü söyleyebiliriz. 8.5\10

4 yorum:

  1. İnsanda izleme isteği uyandıran bir eleştiri. Bir de tabi X-Men yani. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa teşekkür ederim :) Evet X-Men seviyoruz, Wolverine filmleri biraz zayıftır ama onlar dahi keyifli birer seyirlik diye düşünüyorum

      Sil
  2. Filmin açılışı harikaydı, heyecandan koltukta oturamadım... Devamını artık siz hayal edin. Ayrıca tekrar izlemeyi de düşünüyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yazıda bahsetmedim ama açılış sekansı da tatmin ediciydi.. tahmin ediyorum : ) Tekrar izleyeceğim şüphesiz ben de ama ev sineması, bir süre sonra :)

      Sil