19 Ekim 2014

Türkiye sineması mı, Türk sineması mı?


Türk sineması mı, Türkiye sineması mı tartışmaları 51. Altın Portakal Film Festivali ödül töreninde hortlayınca, ben de neden Türk sinemasını kullandığımı ve kullanmaya da devam edeceğimi belirtmek istedim. 

Efendim, ülke sinemaları iki şekilde ifade edilir. Bunlardan biri ülke adını başa koyarak, diğeri ise o ülkede yaşayan ulusun adıyla. Biz, Türk sineması diyoruz. İspanyol sineması, Fransız sineması, Amerikan sineması gibi pek çok örnek var. Bununla birlikte Danimarka sineması, Arjantin sineması, İran sineması gibi sineması ülke adıyla ifade edilen ülkeler de hiç az değil. Önemli nokta o ayrımın neden ve nasıl yapıldığı. Kendi dilimiz açısından değerlendirdiğimde Türkiye sineması şeklinde söylediğimizde kulağa bir garip geliyor. Bu garipliğin sebebi ise tamamen fonetik. Benim ve birçok insanın Türk sinemasını tercih etmesinin asıl sebebi de bu. Aradığınız cevapları derinlere inseniz de bulamazsınız bazen, çünkü cevap çok daha basittir. Türkiye sineması ifadesinin çıkış noktasının farklı etnik kökene sahip vatandaşlarımızın Türk sineması dendiğinde ırkçılık veya ayrımcılık yapıldığını düşünmeleri. Ama gerçekten öyle mi, işte üzerinde durulması gereken de bu.

Geçmişe doğru gidersek, Yılmaz Güney filmlerini dahi Türk sineması kapsamına alırken, bugün neden Türk sineması dendiğinde ırkçılıkla ya da ayrımcılıkla suçlanalım ki? Evet, Yılmaz Güney Kürt olabilir ama çektiği filmler Kürt filmi mi? Burada öncelikli kıstasımız filmim dili olmalı. Eğer film Türkçe çekilmişse Türk filmidir. Amerika, Fransa gibi ülkelerin farlı etnik kimliğe sahip vatandaşları yok mu sanıyorsunuz, elbette var ama nedense tartışma konusu olmuyor. Özetle biz Türk sineması derken yönetmenin etnik kimliğine değil, filmin diline bakıyoruz.

En önemli nokta ise bir Yılmaz Güney filmini Türkiye sineması değil de Türk sineması ifadesini tercih ederek kullanan kişi bunu kötü niyetli olarak söylüyorsa, evet Türkiye sinemasını savunanlar haklı olabilir. Ancak, hiçbir şekilde bu tip art niyet taşımadan, kuruluşundan bugüne söylenegelen Türk sinemasını kullanan bizler de haklı değil miyiz? Aslında mesele kimin haklı, kimin haksız olduğu değil. Mesele mevcut duruma kimin ne şekilde yaklaştığı. Türkiye sineması daha kapsayıcı olsa da -ya da öyle görünse de- Türk sinemasını kullanmaktan asla vazgeçmeyeceğim çünkü biçime önem veriyorum. Yazıda bahsettiğim "fonetik" sorunu Türkiye sineması ifadesini kullanmamam için yeterince önemli bir sebep.

Son söz: 90'lı yıllarda ortaya atılan ve yerleştirilmeye çalışılan Türkiye sineması ifadesini kullananlara saygı duymakla birlikte, aynı saygıyı beklediğimizi belirtmek istiyorum.

2 yorum:

  1. O ''Türkiye Sineması'' nı ortaya atanların da niyetlerini az çok tahmin edebiliyorum ve ben de ''Türk Sineması'' diyorum. Bugüne kadar da hep Türk Sineması dedik ve içimizde gram ırkçılık, ayrımcılık yoktu Allah'a şükür. Bugün durduk yere bunu dile getirenlerin niyetlerini sorgulamak lazım.

    Ve ayrıca dediğiniz gibi söyleniş açıcından da ''Türk Sineması'' ifadesi hem dile uygun hem de örneğin bir logo tasarlarken iki satırlık metin yazıp logo diye sunmakla tek bir harf ile logo hazırlayıp her şeyi anlatmakla aynı şey ''Türk Sineması'' demek.

    Ara ara böyle şeyler hep çıkar. Şahsen ben takmam ve Türk Sineması demeye de devam ederim. Varsa çekemeyen Türksat 4A uydusuna geçtik haberleri olsun... Bak bu da olmadı şimdi Türkiyesat mı desek acaba ? Tövbe tövbeee. Saygılar. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pardon yorumunu yeni gördüm :/ aynı fikirde olmamıza sevindim gerçekten. ben de tahmin ediyorum. türkiye sineması ifadesinin çıkışında sorun var. kesinlikle bugüne kadar hiçbir art niyet yoktu, kimse kendisini kandırmasın.

      hahah enteresan bir örnek oldu o :))

      Sil