6 Ocak 2017

Zamanla oyun olmaz!: Time Lapse


Bilimkurgu sinemasının son 10 yılına baktığımızda oldukça mütevazı bütçelerle çekilmiş bağımsız bilimkurgu filmlerindeki artış dikkat çekicidir. Blockbuster bilimkurguların artması, seyircinin eksilmeyen ilgisi şüphesiz ki bağımsız sinemacıların bu alana yönelmesinde etkili oldu. Düşük bütçeler yaratıcı bilimkurgu üretmenin önünde bir engel oluşturmazken, yazar-yönetmenlerimizin hikâyelerini kısıtlı bir mekâna hapsetmelerine de sebep olmakta. Bunun sonucunda da son dönemde tek mekânda geçen bağımsız bilimkurgu olarak adlandırdığımız birçok film üretildi. Tek veya birkaç mekânı mesken tutan bu filmlerin son örneklerinden biri de Time Lapse. Bradley King’in yazıp yönettiği filmin, seyirciden beklediği geri dönüşü tam manasıyla alamamış olmasına rağmen ilgiye değer hikâyesi ve yaklaşımıyla türü sevenlerin mutlaka görmesi gereken işlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Üç yakın arkadaşın karşı komşularının evinde esrarengiz bir makine bulmalarının, bu makinenin 24 saat sonrasının fotoğrafını çektiğini keşfetmeleriyle bu olağanüstü durumu fırsata çevirmeye karar vermelerinin ve sonrasında gelişen olayların hikâyesinin anlatıldığı Time Lapse, zaman kavramına farklı bir pencereden bakmayı deniyor. Bunu ne kadar başarıyor tartışılır ama ilginç fikirlerinin ve ortaya attığı soruların düşünmeye değer olduğu bir gerçek. Henüz yaşanmamış bir ana (Yarına) ait bir fotoğraflarını bulan üç arkadaş, bu gizemi yaşamaya karar verdiğinde sonunun nereye varacağını bilmedikleri bir maceraya atılıyor. Yönetmen King’in ortaya attığı sorulardan biri filmin olay akışını belirliyor. Eğer karakterlerimiz fotoğrafın çekildiği anda herhangi bir değişiklik yaparsa veya o fotoğrafın çekilmesi gereken anda başka bir yerde bulunursa ne olur? Gelecek değişir ama Jasper, Finn ve Callie içinde bulundukları şartlarda bir geleceklerinin olmayabileceği endişesiyle her akşam fotoğrafta görünen geleceğe sadık kalmaya çalışıyor. Karakterlerimiz geleceği gördüğü için ona göre hareket ediyor ve kararlar alıyorlar. Finn, resimlerini fotoğrafa bakarak yapmaya başlıyor. Bir kopyacıya dönüşüyor. Jasper sadece paraya odaklanıyor. Geleceği görmeseler yapmayacakları şeyler yapmaya başlıyorlar. Jasper'ın ağzından "Zamanla oyun olmaz!" sözünü duysak da karakterlerimizin yaptığı şey tam olarak bu. Jasper'ın haklı olduğunu ve işlerin sarpa saracağını biliyoruz. Bu beklenti de film gerilime açılmadan gerilmemizi sağlıyor diyebiliriz. Beklenmedik fotoğraflar gelmeye başladığında üçlünün arkadaşlıkları da çatırdamaya başlıyor. Yönetmen King, ana karakterlerimiz arasındaki çatışmayı gerilime hizmet etmesi amacıyla kullanıyor. Bu konuda da oldukça başarılı olduğunu belirtmek gerekiyor. Karakterlerimizin başı belaya girdiğinde gerilime kayan Time Lapse’ı zaman paradoksuna odaklanmadığı için eleştirebiliriz. Evet filmde zaman paradoksu var ama bu hususta yeni bir şey söylenmediği gibi üzerinde de durulmuyor.  Filmde bir bilim adamının yokluğu filmin bilimsel açıdan elini zayıflatıyor. Bu zayıflığı Time Lapse'ın bağımsız film olmasına yormak çok doğru olmayacaktır. Çünkü elimizde The Man from Earth ve Coherence gibi bilimkurgusal açıdan zengin bağımsız film örnekleri var.

Hikâyeyi geleceğin fotoğrafları üzerine kuran yönetmenin zaman yolculuğuna kendine has bir dokunuşu olduğunu söyleyebiliriz. Time Lapse, bir zaman yolculuğu filmi olmamakla birlikte, dev fotoğraf makinesinin zamanda yolculuk ettiğini düşünebiliriz. Programlandığı üzere kendi kendine geleceğe sıçrayarak sabitlendiği yerin fotoğrafını çekiyor. Onu icat eden bilim adamının ölü olduğu bilgisinin filmin başında verilmesi gizem yaratmaktan başka bir sonuç vermiyor. Makinenin çalışma prensibinin bilinmemesi ve karakterlerimizin varsayımlarla hareket etmesi merak unsurunun daima ayakta tutulmasını sağlıyor. Seyircilerine ufak sürprizler de hazırlayan yönetmen, ilk uzun metraj denemesiyle sınıfı geçiyor. Geleceğin fotoğrafını çekme fikrinden yola çıkan King, makinin zaman yolculuğu yapması ve henüz çekilmemiş bir fotoğrafa bakma gibi fikirleri Terminator’dan almış ve mütevazı hikâyesine uygulamış. Geleceği bilmenin avantajlar ve dezavantajları üzerine bir tür zihin egzersizi yapan Time Lapse, kimi eksiklerine rağmen hikâyesinin hakkını veren bir bilimkurgu diyebiliriz. 7.8\10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder