Peter Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peter Jackson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2015

Bad Taste


Bugün tüm dünyanın tanıdığı bir yönetmen olan Peter Jackson, bu şöhretini Yüzüklerin Efendisi üçlemesine borçlu. Artık stüdyoların peşinden koştuğu bir isme dönüşen Jackson’ın ilk yönetmenlik deneyimini gerçekleştirdiği 1987 yapımı Bad Taste, katıksız bir b filmi. Ve ayrıca Jackson’ın kat ettiği mesafeyi, yaşadığı zorlukları ve amatörce çektiği ilk filmiyle bile yeteneklerini sergileyebildiği önemsenmesi gereken bir bilimkurgu filmi bu. İlk filmi Bad Taste’yi imkansızlıklar nedeniyle ancak dört yılda tamamlayabilen Jackson, senaryosuz başladığı bu maceradan, nasıl oldu da zamanla kültleşen bir film çıkarabildi ona bakacağız. Ama gelin öncelikle bu absürd filmin hikayesine bir göz atalım.

Fast food işinde yükselmek için yeni bir tada ihtiyaç duyan bir grup uzaylı, aradıkları tadı (insan eti) dünyamızda bulur. İnsan kılığına girerek küçük kasabalardan et temin eden fast foodçular, çok geçmeden karşılarında hükümet için çalışan eli silahlı görevlileri bulacaklardır.

Peter Jackson, henüz ilk filminde türlerle hınzırca oynamış. Uzaylı istilası alt türüyle akrabalık kurabileceğimiz bir hikayeyi olabildiğince absürt bir biçimde hayata geçirmiş. İnsan formuna bürünen uzaylı düşüncesi ve dolaylı yoldan ulaştığımız uzaylı istilası filmi şablonu (eğer insan etleri fast food ürünlerinde sevilirse geri gelecekler), zombi filmleriyle çiftleştiriliyor. Korku ve bilimkurgu sinemasının bu gözde iki alt türü baştan sona mizahi bir bakış açısıyla ele alınıyor. Hatta Jackson’ın parodi yapmaya giriştiğini de söyleyebiliriz. Bad Taste hem zombi filmi parodosi hem de uzaylı istilası parodisi olarak okunabilir. Belirtmekte fayda var ilk filmini çeken yönetmenlerin ilginç buldukları her fikri filmlerine yedirmeye çalışmaları Jackson’ın da düştüğü bir tuzak olmuş. Ama şansı yaver gitmiş ve filmde havada kalan bir şey olmamış.

Bad Taste’yi dönemine göre değerlendirirsek 80’li yıllar korku filmlerinin özellikliklerini bünyesinde taşıdığını söyleyebiliriz. Özellikle 70’li yılların şiddetin ön planda olduğu sert korku filmlerinden sonra komedi ağırlıklı hafif seyirliklerde ciddi bir artış oldu. Bununla birlikte gore sahnelerde iyice arttı (The Evil Dead, Evil Dead 2 en önemli örnekler). Gençlik dönemi 80’li yıllara denk düşen Peter Jackson da bu dönemin korku filmlerinden fazlasıyla etkilenmiş. Filmde türlü iğrençlikler mevcut. Midesi sağlam olmayanların kaldıramayacağı sahnelerle dolu.

Zombi mevzusuna dönersek 80’li yılların The Return of the Living Dead serisinde komediyle iç içe geçirilen ve bayağı kaçan filmlerin izinden gittiğini söyleyebiliriz Jackson’ın. Tek fark kendi yolunu çizip oradan yürümesi. Bunun anlamı da esnek bir zombi filmine imza atmış olması. Uzaylılarla zombilerin aynı filmde bir araya getirilmeleri Ed Wood’un Plan 9 from Outer Space’ine kadar uzanıyor elbette ama burada daha enteresan bir uygulama var.

Peki nasıl kült oldu derseniz, cevabı 80'li yılların kültleşen pek çok filmi gibi Jackson'ın türlerle kafasına göre oynaması ve parodi yaklaşımında aramak gerekir. Özellikle arkadaş ortamında doyumsuz bir eğlenceye dönüşeceğini düşündüğüm Bad Taste, tüm iğrençliğine rağmen, sona erdiğinde ağızda hoş bir tat bırakan filmlerde olmayı başarıyor.

30 Aralık 2013

Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları


Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde olduğu gibi birer yıl arayla seyircisiyle buluşan Hobbit serisi, Hobbit: Beklenmedik Yolculuk'un kaldığı yerden serinin ikinci halkası Smaug'un Çorak Toprakları ile maceraya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl bu zamanlarda Peter Jackson'ı bir çocuk fantezisinden yetişkinlere de hitap eden başarılı bir film çıkarabilmesiyle övmüş ve fakat gişeye yönelik üçleme mantığının getirdiği gereksizce uzun tutulmuş sahneleri nedeniyle eleştirmiştik. Beklenmedik Yolculuk'un giriş hikayesi olması, devam filmleri için daha umutlu ama heyecansız bir bekleyişe sebep olmuştu.

Baştan söyleyelim Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları büyük bir geri adım olmuş. Peter Jackson, ilk filmin yanlışlarını tekrarlarken, o filmin derli toplu anlatısını ve az sonra bahsedeceğim artılarından hiçbirini devam filmine yansıtamamış. Nedir peki bunlar? Hobbit: Beklenmedik Yolculuk'un başarısı büyük oranda yaşattığı nostaljide yatıyordu. Yaşlı Bilbo ve Frodo'lu açılış ile Yüzüklerin Efendisi seriyle kurulan bağ, daha sonra yüzüğün bulunuşu ve Gollum ile doruk noktasına çıkıyor ve öte yandan bir şekilde Cücelerin amacına ortak olup Orta Dünya'ya geri dönmenin heyecanıyla hoş vakit geçirebiliyorduk. Smaug'un Çorak Toprakları'nda sanki her şey bir kenara itilmiş, Cücelerin yurtlarını geri alma mücadelesinin bir önemi kalmadığını hissetmeniz olası. Kaldığı noktadan devam eden filmde, ekibimizin ordan oraya türlü tehlikenin içine dalışını ve Cücelerin sürekli esir düşüp kurtulmalarının kabak tadı verdiğini acı bir şekilde deneyimliyoruz. Ejderha Smaug'un sahne alışı da sinemada ejderhaların estetik karşılığının bulunamamış olması nedeniyle beklenen etkiyi bırakmıyor. Yeni katılan karakterlerin işlevsiz kalışı, Jackson'ın Orta Dünya'yı kanıksamış olması ve hikaye anlatmak yerine sırtını koreografik aksiyon sahnelerine dayaması da filmin diğer önemli eksikleri olarak karşımıza çıkıyor. İlk filmdeki olay akışı, giriş ve gelişme bölümlerinin filmin bütünü içindeki dengesinden de eser yok. Sözün özü, serinin ikinci filmi alınan risklerin tahmin edilebilir ama perdeye bu çapta olumsuz yansıyabileceği öngörülemeyen bölümü olmuş.

Sürprizsiz ve hatta uzun aksiyon sahneleri dışında anlatabileceğimiz, üzerine konuşabileceğimiz ve aklımızda kalabilecek anların olmamasının baş sorumlusu Peter Jackson'dan da önce bu romanın üçlemeyi kaldıramayacağını göremeyen yapımcılar.

Son söz: Smaug'un Çorak Toprakları baştan sona bir hayal kırıklığı..  4.8\10

8 Aralık 2013

İlk İzlenim: "The Hobbit: The Desolation of Smaug"


J.R.R Tolkien'in The Hobbit adlı romanını bir üçlemeye dönüştürmeye hazırlanan Peter Jackson, geçtiğimiz Aralık ayında serinin ilk filmi The Hobbit: An Unexpected Journey ile karşımıza çıktı ve genel olarak olumlu tepkiler almayı başardı. Beklenmedik Yolculuk, giriş filmi olmanın handikaplarına ve gereğinden fazla uzun tutulmuş süresine rağmen benim de takdirimi kazandı. Baştan beri merak konusu olan, çok da uzun olmayan bir romandan nasıl olacak da 3 film çıkacak sorusunun cevabını ilk filmden aldık aslında. Şimdi önümüzde ikinci film The Hobbit: The Desolation of Smaug var.

İkinci filmin hikaye akışı şu şekilde cereyan etmekte: Misty Dağlarından geçmeyi başaran Thorin ve arkadaşları Mirkwood ormanlarında çeşitli maceralara atılacak. Ormanı yanlarında Gandalf olmadan geçmek zorunda olan Cüceler, insanların yaşadığı bölgeye vardıklarında Bilbo Baggins'in Cücelerle olan anlaşması da nihayete erecek. Yalnız Dağ'a ulaşmaya çalışan ekibin, Ejder Smaug'un gizlendiği yerin kapısını bulması gerekecek.

The Hobbit: The Desolation of Smaug'dan beklentiler
İkinci film için şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Beklenmedik Yolculuk'un sıkıcı bulunan ilk yarısı gibi ağır aksak ilerleyen bir film beklemiyorum. Baştan sona daha dengeli bir film bizi bekliyor. İkinci film, Ejder Smaug'la olan mücadeleye odaklanacağından, Smaug'un olduğu sahnelerin ve dolayısıyla efektlerin başarısı çok önemli. Meşhur 'Beş Ordular Savaşı'nın da üçüncü filme saklanacağını söyleyebiliriz. Üçlemeler ve devam filmleri için artık klasikleşmiş 'daha karanlık bir film olacak' yorumlarına girmek istemesem de Shire'ın günlük güneşlik tasvirlerine pek rastlamayacağız. Öte yandan romanın üçe bölünmesi, üçlemenin her filmi için beklentilerimizi düşük tutmaya neden oluyor çünkü her filme düşen olaylar dizisi belli. Peter Jackson'ın yine sınırları zorlayarak 3 saate yakın bir film çıkarma isteğini tekrarlaması da The Hobbit: The Desolation of Smaug için en büyük soru işareti. İlk filme serpiştirilen Yüzüklerin Efendisi karakterlerini de görmeye devam edeceğiz. İkinci filmde Orlando Bloom'un hayat verdiği karakter Legolas'ın da olacağı ilk gelen haberler arasında. Beklenmedik Yolculuk'ta Yüzüklerin Efendisi'ne harika bir gönderme yapan Peter Jackson'dan yeni sürprizler de bekliyoruz. Sonuç olarak The Hobbit: The Desolation of Smaug'un ilk filmden daha iyi bir seyirlik olacağını söyleyebiliriz. Ya da öyle umabiliriz şimdilik. Film, 13 Aralık 2013'te yine Dünya ile aynı anda ülkemizde gösterime girecek.

Hobbit: Beklenmedik Yolculuk eleştirisine buradan ulaşabilirsiniz.


17 Aralık 2012

Hobbit: Beklenmedik Yolculuk

Peter Jackson'ın J. R. R. Tolkien'in fantastik edebiyat serisi Yüzüklerin Efendisi'nden yaptığı uyarlama fantastik sinemanın gidişatını kökünden değiştirmişti. Türün kodlarını kendi kodlarıyla değiştiren ve fantastik film çatısını tarihi\epik ile kusursuz biçimde kesiştiren üçleme, bugün ilk bakılan-model alınan film olma ünvanını elinde tutuyor. Tolkien'in Orta Dünya'sını kendi hayal gücüyle yeniden biçimlendiren Jackson, elini taşın altına koydu ve çok daha zor bir işe kalkıştı: Bir çocuk romanını alıp ondan tüm yaş gruplarına hitap eden bir film çıkarttı. İlk film Hobbit: Beklenmedik Yolculuk, seyircinin ne kadarını tatmin edebilecek bilmiyoruz ancak o çok sevdiğimiz Orta Dünya'ya geri dönebilmek mutluluk verici, bunu biliyoruz.


Aynı formüllerle yola devam
Peter Jackson, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin uyguladığı tüm formülleri Hobbit'te de harfiyen uyguluyor. Shire, Hobbitlerin kentinde başlar hikaye. Gandalf'ın gelişi, ekibin toplanışı ve amansız yolculuğun başlaması... Orta Dünya'da karşılaşılan tehlikeler ve mekan değiştikçe yeni durumlar, yeni maceraların birbirini kovalaması Hobbit: Beklenmedik Yolculuk'un kısa özeti. Hobbit, Yüzük Kardeşliği'nin başladığı zaman diliminde açılıyor ve tüm film bir 'flashback' olarak kurgulanıyor. Bu flashback içinde de yine başka flashback sahneleriyle film mitolojisini anlatma imkanı buluyor. Hobbit'in en göz alıcı sahnelerinin bu kısa geri dönüşler olduğunu söyleyebiliriz.

Filmin zayıf karnı hikayesi
Cüce Kral Thorin ve bir grup cücenin yurtlarını geri alma mücadelesi tek başına, eğer bir filmde anlatılabilseydi doyurucu olabilirdi. Hikayenin üçe bölünmesi ticari bir hamle ve hiç şüphe yok ki hedefine de ulaşacak. Jackson'ın yaptığı tek hata filmi çok uzun tutması. Elinde 169 dakikada anlatılabilecek bir hikaye yok. Misal cücelerin Bilbo Baggins'in evinde toplandıkları sahne tahminen bir 20 dakika sürüyor ve gereksizce uzatıldığı aşikar. İlk yarı giriş hikayesi olması sebebiyle sallantılı geçiyor ama ikinci yarıda taşlar yerine oturdukça Orta Dünya'nın tadına varıyoruz.


Hobbit: nostaljik fantezi
Hobbit: Beklenmedik Yolculuk'u değerli kılan arkasındaki epik fantezi şaheseri Yüzüklerin Efendisi.  Karakterlerden başlayalım. Frodo, Gandalf, Elflerden Elrond ve Galadriel, Saruman ve Gollum'dan Gandalf  dışında tamamı hikaye içinde sahne alacakları anı bekliyor ve misyonlarını tamamlayıp çekiliyorlar. Bu anlarda özellikle Gollum'la genç Bilbo Baggins arasında geçen sahne bir Yüzüklerin Efendisi nostaljisi olarak serinin hayranları için büyük anlam taşıyor. Başını cücelerin çektiği yeni karakterle ısınabilmek için biraz çaba göstermek gerekiyor. Filmi izlerken salondan yükselen sesler, eski karakterlere olan özlemi ortaya koyuyor. Jackson'ın Yüzük Kardeşliği'ne yaptığı gönderme ise filmin en büyük sürprizi. Gerek göndermeleri gerekse de eski karakterlerin adaptasyonu ve iki hikayenin de aynı zaman dilimine denk düşürülmesi, hikayeler arasındaki mevcut akrabalık bağını daha da kuvvetlendiriyor.

Yeni mekanlar ve yeni fantastik yaratıklarla Orta Dünya genişliyor. Görsel olarak üçlemenin de üzerine çıkabilen Hobbit: Beklenmedik Yolculuk, teknik olarak yakaladığı kusursuzlukla ve Jackson'ın iyi yönetimiyle ilk filmden bekleneni veriyor. Yüzüklerin Efendisi'ni örnek alarak yeni fantastik dünyalar kuran pek çok film üretildi ancak hiçbiri Peter Jackson ve Tolkien'in vizyonuna sahip olmadığından başarılı olamadılar. Seyirci, epik fantezi ihtiyacını Game of Thrones gibi bir diziyle gidermeye çalışadursun fantezinin altın çağına girdiği 2000'li yıllarda bu yükselişin baş aktörü Peter Jackson'ın dönüşü küçümsenecek bir olay değil.

Son söz: Yeni üçlemenin ilk halkası vasat değil, başyapıt hiç değil. Öngördüğümüz gibi Jackson'ın romanın üzerine çıktığını söyleyebiliriz. 7\10