6 Eylül 2013

Saw (Testere)


James Wan’ın korku sahnesine çıkışı anlamına da gelen ilk filmi Testere, yarattığı seri katil Jigsaw ile 80’li ve 90’lı yıllarda Michael Myers, Freddy Krueger ve Jason ne anlama geliyorsa, 2000’li yıllardaki karşılığı oldu. Bir anlamda yönetmenin 80’li ve 90’lı yılların slasher mirasını devraldığını görüyoruz. Kurbanlarını suçlular arasından seçen ve onları hayatın değerini anlamaları için ölümcül bir oyun oynamak zorunda bırakan Jigsaw, klasik bir seri katil değil. Çünkü kurbanlarını ahlaki ve vicdani bir sorgulamanın içine çekip, onlara kurtulma umudu ve şansı veriyor. Keskin zekası, acımasızlığı ve davasına olan adanmışlığıyla intikam alan, kendisini tatmin eden seri katillerden ayrılıyor. En önemlisi de elbette kansere yakalanmasıyla başına gelen birtakım olaylar sonucunda insanlığa ve hayata bakışı değişen jigsaw'ın kendisini bir misyonu olduğuna inandırmış olması.

İlk filmde köhne bir odada uyanan ve ayaklarından zincirle bağlı iki insanın hayatta kalma savaşına tanık olduk. Flashback sahneleri ve polisiye örgüsüyle desteklenerek kapalı alan geriliminin dışına çıkabilen Testere, an be an artan gerilimi ve sürpriz finaliyle kısa zamanda bir efsaneye dönüştü. Film süresince yüzünü göremediğimiz ve kanser hastası olduğunu öğrendiğimiz Jigsaw, kutsal bir amaç (!) doğrultusunda hareket ediyor. ‘Gore’ sahnelere sebep olan yöntemini olmasa bile felsefesini anlayabiliyoruz. Yönetmen James Wan’ın kan ve şiddetin ön planda olduğu ve istismar sinemasına yakın duran tavrı, filmi ve amacını tartışılır kılıyor. Her şeye rağmen Testere, türe yenilik getirmemesine karşın ulaştığı nokta itibarıyla özgün sıfatını hak ediyor. Kan oranının artmasıyla ters orantılı olarak her yeni filmiyle kan kaybeden seri, 7. filmiyle nihayete erdi. İlk filmin başarısı tekrarlanamazken, bu başarıda James Wan’ın seyircinin dikkatini bir an bile dağıtmayan hikaye kurgusunun ve gerilimi derinden hissetmemizi sağlayan soundtrack çalışmasının hakkını teslim etmek şart.

Son söz: Üzerinden geçen 9 yıl gösterdi ki, ilk film etkisinde hiçbir şey kaybetmemiş. Mükemmel finali, seyirciyi hazırlıksız yakalayıp gerçek bir şok etkisi yaratıyor.

2 yorum:

  1. Söylediklerinizin hepsine katılmakla beraber James Wan ın genelde beraber çalıştığı senarist Leigh whannell in de hakkını teslim etmek gerek

    YanıtlaSil
  2. evet çok doğru. yazıda değinmedim ama hakkını vermek lazım :)

    YanıtlaSil