25 Ocak 2015

Bir Zamanlar Sinema öneriyor - #15 Los Cronocrimenes


Nacho Vigalondo’nun senaryosunu da kaleme aldığı ilk yönetmenlik denemesi Los Cronocrimenes, Amenabar’ın Abre Los Ojos’unun ardından İspanyol sinemasının en iyi bilimkurgu filmi denilebilir. Film, karısıyla yeni bir eve taşınan Hektor’un yaşadğı inanılmaz olayı anlatıyor. Elinde dürbünüyle çevreyi gözetlerken çıplak bir kadın gören Hektor, merakına yenik düşüp kadının peşinden gider. Biri tarafından bıçaklanır ve olaylar gelişir. Zaman yolculuğu temasına ele atan Vigalondo, spoiler vermeden anlatılması oldukça güç bir filme imza atmış. Yönetmen, karakterleri ve mekanı minimumda tutup, dikkatimizi belli bir noktaya -olayın kendisine- çekiyor. Seyirciyi sürekli şaşırtması ve son ana kadar oynayacak yeni kartlarının olması Los Cronocrimenes’ı alanında özel bir film yapıyor.

Vigalondo, zaman yolculuğundan ziyade bu yolculuğun yarattığı paradoksla ilgileniyor. 2014 yapımı Predestination gibi döngüsel bir hikaye anlatıyor. Zaman yolculuğunun sebep olduğu hataları geçmişe müdahale ederek geri döndürmenin ve her denemede biraz daha dibe batmanın nasıl bir şey olduğunu resmediyor. Giriş bölümünün ardından gözlerinizi ayıramadan izleyeceğiniz bir seyir sunan Los Cronocrimenes, aynı olayı farklı bakış açılarından parçalar halinde ve tek bir zaman düzleminde veriyor. Ve sona geldiğinizde bütüne ulaşmanın verdiği hazzı yaşamamızı istiyor. Döngüsü nedeniyle tam bir çözümün olmadığı Los Cronocrimenes, iyi bilimkurgu çekmek için yüksek bütçelere gerek olmadığını kanıtlayan nefis bir film.