24 Ekim 2016

Sisteme ve medeniyete karşı: Captain Fantastic


Daha çok oyunculuğuyla bilinen ve kariyerini bir aktör olarak inşa eden Matt Ross, yönetmenliğe geçiş yapan isimler arasına katılmış ve ilk filmi 28 Hotel Rooms ile pek başarılı olamamıştı. Ross’un ikinci yönetmenlik denemesi ise senaryosunu kendisinin kaleme aldığı, sinema duygusunu sonuna kadar yaşatan oldukça parlak bir iş. 15. Filmekimi kapsamında seyirciyle buluşan Captain Fantastic, içinizi ısıtacak bir aile draması. Daha doğrusu kusursuz bir dramatik komedi örneği.

Ben Cash ve eşi Leslie, medeniyetin getirdiği sistemin beraberinde kaos da getirdiğini düşünerek, çözüm aramış ve çözümü de mevcut sistemden kaçmakta bulmuş bir çift. Bu kaçış, mücadele etmekten vazgeçme anlamına gelmiyor. Aksine daha zor şartlar altında güçlü kalabilme ve medeniyetin dayatmacılığına karşı dik bir duruş sergileme olarak yorumlanmalı. Çiftimizi kaçışa iten sebep çocukları, çocuklarına daha iyi bir hayat sunabilme düşüncesi. Amerika’nın Kuzeybatı Pasifik ormanlarında, doğanın kalbinde izole bir hayat yaşayan aile, anne Leslie’nin deyimiyle Cumhuriyetin içinde bir Cennet yaratıyor, kendi Cennetlerini… Film, annenin hastalığı nedeniyle bir hastaneye yatması sonrasında, altı çocuğuyla vahşi doğada yaşamaya devam eden Ben Cash ve ailesinin hikâyesini anlatıyor. Annenin ölüm haberiyle de bir yol filmine dönüşüyor.

Captain Fantastic’in açılış sekansı, ailemizin vahşi doğada yaşamanın yanında ona uyum sağlayabilmek için kurallarına da harfiyen uyduğunun ve bunu da eskinin geleneklerini yaşatarak başardığının altını çiziyor. Açılışta izlediğimiz av sahnesi, sıradan bir av değil. Ailenin en büyük çocuğu Bo’nun, erkek olabilmek için ilk hayvanını avlamak zorunda olması söz konusu. Baba Ben’in bu ritüeli harfiyen uygumla arzusu, hemen hemen aynı koşullarda yaşamış atalarını örnek aldığının ve doğrusunun da bu olduğuna inandığının açık bir göstergesi. Gelenekçi bir görüntü çizmesine karşın, çocuklarının eğitimine önem veriyor, özen gösteriyor. Doğada hayatta kalabilmek için çocuklarını çetin sınavlara tabi tutmasının yanı sıra, bu yaşam tarzının onları mahrum bıraktığı eğitimi de tek başına karşılıyor Ben. Filmde, bir öğretmen olarak da ne kadar başarılı olduğunu gösteren pek çok sahne var. Karakterlerimiz şehre indiğine, çocukların aldığı eğitimin teoride kaldığı ortaya çıkıyor. Bilgi değerlidir ama hayat tecrübesi de bir o kadar değerlidir. Çocukların modern hayatı sadece kâğıt üzerinde bilmeleri, şehirdeyken ve modern insanlarla iletişim halindeyken kendilerini birer ucube gibi hissetmelerini kaçınılmaz kılıyor. Çıkan çatlak sesler sonrasında Ben’in kendisini ve tercih ettikleri yaşam biçimini sorgulaması da kaçınılmaz. Ben’le birlikte şüphesiz ki biz de bu sorgulamaya dâhil oluyoruz. Sistemin kölesi olmak, herkes gibi olmak bir yanda, sınırlarını kendin çizdiğin bir dünyada yaşamak diğer yanda. Hangisinin bizim için daha iyi olduğu hususu çoğunlukla çocuklar üzerinden veriliyor. Ross, bu yaşam tarzının olumlu yönlerini sıralarken, doğurabileceği tehlikelere de dikkat çekiyor ve nihayetinde tercihi seyirciye bırakıyor. Bu noktada şu soru da akla geliyor: İlkel ve modern hayat birlikte sürdürülemez mi? Modern hayatın ve mevcut sistemin yaşamamızı ön gördüğü yaşam biçimi, diğerini seçtiğimizde bizi ötekileştirmek zorunda mı? Elbette film ilk soruyu sormuyor ancak yönetmen Ross’un Cash ailesinin hikâyesini anlatırken, alt metne yerleştirdiği düşüncelerden bu soruların peşine takılmak da bize kalıyor.

Captain Fantastic esasında tam bir formül filmi. İzlerken aklınıza ister istemez Little Miss Sunshine’ı getirecektir. Orada sevimli minibüsleriyle yolculuğa çıkan eksantrik ailenin yol boyunca yaşadıkları maceralar, aile olma üzerine söylenen sözler ve tüm bunların komediyle dramanın dengelenerek sunulması, yönetmen Ross’u etkilemiş olmalı. Çünkü Captain Fantastic bu formülün izini sürüyor. Little Misss Sunshine’da olduğu gibi eksantrik ailemiz ulvi görevleri için yola çıkıyor, parçalanıp birleşiyor. Ross, filmini hem düşünsel anlamda hem de dramatik yapısı açısından öyle sağlam kurmuş ki hayran olmamak elde değil. Bu hikâye nasıl sonlanmalı sorusu da, olabilecek en iyi final tercihiyle Captain Fantastic’in kendi türünde, zaman içinde bir klasiğe dönüşecek olmasında önemli bir paya sahip diye düşünüyorum. Mizahı, duygusal anları, akılcı senaryosu, görselliği, çizilen karakterlerin başarısı, oyuncuların performansları, yönetmenliği ve sinema diliyle yılın en iyi filmlerinden Captain Fantastic. 8.6\10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder