1 Kasım 2011

Lost'tan geriye kalanlar

Uyarı: Diziyi izlemeyenler, izlemeyi düşünenler ve izlemekte olanlar lütfen okumasınlar!!!

Baştan söyleyeyim Lost'u unutturmamaya kararlıyım
Söz konusu Lost olunca yazıya nerden başlayacağıma karar vermekte oldukça zorlandığımı belirteyim. Bu yazıyı zaten diziyi izlemiş olanlar okuyacağı için öyle uzun uzun hikayesini anlatmanın lüzumu yok. (sezonlarına değineceğim ama) 2004'te başlayıp 2010'da 6. sezonunu yaparak sonlanan lost'u bu kadar özel kılan neydi? En iyisi burdan başlamak.


Issız Ada motifi daima ilgi çekmiştir ve hatta hepimizin bir ıssız ada hayali -fantezisi mi demeliydim- vardır. Bir dakika sadece ben miyim yoksa? Konumuza dönecek olursak Lost'u bir fenome dönüştüren unsurları sıralayalım isterseniz: 1-Hikayenin bir ıssız adada geçiyor oluşu 2- Adanın aslında o kadar da ıssız olmaması 3- Gizeminin çözülememesi ve her yeni bölümde bir yenisinin eklenmesi 4- Karakter yaratmadaki başarısı 5- Flashback ve Flashforward'lı hikaye kurgusu 6-Her bölüm bir karakterin ön plana çıkarılması ve hikayenin adaya sıkışıp kalmaması 7-Karakterlerin geçmişlerine yapılan yolculuklar 8-Mitolojisi vs... Lost'un en takdir edilesi yanlarından biri  karakterleri. Şimdi gerek eski dizilere gerekse de günümüz dizilerine baktığımda hangi dizide bu kadar iyi çizilmiş karakterler var diye soruyorum kendime. (Yanlış anlaşılmasın bir çok dizide çok başarılı ve fazlasıyla sevdiğim karakterler var ancak bir dizide en fazla 6-7 bilemedin 8 çok iyi çizilmiş karakter olsun) İsimlerini ard arda yazdığımda ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak sanırım: Jack, Sawyer, Kate, John Locke, Sayid, Hugo, Claire, Charlie, Desmond, Ben, Sun, Jin, Eko, Juliet, Faraday, Jacob daha da fazlası var tabi
1,5 yıl sonra geriye baktığımda Lost hakkında yazılmış onlarca kitap ve makale, fan siteleri ve hatta 2010 Ales sınavında Lost hakkında çıkmış 2 sorunun olduğunu görmek hiç şaşırtmıyor beni.


Bilim-Kurgu, gerilim ve macera gibi bir çok türü başarıyla harmanlayan Lost'un her sezonunun farklı bir yapısı var. 24 bölüm süren ilk sezon karakterlerle ve adayla tanıştığımız; gizem ve gerilimin usul usul verilmeye başladığı aynı zamanda da tüm sezonlar içinde en "sade" olanıydı. Yine 24 bölümden oluşan 2. sezonda diğerleriyle olan çatışma ve din mi bilim mi sorusu ön plandaydı. Ayrıca 108 dakikada bir 4, 8, 15, 16, 23 ve 42 sayılarını girerek dünyayı kurtardıklarına inanıyordu karakterlerimiz. 23 bölümden oluşan 3. sezonda yeni kazazedeler ve diğerleriyle tanıştık. Diğerleriyle girilen savaş had safhaya ulaştı. Gerilimi en yüksek sezon olduğu rahatlıkla söylenebilir. En sevdiğim sezon olduğunu da söyleyebilirim. 14 bölümden oluşan 4. sezondaki en büyük değişiklik hikaye akışının flashforward'larla sürmesi oldu. 5. sezon 17 bölümden oluşuyordu. Adanın zamanda geçmişe ve geleceğe gitmesi final sezonuyla birlikte dizinin en kafa karıştıran sezonu oldu. 6. ve son sezon  ise iki farklı zamandan oluşuyordu. Uçağın kaza yapmadan inişini gösteren alternatif zaman? finale giden yolda yazarlarımızın yaptığı son büyük numaraydı.


Ve çok tartışılan final: En baştan belirteyim finali seven azınlık içindeyim. Her şeyin açıklığa kavuşmasını (Haklı olarak) ve bolca heyecan bekleyen çoğunluk hüsrana uğradı. Kendi adıma söyleyebilirim ki finalin duygusal tonu (Alternatif zamanda karakterlerin buluşmaları ve gerçeğin farkına varmaları) beni mest etti. O günleri çok iyi hatırlıyorum aslında. Lost bitmiş ama tartışmalar bitecek gibi değildi. Finalle birlikte ortaya çıkan yeni  soru işaretleri kafamızı kurcalayıp durdu. Lost'a da yakışan buydu diye düşünüyorum.
Ayrıca bir Lost Parodisi yapmayı da düşünüyorum fakat dizinin fanlarından tırsıyorum biraz.

Son olarak Lost ile ilgili şu sorulara kendi cevaplarımızı verelim. (Yorum kısmına yazarsanız sevinirim)

1- Ard arda en fazla kaç bölüm izlediniz?
2- Sizin favori sezonunuz hangisi?
3- 4, 8, 15, 16, 23, 42 kimler bu sayılarla sayısal loto oynadı?
4- Jack mi Sawyer mi?

12 yorum:

  1. 1- Ard arda 2 sezon izledim! (Sonradan başladım diziye)
    2- 2.sezon
    3- Tüm sayılarla değil ama 4,8,15in bulunduğu kuponlar doldurdum :)
    4- Sarışın sevmem Jack tabi ki :))

    YanıtlaSil
  2. Yazıyı görür görmez heyecanla soruları cevapladım ama dikkatli okuyunca en sevdiğim sezonun 3.ye tekabül ettiğini fark ettim :)Karakter ve kurgu başarısına tamamen katılıyorum. Diziyi bence en üst seviyede tutabilmelerindeki ana iki etken buydu.

    Ayrıca parodisini bekliyorum! Herkesin zevkle (ve sinirlenmeden) okuyacağına eminim :)

    YanıtlaSil
  3. Yorumlar için teşekkür ederim. Parodi yapmayı deneyeceğim bir ara. içime sinmezse yayınlamayabilirim. Aslında birinci soruda bir oturuşta kaç bölüm ard arda izlediğinizi sormak istemiştim. Çünkü Lost'ta genellikle 3-4 bölüm peş peşe izlenirdi :)

    YanıtlaSil
  4. Ben de ilk soruda onu yazmak istedim. Bir hafta sonunda 2 sezon bitirdim! 40 dakikadan 24er bölüm dersek günde 16 saat izlemiş oluyorum :)) Zaten bu da ard arda anca olabilir. Düşün artık!

    YanıtlaSil
  5. Off tam coşmuşsun! O kadar izlenemez diye düşünmüştüm. O yüzden yanlış anladığını zannettim. Süpermiş :))

    YanıtlaSil
  6. 1- Ard arda 16'dan fazla bölüm izledim
    2- Favori sezonum 2,3,4
    3- bu sayılarla sayısal loto oynamadım
    4- Sawyer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oo 16 bölümden fazla demek. şaşırtıcı ama Lost bu yapar :) 2 ve 3. sezon en iyisiydi bence de. favorim 3. sezon tabi.. teşekkürler yanıtlar için :)

      Sil
  7. Lost öyle bir dizi ki her bölümün sonuna geldiğinizde kafalarda olaylarla ilgili o kadar fazla olasılıklar düşündürtüyor ki, olabileceklere dair tahmin yürüttüğünüz olasılıklarınız ne kadar fazlaysa ki, bende ki olasılıkların ucu biraz kaçmıştı.. Benim gibi bir izleyici olarak olaylara karşı çok fazla olasılıklar, varsayımlara sahipseniz hafif hafif bir paranoya yaşıyorsunuz. Herşeyin bu kadar zincirleme birbirine bağlı olması ve geniş açıdan bakılınca da tam bir kördüğümü çözmeye çalışma haliniz falan derken ben bir ara aklımı kaçırıyorum sandım. :)) Hiç bir izlediğim dizi bende böylesi bir panik atak heyecanlar yaşatmamıştı. Bir sonra ki bölümü izlemeye geçiş sürem adeta bir panterin avına atlaması hırsıyla atılıyordum.:) off şimdi hatırladım da ne hezeyanlardı onlar ah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet katılıyorum hepsine.. kafamız sürekli yeni sorularla meşgul oluyordu ama şikayetçi de değildik. yaşattığı heyecan tarif edilmezdi ve bittiğinde bıraktığı boşluğu doldurmak hiç kolay olmadı.:) ben bir noktadan sonra kendimi akışına bırakmıştım. çözmek mümkün değildi ne de olsa :))

      Sil
  8. Çözmek kesinlikle mümkün değildi. Her defasında çözmek için kendimizle çıldırasıya bir beyin fırtınası yapıyorduk yine de geriye hep tatmin olmadığımız ucu açık bişeyler kalıyordu. Yiyip yiyip bir türlü doyamamaya duyulan huzursuzluk gibi, bir aydılansa da rahat etsek sıkıntısı ile, bu senaryoyu nasıl kafalar yazıyor böyle deyip şaşkın hayranlığımızla çıkıyorduk işin içinden :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahhah evet :)) senaristlere büyük hayranlık besliyordum ben de. orantısız zeka işte ne yapacaksın :))

      Sil
  9. Katılıyorum size. Deli zeka işleri bunlar :)

    YanıtlaSil