14 Ocak 2012

Bir Zamanlar Anadolu'da

Türk sinemasında yeni kuşak yönetmenlerimiz içerisinde uluslararası arenadaki lokomotifimiz Nuri Bilge Ceylan, genel olarak sinemasına mesafeli durduğum ancak hep takdir ettiğim bir isim oldu. Ceylan'ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da, Cannes Film Festivalinde Jüri Büyük ödülünü (Dardenne kardeşlerin filmi Bisikletli Çocuk ile paylaşarak) aldı. O bildik Nuri Bilge Ceylan filmlerinden farklı bir hikayeye sahip olması ve hepsinden önemlisi diğer filmlerinin aksine bol diyaloglu bir yapım olması benim gibi düşünen sinemaseverleri filme çekti.

Bir cinayet-suç öyküsü anlatıyor Bir Zamanlar Anadolu'da. Ortada iki zanlı ve yeri meçhul bir cesetimiz var. Gerekli hukuksal işlemlerin başlayabilmesi için bu cesedin bulunma sürecinde yaşananları izliyoruz. Bir gece Anadolu'nun ıssızlığında ilerleyen üç araç, bir türlü bulunamayan bir ceset. Türk Sinemasında aşina olmadığımız hikaye kurgusunu yine alışık olmadığımız bir zaman dilimine yayarak (157 dakika) anlatan Ceylan, Türk Sinemasının görsel anlamda en iyi filmine imza atmış. Anadolu'nun kıraç topraklarında rüzgarın uğultusuyla bozulan sessizlik, kasvetli bir hava, karakterlerde yakalanan derinlik ve hikayenin vahameti yerinde renk tercihleriyle birleşince benzersiz bir bütün oluşturmuş. Filmde her şey 12 saatlik kısacık bir zamanda olup bitiyor ve geceyle gündüz arasındaki keskin ayrım ile hikayeyi de ikiye parça şeklinde değerlendirebiliyoruz. Gece için cesedin aranma süreci, gündüze ise bulunduktan sonra yaşanan prosedürün görselleştirilmesi diyebiliriz.

Bir Zamanlar Anadolu'da için polisiye\drama\yol filmi denilebilir ancak Nuri Bilge Ceylan işin polisiye kısmından daha çok durumun karmaşıklaştıkça karakterler üzerinde bıraktığı 'haller'e odaklanıyor. Zaten onu hikayeden ziyade karakterler ilgilendirmiştir hep. Polisiye örgü içerisine yerleştirilen Savcı'nın hikayesi filmin dramatik yapısını kuvvetlendiren önemli bir unsur. Son bölümde yer alan otopsi sahnesi ise olayı tüm çıplaklığıyla yansıtırken "Bir Zamanlar Anadolu'da"nın zayıf karnı oluyor maalesef. Bu sahne yol filmi şeklinde başlayıp öyle de devam eden öyküde eğreti duruyor. Seyircinin -uzunluğunu da düşünürsek- sahnenin gerekliliğini sorgulamasına sebep oluyor. Batı'da da otopsi sahnesi için benzer eleştiriler geldi sanırım. Hikaye başladığı gibi Anadolu'nun kıraç topraklarında bitebilirmiş. Bu son filmiyle Ceylan, yeni bir başlangıç mı yapıyor bunu söylemek için çok erken ama Ana akım sinemaya bir nebze daha yaklaştığı da gerçek. Uzun süresini dezavantaja dönüştürmeyen, iyi yazılmış diyaloglarıyla ve elbette Taner Birsel, Yılmaz Erdoğan ve Muhammet Uzuner başta olmak üzere müthiş oyunculuk performanslarıyla övgüyü hak eden bir film Bir Zamanlar Anadolu'da.

Bir Zamanlar Anadolu'da gerek Türk basınında gerekse de yabancı basında büyük bir film olarak karşılandı. Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar aday adayı filmimiz bir ilk yapıp Oscar yarışında yer alamadı ama o yetkinlikte olduğundan hiç şüphemiz yok. 

Son söz: Bir Zamanlar Anadolu'da ile ustalık dönemine giren Nuri Bilge Ceylan'ın bu son filmi tartışmasız 2011'in en iyi Türk yapımı.  9.2\10

6 yorum:

  1. zorlama, fazlasıyla özenti geldi film bana. kötü mü, değil. ama özgün değil. aynılarını Lars von Trier çekmiyor mu zaten? dikkat edin, bağımsız sinema denilen son özgürlük alanı, illa Oscar'ı kendini hedef seçmiş, bekliyor. genelleme olacak ama, roman yazımında olduğu gibi Hollywood dışı sinemada da iskandinav kalıpları yavaş yavaş yerleşmeğe başlamış.

    YanıtlaSil
  2. elbette özgün değil ancak bizim sinemamız için alışılmadık olduğu kesin. Nuri bilge filmleri soğuk ve mesafeli tavrıyla İskandinav sinemasına benzetilebilir tabi. İskandinav sinemasını sana bırakıyorum eksiğim çok çünkü :)

    YanıtlaSil
  3. Bugün izlediiiim.
    Twitter'da 140 karaktere sıkıştırılmış yorumum: "Bir Zamanlar Anadolu'da;ilk 1 saatinin arasında durdurup uyuma ihtiyacı hissettiğim,sonra toparlanan,iyi oyunculuklu,sanatsal bir yapım."
    İtiraf edeyim, cidden uyudum da durdurup arada. ahahahaaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahhaha ya filmi durdurup uyuma işini de ilk senden duyuyorum beyza. hani uyuya kalanları biliyoruz da.. :)) Aslında bu Nuri Bilge'nin en akıcı filmi. demek ki diğerlerini izlesen Uzak, İklimler filan direkt uyayacaksın haha. itiraf edeyim BZA dışında benimde çok tuttuğum bir yönetmen değil Ceylan. filmin de en azından sonrasını beğenmişsin bu da bi şey :)

      Sil
  4. güzel bir eleştiri olmuş...iyi bir film ama Bana kalırsa filmin eksikleri var ve abartılan bir film...en büyük eksisi filmin süresinin gereksiz yere uzatılması .filmden 30 dk çıkart film kendinden bişey kaybetmez 2)ilk yarı cidden gereksiz derecede sıkıcı .bu filmden sıkılmadım diyenin sözüne inanmam açıkçası ve son olarak 3) filmin 2:30 saatlik bir senaryosu kesinlikle yok..son söz:evet çok iyi bir yerli yapım fakat eleştirmenlerin abarttığı kadar değil ,akademinin ise o yıl filmi görmezden gelerek doğruyu yaptığını düşünüyorum...en gıcık aldığımda bu filmi sırf sinema kültürü çok iyiymiş gibi gözükmesi için yalandan beğenenler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :) açıkçası yazıda da belirtmiştim diğer filmlerini pek sevmem Bilge'nin, bu filmin de kesinlikle eksikleri var. katılıyorum yarım saatini çıkartırsak filmin zararına olmayacağı gibi bir artıya dönüşürdü kesin. ben samimi olarak beğendim filmi zaten Nuri Bilge'yi takdir etsem de sinemasını pek sevmediğimden beğendiğim bir filmi çıkınca hakkını vermek istedim. Oscar'da ilk 5 içinde olmalıydı ama. daha zayıf bir iki film vardı ilk 5 içinde :)

      Sil