15 Aralık 2012

Tepenin Ardı

Burç Karabulut yazdı
Bir fotoğraf çekin. Hayatınızın tüm tren şeridi gibi önünden geçen o son anlarınızda neyle karşıya karşılaşacağınızı düşünün Güzel mutlu anıların yanında pişmanlıklarınız, hayal kırıklıklarınız ve daha nicesi gözünüzün önüne gelecektir mutlaka. Tepenin Ardı'nın bir anlamda yaptığı buna karşılık geliyor. Tabii işi tek kareyle sınırlandırmıyor. İki saatlik bir filme yayıyor. Tepenin Ardı sembolik de olsa ardındakileri görmesek de bilmesek de onlar bizim günahlarımızın eseridir diyor. Tepenin ardındakilerle ilişkilerimiz; önyargılarımızla yöneldiğimiz o anda yargısız infazda başlıyor.

Tepenin Ardı'nın bir Western atmosferi içinde kurgulandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Benim aklıma hemen Ox-Bow Incident'in yargısız infaz sahnesi geliyor. O müthiş finalde, üç adam asılacaktır. Fakat suçlarını bilmemektedirler. Sadece yanlış yerde yanlış zamanda bulunmaları onları asılmaya götürecektir. Kanıt yoktur ama kanıtımsı şeyler bulunabilir. Suçları zaten kasabalılar tarafından halihazırda belleklerde yer etmiş olan  önyargının tezahürüdür ve bu durumun hareket geçmesi için sadece üç adam lazım gelir. İşte o peşin yargının sebebi, yargısız infazı da beraberinde getirir. Ox-Bow Incident filminin konusuna da hafifçe girmek belki niye iki filmi üst üste incelememize gerek olduğunu açıklayabilir.


Feodal sistem ve Baba'nın Adı: Sistemsizlik ve Kanunsuzluk
Türkiye'nin genel coğrafi yapısı ele alındığında, toprak ağalığı küçümsenemez. Toprak ağalığı yapanlar genelde o bölgede güce de sahip olurlar. Partiler içinde öncelik sırasına göre değerlendirilir. Feodal sistemde yaşayan bir çocuğun, yaşlının ve kadının yaşamı, toprak ağasının ağzından çıkacak lafa bağlıdır. Baba'nın adı, Lacan'ın dediği gibi simgesel düzeyde kanunlara işaret eder. Babanın yani bu durumda toprak ağasının varlığı, kadının, yaşlının, çocuğun susması ve başını öne eğmeleri için yeterli bir sebeptir.

Tepenin Ardı'nda ise Faik Ağa bu role denk düşer. Faik Ağa, ununu elemiş eleğini asmış artık yaşlılık dönemlerini yaşayan bir ağadır. Faik ağa, oğulları ve torunlarıyla her sene yaylaya çıkmaktadır. Geçmişten kalma büyük bir arazinin de sahibidir. Bir gün yine yaylanın keyfini çıkarırken, ters şeyler olmaya başlar. Nerden geldi belli olmayan silah sesleri ile adeta bir Kızıldereli saldırısına uğrayacakmış gibi yerini yurdunu korumaya girişir. Kendi yabaniliğini karşı tarafa transfer eder adeta. Jandarmanın bu duruma müdahalesi olmadığı aşikardır. Sistemsizlik ve kanunsuzluk, bireysel şiddeti ve kanunu zorunlu kılmıştır.

Ox-Bow Incident ve Tepenin Ardı: Düşman Yaratımı
İki filmi karşılaştırırken spoilerdan elimden geldiğince uzak durmaya özen göstereceğim. Ox-Bow'un meşhur o son sahnesini anlatamayacağımdan film hakkında genel bir bilgi verecem. Bir gün Bridger Wells kenti sakinleri sığırlarının çalınması üzerine faili aramaya koyulurlar. Üç tane adam kasabaya bu iş için giriş yapmıştır, şerif de o sırada kasabada değildir. Bunun üzerine, bir araştırma ekibi oluşturup failleri aramaya koyulurlar. Üç adam kanıt bulunamamasına rağmen asılırlar. Önemli olan üç adam asmış olmaktır. Ekip keyifle dönerken şerif onları yarı yolda yakalar. İyi haberleri verir. Aslında sığırı çalan adamın yakandığını söyler.


Feodaliteyi bir Western olarak görmek ve anti-Western olarak uyarlamak
Tepenin Ardı'nda ise filmde görünmez (tekinsiz Kızılderililerin aksine) bir düşman vardır. Faik Ağa, oğlunun vurulması üzerine Tepenin Ardı'na hücuma geçer. Karşı taraftan ona göre tahrik devam eder. Torunun da ölmesi üzerine Tepenin ardındakileri öldürmeye doğru yola koyulur. Filmi çok anlatmaya çalıştım. İkisinde de tam olarak bir düşman yaratımının zihinlerde olduğunu görmek mümkün. Ox-Bow'da feodal ağa olmamasına rağmen halkın kanun yerine kendini koyması ile Faik Ağa'nın kendini zaten ağa olması dolayısıyla kanunu uygulamasını kendine hak olarak görmesi var. Feodallik ile Western o yüzden çok iyi örtüşür.

İki filmi üst üste okuduğumuzda, Amerikan Westernlerinin bir acı gerçeği olarak görünebilecek Ox-Bow Incident, hem Westernleri eleştirir hem de düşman yaratım sürecinde de toplumsal ve evrensel bir eleştiri getirir. Tepenin Ardı ise, Westerni bir arka plan olarak kullanarak bu durumu feodallik üstünden anlatır. Arka plan olarak da yetinmez yönetmen Emin Alper. Yabanilik, tekinsizlik ve Kızılderili gibi Yörükleri de düşman olarak iyi lanse eder. Tamamen bir Türk Westernidir. Aynı zamanda bir anti-Westerndir.

Karakter çatışmasının eksikliği hissedilse de filmi çok bozan bir ayrıntı olarak göze çarpmaz.

Filmin puanı 10 üstünden 9'dur.

2 yorum:

  1. Filmin Antalya'da vizyona girmemesi benim için şok oldu. Asla bir sinema şehri olamayacak. Bir an evvel dvd'si çıkar umarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplamda 17 salonda gösterime girdi. İstanbul, İzmir bir de sanırım girdiyse Ankara'da girmiştir. ben de yaşadığım yere gelmediğinden izleyemedim. evet Antalya sinema şehri olamaz Altın Portakal'a rağmen... dvdsi kısa zamanda çıkacaktır, bekleyelim :)

      Sil