26 Şubat 2013

Damardan Paralel Evren: "Another Earth"

2011'in birbirine benzetilen iki bilimkurgusu Lars Von Trier'ın Melancholia'sı ve Mike Cahill'in Another Earth'ü esasında bilimkurgu sinemasının farklı iki alt türünden beslenen (Melancholia felaket filmi, Another Earth parelel evren bilimkurgusu) ancak bu alt türlerden ziyade karakter draması düzleminde ilerleyen filmler.  Another Earth, 2011 Sundance Bağımsız Film Festivali'nde Jüri Özel ödülünü almayı başaran şaşırtıcı bir film. 

Dünyamızın birebir kopyası olan yeni bir gezegenin keşfedildiği gece Rhoda adlı bir geç kız, trajik bir kazaya sebebiyet verir. Hem kendi hayatını çıkmaza sokar hem de bir aileyi yok etmenin acısıyla yaşamak zorundadır artık. Rhoda, 4 yıl süren hapis cezasınını doldurduğunda hatasını telafi etmenin yollarını arayacaktır.

Another Earth'ün paralel evren mevzusuna yaklaşımı bir hayli ilginç. Paralel evren bilimkurgularında, varolduğu varsayılan diğer evren(ler)de fiziki anlamda aynı özelliklere sahip bir başka 'siz' daha vardır. Ancak genelde paralel evrende başka bir zaman, başka bir mekan ve dolaysıyla da başka bir yaşanmışlık düşüncesi hakimdir. İnsanlar aynı, kişilikler farklıdır kısacası. Another Earth'ün yaklaşımına gelirsek, dünyamızdan çıplak gözle görülen ikinci bir Dünya (filmde de 'Earth 2' olarak adlandırılıyor) keşfediliyor. Zaman ve mekanın aynı olduğu bu dünyada yaşanmışlıklar da aynı. Bu düşünceyle hareket ettiğinizde, çeşitli sorgulamalar da beraberinde geliyor. Ana karakterimiz Rhoda'nın aklına takılan şu soru filmimizin de çıkış noktası: "Ya bu dünyada yaptığımız hatalar, diğer dünyada tekrarlanmıyorsa?"

Film, paralel evreni -Earth 2'yi- deyim yerindeyse gözümüze sokuyor ama onu ikinci plana atmaktan da geri durmuyor. Filmde bilim adamı karakteri olmadığı gibi Earth 2'ye dair tüm bilgiyi televizyonlardan öğreniyoruz. Cahill, paralel evreni amaç değil araç olarak kullanıyor. Buna rağmen film, paralel evren üzerine söyledikleriyle muadillerinden ayrılmayı başarıyor. Mike Cahill, daha çok bu dünyaya ait, insancıl bir hikayeyle ilgileniyor. Ana karakter Rhoda üzerinden insanoğlunun yalnızlığı, pişmanlıkları, hataları ve ikinci şans olgusu masaya yatırılıyor. Another Earth, karakter draması boyutuyla öne çıktığından Melancholia ile ciddi bir bağ kurmuş oluyor. Melancholia'nın estetiği ve görselliği burada yerini yalın bir anlatıma bırakıyor. İki filmde de çıplak gözle görülen mavi bir gezegen var. Melancholia'daki mavi gezegen hayatın sonunu getirirken, Another Earth'teki umudu simgeliyor. Şöyle ki, Melancholia'da yaklaşmakta olan gezegen Justine'ın melankolisini körüklerken, Another Earth'te Rhoda'nın melankolisinden kurtulmasına olanak tanıyor.


-Spoiler içerir- Zaman yolculuğu temalı bilimkurgu filmlerinde sıkça işlenen 'kendi geçmişinle karşılaştığında zamanın farklı yönde akması, geleceğin değişmesi' durumunu Mike Cahill, paralel evrene uyguluyor. İki dünya birbirini ilk gördüğünde -fark ettiğinde diyelim- bir sapma meydana geliyor. Hayatın tamamen aynı aktığı, aynı şeyleri yaşandığı iki dünyanın senkronu bozuluyor. Bu bozulma da iki dünya arasında yaşanacak olası bir seyahate büyük bir anlam yüklüyor. Aksi halde uzay piyangosunu kazanan Rhoda'nın Earth 2'ye gitmesinin cazip hiçbir tarafı yok. Kendisiyle karşılaşması dışında.. Üzerinde durmamız gereken bir başka konu da kendinizle karşılaşmanız nasıl sonuçlar doğuracağı sorunsalı. Felsefik sorgulamaları beraberinde getiren bu soru, insanoğlunun mükemmellik arayışını akla getiriyor. -spoiler sonu-
Melancholia analizime buradan ulaşabilirsiniz

Son söz: Bu bağımsız bilimkurgu dramasının mütevazi sürpriz finali, hiç beklemediğiniz bir anda vuruyor ve tadına doyum olmuyor. Another Earth, bilimkurgu sinemasında görsellik ve aksiyon diyorsanız size göre değil,  dramatik yapı ve felsefe diyorsanız kaçırmayın. 7.9\10

8 yorum:

  1. paralel evren konusu cidden önemli ve enteresan bir konu. edebiyatta da sinemada da cazip. bu tarzı sevenler için naçizane önerebileceğim bir dizi var. bilenler biliyordur zaten, FRINGE adlı dizi. bu dizi de aynı kişi, farklı karakter, kendi ile karşılaşma biçimli paralel evren teması işliyor.

    YanıtlaSil
  2. Hımm benim de ağzım sulandı şimdi. Biliyorsun ilk bir kaç bölüm sonra bırakmıştım diziyi ama paralel evren mevzusuna olan ilgimi düşünürsek izlemem lazım bir gün Fringe'i :)

    YanıtlaSil
  3. Fringe izliyorum bu aralar paralel evren şimdi sempatimi kazandı, ciddi anlamda merakımı körükledi film.

    Son sözümsü: Melancholia'yı hala izlemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. paralel evren benim ezelden beri ilgimi çeker valla :) ahaha "son sözümsü" çok komikti ya! melancholia'ya da sıra gelecek umarım :)

      Sil
  4. Hehehey, bir tweetimi atmak istiyorum buraya.

    Eternal Sunshine of the Spotless Mind; kurgusu ve senaryosuyla içinden tatlılık fışkıran, değişik, oyuncuklarıyla başarılı, izlenisilerden.

    ehehehe, izledim sonunda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzeeel sonunda izlemişsin Eternal Sunshine'ı :)) beğenmene sevindim filmi, o kadar övdüm yoksa kötü olacağdı ahaha. hımm evet katılıyorum tabii bu twite de :)

      Sil
  5. Ya ben bu filmi çok farklı beklemiştim, kötü olmasa da beklentimin altında kalarak hayalkırıklığı oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. filmin son söz kısmında özellikle işin biraz felsefesiyle ilgilenenler için daha iyi bir seyirlik olduğunu yazmıştım. Tabi bir de bağımsız bir film olduğundan sanırım böyle oldu senin için :) beyza bazen böyle oluyor. açıkçası bana da çok oluyor bu :)

      Sil