22 Aralık 2014

Dini-epik maskesi düşerse: Exodus: Gods and Kings


Son 15 yılda çektiği epik filmler; Gladiator, Kingdom of Heaven ve Robin Hood ile türün en önemli isimlerinden biri haline gelen Ridley Scott, bir kez daha bu alanda bir eserle geri döndü. Hz. Musa’nın hikayesini dev bir prodüksiyonla peliküle aktaran yönetmen, Darren Aronofsky’nin Noah’ı gibi tartışma yaratacak bir dini epik çekmiş. Esasen dini epik olduğunu söylemekte zorlandığımız bir film var karşımızda.

Dini epik değil, sadece epik!

Darren Aronofsky, Nuh Tufanı’ndan bir epik\fantezi çıkarmıştı. Ancak film için dini epik de diyebiliyorduk. Sebebiyse hikayesini kutsal metin tabanlı anlatırken, bunu dini epiklerin klasik örneklerine öykünerek yapmasından kaynaklanıyordu. Exodus’a baktığımızda, Scott’ın hiçbir dini argüman kullanmadığını görüyoruz. Zaten Scott’ın kafasında hiçbir zaman bir dini epik çekmek yokmuş. Dolayısıyla “Hz. Musa’nın öyküsünden nasıl bir epik film çıkarırım?” düşüncesiyle yola çıkmış ve senaryo da ona göre kaleme alınmış. Açılış sekansı Scott’ın ne yapmak istediğini hemen açık ediyor. Seti, Ramses ve Musa, Hititler’e nasıl saldıracaklarını konuşuyorlar. Sonrasında da bir savaş sahnesi canlandırılıyor.

Exodus: Gods and Kings, neden bir dini epik değil onu açalım. Öncelikle Scott’ın Musa’sı bir peygamber değil. Tanrı ile İbraniler arasında aracılık yapan iyi eğitimli bir general, bir savaşçı. İbraniler’i vadedilen topraklara götüren bir liderden öteye gitmiyor Musa. Olan biteni seyretmekle yetinen, yolunu bulmaya çalışan bir adam o. Peygamber değil demiştik. Tanrı’yla iletişim kurmasına rağmen, kendisine kurtarıcı değil, sadece bir haberci misyonu yüklendiğini görüyoruz. Tüm felaketleri, mucizeleri bizzat Tanrı gerçekleştiriyor. O zaman Musa’ya ne gerek vardı demezler mi? İşin bir diğer boyutu da Scott’ın bir Firavun mantalitesiyle hareket etmesi. Felaketleri ve mucizeleri bilimle açıklamaya çalışıyor. Özellikle Kızıl Denizi geçiş sahnesi gülünç olmaktan öteye geçemiyor. Ancak bir dini epik parodisinde görebileceğimiz bir Kızıl Deniz'i geçiş sahnesi izliyoruz. Tüm bu veriler ışığında Exodus’a dini epik demek abes olacaktır. Scott, kutsal metinlerdeki Musa hikayesini alıp, inanç mekanizmasını işlevsiz hale getirmiş, dine ait ne varsa çıkarmış ve dini epik’i bir maske olarak kullanmış.

Kopuk ve dengesiz bir film

Scott’ın filmografisine baktığımızda daimi bir dengesizlik vardır. Bir bakarsınız bir başyapıtla çıkagelmiş, bir bakarsınız ardından kariyerinin en kötü çalışmasını yapmış. Bu dengesizlik Exodus’un tamamına sinmiş. Karakterlerde derinlik olmadığı gibi inandırıcı da değiller. Ben Kingsley ve Sigourney Weaver’ın karakterleri örneğin o kadar sığ ki, oyuncuların bu rolleri nasıl kabul ettiklerini anlamak mümkün değil.

Sırtını Musa ile Ramses arasındaki rekabete yaslamak isteyen Scott, yeni bir Gladiator yaratmak istemiş bellki ki.. En azından Maximus-Commodus arasındaki intikam öyküsünü Musa-Ramses arasında canlandırmak istemiş. Ancak, The Ten Commandments’ı iyi analiz edemediği çok açık. Kardeş gibi büyüyen Ramses ve Musa arasındaki bağı veremediği gibi, Musa’nın İbrani olduğu anlaşıldıktan sonra da karakterlerimizi çarpıştıramaması tam bir hezimet. Exodus: Gods and Kings oldukça kopuk bir film. Bunu Scott’ın filmini 30 dakika kısaltmak zorunda kalmasıyla açıklayamayız. Musa’nın hikayesini 150 dakikada anlatmak -hikayenin giriş bölümünü es geçseniz bile- Victor Hugo’nun Sefiller’ini 3 saate sığdırmak kadar zor.

Görsellikle kurtarılabilecek bir film değil

Exodus’un en dişe dokunur kısmı, kuşkusuz ki görüntü ve sanat yönetmenliği… Görsel olarak oldukça tatmin edici bir iş ortaya koyan Scott, erdemleri olan bir film ortaya koyamadığı için bu alandaki başarısının pek de önemi kalmıyor. Felaketlerin görsel karşılığını buluyor bulmasına ama felaketleri çok hızlı bir şekilde verdiğinden oradan da hanesine eksi puan yazdırıyor.

Son söz: Ridley Scott’ın kılıç-sandalet epiği çekme sevdası bu kez sert bir kayaya çarpmasına sebep olmuş. Ustadan yeni bir başyapıt beklerken, yılın en büyük hayal kırıklığıyla karşılaşıyoruz. 4\10

En iyi 10 Ridley Scott filmi
http://birzamanlarsinema.blogspot.com.tr/2014/02/en-iyi-10-ridley-scott-filmi.html

6 yorum:

  1. benim de bu filmden buyuk beklentilerim vardı ama dediginiz gibi tam bir hayal kırıklığı

    YanıtlaSil
  2. İzlerim diye ben direk Son Söz'e atladım yazıyı tam okumadım; ama 4 mü? Cidden mi? BALE?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet abartısız 4.. Bale de kötü.. hiç olmamış.. vakit kaybı olur senin için..

      Sil
    2. Cidden mi? Az daha sinemada gidecektim...
      Ah be Bale...

      Sil
    3. hadi ya, iyi olmuş.. Bale severiz ama senaryodan kaynaklı olarak zayıf kalmış bence :)

      Sil