29 Mayıs 2012

Metropol insanının yalnızlığı: Shame


İlk filmi Hunger (Açlık) ile azımsanmayacak bir başarı elde eden Steve McQueen'in başrollerine Michael Fassbender ve Carey Mulligan'ı yerleştirdiği ikinci uzun metrajı Shame (Utanç) vizyona girdiği yılın en iyileri arasında gösterdiğimiz son derecede başarılı bir çalışma. Filmde; 30'lu yaşlarında New York'ta yaşayan seks bağımlısı, yalnız bir adamın, günün birinde kız kardeşinin kısa bir süre için yanına taşınmasıyla tamamen değişen hayatı konu ediliyor.

Filmi çözümlemek için Brandon karakterine bakmak, içinde bulunduğu koşulları kavramak ve ruh halini anlamlandırmak şart. New York gibi bir metropolde yapayalnız bir insan Brandon; geçmişin acılarını bilinç altında bir yere gömmüş, ailesiyle ilişiğini kesmiş, sosyo-ekonomik açıdan refaha ulaşmış, yüzeyde yapay bir mutlulukla hayatını idame ettiren, sorunların üzerine gitmektense kaçmayı tercih eden, belki de tüm bu sorunların ve mutsuzluğun dışavurumu olarak ortaya çıkan seks bağımlılığıyla kendisine ve çevresindekilere zarar vererek yaşamını sürdüren, bağımlılığından kurtulamayan-kurtulmak da istemeyen bir karakter. Kız kardeşinin gelişiyle Brandon'ın hayatı neden alt üst oluyor peki? Sebebi basit. Brandon'ın yalnız bir hayatı seçmesindeki ana etken bağlanma korkusu. Sissy'nin gelişiyle aileye dair anılar ve unutulmak istenen geçmiş gün yüzüne çıkıyor. İkisi arasındaki kardeşlik bağı ve bir abi olarak Brandon'a biçilen kardeş sorumluluğu onu fazlasıyla rahatsız ediyor. Brandon, bir iş arkadaşıyla yakınlaşıyor. Bu yakınlaşmanın ertesinde bir otel odasında ilişkiye giriyorlar. Daha doğrusu giremiyorlar. İkili arasında oluşan duygusal bağa ilişkin küçük bir kıvılcım dahi seks bağımlısı olan Brandon üzerinde ters tepki yapıyor. Sahne sonrasında başka bir kadınla ilişkiye girmesi-girebilmesi de bu savı destekliyor. 

Shame'de ana tema yalnızlık. Metropol insanının yalnızlığı... Steve McQueen, bu çerçevede bir birey üzerinden yalnızlık olgusunu irdeliyor diyebiliriz. Bunu da gerçekçi bir yapı kurarak dingin bir anlatım ile gerçekleştiriyor. Filmin dramatik yapısı farklı dünya görüşüne sahip iki kardeşin çatışması ve Brandon'ın suçluluk duygusu üzerine kurulmuş. McQueen, modern hayatın getirdiği yeni yaşam biçiminin insanlığı götürdüğü noktaya işaret ediyor. Bunu da geçmişini bilmediğimiz, kendini hayatın akışına kaptırmış ama hayattan da bir beklentisi olmayan yalnız bir adam üzerinden vermeye çalışıyor. Diğer yandan da insanı bu duruma getiren sistemi eleştiriyor. Olası alt metin sanırım kapitalist sistem. Belki de modern yaşamın çocukluktan başlayarak insanı psikolojik sorunlarla dolu bir geleceğe hazırlaması. Tabi McQueen'in filmi karakter draması düzleminde ele alması ve erotik dram ambalajıyla sunması işin rengini değiştiriyor.

Shame'de açılış ve kapanıştaki metro sahneleri kilit bir noktada duruyor  -spoiler- Açılışta Brandon, sarışın, alımlı bir bayanla kesişiyor ve kadın indiğinde peşinden koşturuyor (kadının) parmağındaki yüzüğe aldırmadan. McQueen, henüz filmin ilk dakikalarında Brandon'ı böyle bir ruh haliyle karşımıza çıkararak karakter hakkında genel bir izlek oluşturuyor. Ve sona gelindiğinde aynı sahne tekrarlanıyor fakat bu kez Brandon, kadını takip etmiyor. Yaşadıkları buna izin vermiyor. Karakter üzerindeki değişimi çarpıcı bir şekilde göstererek filmi noktalayan McQueen, hedefine ulaşıyor. - spoiler sonu-

Shame'in Oscar yarışına dahil edilmemesi ise büyük talihsizlik. Akademi neden görmezden geldi bu cesur filmi? Ah evet sorunun cevabı da sanırım 'cesur' kelimesinde saklı. Zira Shame; En İyi Film Oscar'ına aday olan Moneyball, War Horse, The Descandants, Midnight in Paris ve Extremely Loud and Incredibly Close'dan çok daha güçlü bir film. En iyi film adaylığı bir yana Michael Fassbender'in unutulmaz performansı nasıl ıskalandı? Öyle ki, bu performans bir oyuncu Oscar'a aday olabilmek için daha ne yapmalı sorusunu getiriyor insanın aklına.

Son söz: Shame, 18+ yaş sınırına tabi tutulan ve cüretkar seks sahneleriyle de çokça konuşulan ancak erotik film kalıbı içerisine dahil edilemeyecek çarpıcı bir drama 8.7\10

12 yorum:

  1. Filmi bende çok beğenmiştim. Özellikle Oscar yarışına dahil edilmediği için yine kızmıştım. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü alan Jean Dujardin'e ders verir bir nitelikte Michael Fassbender'ın oyunculuğu. Film olarakta dediğin gibi çoğu adaylardan iyiydi. Steve McQueen projelerini iyiden iyiye beklemeye başladım. Ayrıca giriş sahnesi mükemmeldi. Ana tema müziği neydi öyle ya çok iyi:)Bağımlısı oldum:)[Girişte ve finale doğru çalıyor]

    YanıtlaSil
  2. Fassbender'e ayıp etmişler açıkça. evet McQueen, 2 filmiyle son dönemin en önemli yönetmenlerinden olmayı başardı. bir sonraki filmini merakla bekliyorum ben de. bahsettiğin müzik çok iyiydi. ne olduğunu bilmiyorum ama :)

    YanıtlaSil
  3. Brandon olarak geçiyor adı:) Oscar'ıda artık pek takmıyorum açıkçası:) Her sene yapıyorlar yapacaklarını:)

    YanıtlaSil
  4. hımm ilginç! evet Oscar öyle ya! çok takmamak gerek :)

    YanıtlaSil
  5. :))) Biraz önce arkadaşımdan shame'i indirdim haberi geldi, sevindim. Sonra blogu açtım yorumunu gördüm. Hafta sonu filmi alıp izlemeliyim hemen. Yorumun çok çok iyi, tebrikler.

    YanıtlaSil
  6. ahaha :)) ben de çok geç kaldım izlemek için. çok teşekkür ederim :) beğeneceğini düşünüyorum. iyi seyirler olsun..

    YanıtlaSil
  7. yazı için tebrikler, filmi ve karakteri çok güzel bir şekilde özetleyip analiz etmişsin. Issız Adam dediğin böyle sinemaya aktarılır dedirtiyor film: P ehehe

    YanıtlaSil
  8. Senden bunları duymak gerçekten güzel. teşekkür ederim :)) ahahha aynen öyle çakma olanından uzak duralım artık :P

    YanıtlaSil
  9. Yorum yazmakta geciktiğim için "utanç" içindeyim :)
    Çok yazıldı,çizildi ama McQueen'in hakkını teslim etmek de boynumuzun borcu. Sinematografik açıdan vurucu sahneleri olsa da aslında naif ve bir o kadarda sessizce derdini anlatan bir film bana göre.
    Kendisi dışında hiçbir varlığa/duruma bağlanmayan,evcilleşemeyen bir karaktere, eleştirinle yeniden vücut buldurmuşsun tebrik ederim dostum.Emeğine sağlık!

    YanıtlaSil
  10. hahah utanma :) evet ustalık yolunda emin adımlarla ilerliyor. arka planda kalmamalı kesinlikle. 'evcilleşemeyen' sevdim bunu. evet o sahnelerle akıllarda kalsa da derdi başka ve bunu da dediğin gibi naif bir dille anlatıyor. çok teşekkür ederim bu güzel yorum için. kips ;)

    YanıtlaSil
  11. Rica ederim,ben de teşekkür ederim. Eleştirilerinizin takipçisiyim bayım :)

    YanıtlaSil