18 Temmuz 2012

Oscar Tarihinde 10 Skandal Karar


1929'da dağıtılmaya başlanan Oscar ödülleri son yıllarda heyecanını yitirdi. İlgiyi artırmak amacıyla en iyi film kategorisinde 5 yerine 9-10 film aday gösterilmeye başlandı. Ödüllerin kime gideceğinin bir kaçı dışında tahmin edilebiliyor oluşu ve akademinin belli kalıpların dışına çıkmayı inatla reddetmesi biz sinemaseverlerin şevkini ve heyecanını kırıyor. Verilen ödüllerin kendi beğenilerimize ve kriterlerimize uymasını istiyor ve öyle de umuyoruz. Sinema Tarihinde vizyona girdiğinde olmasa da zamanla damgasını vurmuş bir çok klasik çağının ilerisini görebildiği halde akademi üyelerince görmezden gelinmiş ve pek çok kez Oscar'ların neye göre verildiği tartışma konusu olmuştur. Sonuç olarak Oscar almamış olması bir filmin değerini düşürmez diyor ve  Oscar tarihindeki en yanlış 10 kararı kendi süzgecimden geçirerek sunuyorum. Daha önce hiçbir yerde duymadığınız Komplo Teorilerim ile baş başa bırakıyorum sizi Not: Filmlerin Oscar'da yarıştıkları yılı değil vizyon tarihlerini not düştüm. Not 2: Bu dosyayı hazırlarken desteğini eksik etmeyen Twitter dostlarımdan @cinephile7'ye (Twitter hesabı) çok teşekkür ediyorum. Hemen hemen aynı filmler üzerinde hemfikir olmamız verdiğim kararların doğruluğu konusunda beni cesaretlendirdi.


1- 1968 - En iyi yönetmen Oscarı
Kim aldı: Oliver ile Carol Redd
Kim almalıydı: 2001: A Space Odyssey ile Stanley Kubrick
Neden?: Kendi penceremden baktığımda gelmiş geçmiş en büyük skandal budur. O günlerde bilim kurgu sinemasındaki vaziyeti düşünürsek akademi üyelerinin filmi fazla ciddiye almadıklarını varsayabiliriz. 2001: A Space Odyssey, anlaşılamamış olabilir bunu da anlarım ancak filmin anlaşılamamış olması yönetmenliğin ıskalanmasını açıklamıyor. Sözün özü Kubrick, yönetmenlik sanatını ulaşılması imkansız bir noktaya taşımış. Bu öyle bir yönetmenlik ki kelimeleri bir araya getirip anlatmakta zorlanıyorum.
Komplo Teorisi 1: Kubrick'in Tanrısal yönetmenliği tüm Olimpos Tanrılarını kıskandırmış, tepkilere sessiz kalamayan Zeus da Akademi üyelerinin gözünü kör etmiş.
Komplo Teorisi 2: Kubrick'in Ateist bakış açısı Tanrıların gazabına sebep olmuş ancak bir Yarı Tanrı olan Kubrick'e zarar veremeyeceklerini bildiklerinden ona gelen oyları değiştirmekle yetinmiş olabilirler.


2- 1979 - En iyi film Oscarı
Hangi film aldı: Kramer vs. Kramer
Hangi film almalıydı: Apocalypse Now
Neden?: Kramer vs. Kramer'e diyeceğim yok. Çok sevdiğim klasiklerden biridir ve akademinin de ağzına layık bir film olduğu aşikar. Coppola'nın Vietnam destanı Apocalypse Now ise her anlamda kusursuz bir film. En iyi film Oscar'ını açılış sekansıyla bile alır. Böyle filmler yapmak yürek ister, böyle filmlere ödül verebilmek de...
Komplo Teorisi: Filmin çekim aşamasında yaşanan aksilikleri, en iyi film Oscar'ını alamamasını ve daha sonra Coppola'nın iflasın eşiğine geldiğini düşünürsek, yönetmenimize kara muska yazıldığı çok açık.


3- 1941 - En iyi film Oscarı
Hangi film aldı: How Green Was Walley
Hangi film almalıydı: Citizen Kane
Neden?: Değil o yılın, tüm sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olduğu için
Komplo Teorisi: Orson Welles, radyoda çalışırken Dünyalar Savaşı öyküsünü radyo tiyatrosunda Amerikalıları inandıracak şekilde anlattığı efsane olmuş bir hikayeciktir artık. Bir uzaylı istilasıyla karşı karşıya kaldıklarını sananlar arasında akademi üyelerinin büyük bir çoğunluğu da yer alıyordu ve vakit intikam vaktiydi.


4- 1971 - En iyi film Oscarı
Hangi film aldı: The French Connection
Hangi film almalıydı: A Clockwork Orange
Neden?: Eğer The French Connection gibi sağlam bir polisiye en iyi film Oscar'ını alabiliyorsa A Clockwork Orange hayli hayli alır. Şiddet olgusunu hiç olmadığı kadar yoğun bir estetik duygusuyla anlatan Kubrick, sanatının doruklarında gezinmeyi sürdürüyor. Sansürle başı derde giren film akademi için fazla cesur geldi deniyor. Peki öyle olsun ama o koltukta oturuyorsan hakkını vereceksin kardeşim demezler mi adama?
Komplo Teorisi: Olay mahallinde bu kez Hades'in parmak izine rastlandı. O yılarda sinemaya merak salan Hades, konusu itibariyle ilgisini çeken Anthony Burgess'in romanını uyarlamak için harekete geçer. Ne var ki Kubrick elini çok çabuk tutmuştur. Olayın dedikodusu Akademi üyelerinin kulağına kadar gelir ve Hades'ten tırsmaları malum sonucu doğurur. Hades de  kendi versiyonunu tamamlayıp yer altı dünyasında vizyona sokar ve yer altı Oscar'larında 13 dalda Oscar kazanır.


5- Martin Scorsese'nin en iyi film veya yönetmen kategorisinde verilmeyen tüm Oscarları
Neden?: Yaşayan en büyük Amerikalı yönetmen olduğunu söyleyip en iyi yönetmen Oscar'ını vermemek iki yüzlülük değil mi? Taxi Driver, Raging Bull, Godfellas, Gans of New York, The Aviator vb.filmleriyle sayısız adaylık alıp eli boş çevrilen üstat kişisel olarak baktığımızda hakkı en çok yenen isim. Taxi Driver'ın yerine Rocky'nin, Raging Bull yerine Ordinary People'ın, Godfellas yerine Dances with Wolves'un ve Gangs of New York yerine de Chicago'nun tercih edilmesi birer skandal değil de nedir? 
Komplo Teorisi: Muhafazakarlık damarı tutan Akademi üyeleri rahip olmak yerine sinemayı seçen Martin Scorsese'ye yanlış yoldasın birader mesajı verip durdu. The Departed ile Scorsese'ye verilen yönetmen Oscarı, akademi üyelerinin bir tür günah çıkarma girişimi olarak adlandırılabilir. E Akademi üyelerinin bir gözünün toprağa baktığını düşünürsek hiç de haksız değiller. Öteki tarafta Scorsese'nin iki eli yakanızda olacak beyler!

6- 1998 - En iyi film
Hangi film aldı: Shakespeare In Love
Hangi film(ler) almalıydı: Saving Private Ryan - The Thin Red Line ikilisinden biri
Neden?: Diğer iki aday Elizabeth ve Life is Beautiful'u da düşündüğümüzde aralarında en zayıf film olan Shakespeare In Love'ın en iyi film seçilmesi kabul edilebilir cinsten bir karar değil. Spielberg ve Malick'in hikaye ve anlatım bakımından farklı kulvarlarda yer alan savaş filmleriyle ellerini ovuşturup beklemeleri haklarıdır. Normal şartlarda iki ustanın kıyasıya bir yarışa tutuşmaları ve hangisi kazanırsa kazansın Shakespeare In Love'ı tarihin derinliklerine gömmesi gerekirdi.
Komplo Teorisi 1: Akademi üyelerinin toptan bir depresyon geçirdikleri ve Shakespeare'den medet umduklarını varsayabiliriz.
Komplo Teorisi 2: Meğer Shakespeare'in torunları akademi içerisinde kök salmış


7- 1994 - En iyi film
Hangi film aldı: Forrest Gump
Hangi film almalıydı: Pulp Fiction
Neden?: Pulp fiction, The Shawshank Redemption ve Forrest Gump gibi 3 başyapıtın kıyasıya bir yarışa giriştiklerini düşünürsek tam bir skandal diyemeyiz belki ama 3 filmin de bıraktığı izi düşünürsek Forrest Gump'ı ancak 3. sıraya koyabiliriz. 90'lar sineması denince aklımıza ilk gelen film Pulp fiction'dır. Tarantino'nun filmin başı ve sonuyla hınzırca oynadığı alışılmadık kurgusu peşi sıra gelecek bir çok filmi etkilemiş ve yeni film modellerinin türemesine ön ayak olmuştur. Anlaşılan o ki Akademinin gözünde bu tip yenilikleri zerre kadar değeri yok. 
Komplo Teorisi: Pulp Fiction'da çantada ne vardı sorusu seyircileri olduğu gibi Akademi üyelerini de fazlasıyla meraklandırmış. Üyeler, Tarantino'ya gizlice gönderdikleri mektupta çantada ne olduğunun kendilerine açıklanmasını talep ediyor karşılığında da en iyi film Oscar'ını altın tepside sunuyordu. Üyelerin blöf yaptığını düşünen Tarantino, çantadaki sırrı açık ederse filmin büyüsünün kaçacağını düşünüyordu. Sonuç olarak taviz vermedi ve kaybetti.


8- 2001 - En iyi yönetmen
Kim aldı: A Beautiful Mind ile Ron Howard
Kim almalıydı: Mulholland Drive ile David Lynch
Neden?: En iyi yönetmen adayları arasında David Lynch varsa ve alamıyorsa bunun adı skandal değil de nedir? Mulholland Drive, David Lynch'in ana başyapıtı olmanın yanında 2000'li yılların da zirve noktası halen. Bu karar, akademinin yönetmenlikten pek de anlamadığının kanıtı.
Komplo Teorisi: Yaşlı akademi üyeleri şizofreni korkusuna yenik düşüp sağlıklı karar verememiş. Oylarını Lynch'ten yana kullanan üyelerden duyduğumuz kadarıyla oylama esnasında bir çok üyenin John Nash benim! John Nash benim! sayıklamaları duyulmuş. Spartaküs benim!, Kara Murat benim! :))


9- 1972 - En iyi yönetmen
Kim aldı: Cabaret ile Bob Fose
Kim almalıydı: The Godfather ile Francis Ford Coppola
Neden?: Coppola eğer 70'lerin babasıysa -ki öyle- bunu en çok The Godfather'a borçlu. The Godfather en iyi film Oscar'ını aldı. Akademinin genel eğilimi en iyi film ödülünü hangi filme verirse yönetmeni ve bazı teknik dalları da o filme vermek şeklinde vuku buluyor. Bob Fose'ın Cabaret'teki sıradan sayılabilecek yönetmenliğinin ödüllendirilmesi fazlasıyla tuhaf. Coppola'nın dengeli ve filmin bazı bölümlerinde efsaneleşen yönetmenliği o yıl o ödülü ondan başkasının alamayacağının kanıtıdır.
Komplo Teorisi: 70 ve 80'li yıllar Hollywood'da sakallılar dönemidir. (Steven Spielberg, Brain De Palma, Martin Scorsese, Francis Ford Coppola, George Lucas vb.) Durumdan rahatsızlık duymaya başlayan Akademi üyeleri, Coppola'ya ödül törenine damat tıraşı olarak gelmesini tembihlemiş. Coppola'nın cevabı unutulacak gibi değil: "Benim sakalım, benim kararım!" Akademinin cevabı da aynı şekilde oldu: " Bizim Oscar'ımız, bizim kararımız!"


10- 2001 - Özgün Senaryo ve Kurgu Oscarları
Hangi film aldı (kurgu): Black Hawn Dawn
Hangi film aldı (özgün senaryo): Gosford Park
Hangi film almalıydı: İki ödül de Memento'ya gitmeliydi.
Neden?: Memento'nun sondan başa doğru kurgulanıp tutarlı olmayı başarması pekala yeterli bir sebep ancak öyle  hafife alınacak veya geçiştirilebilecek bir kurgu değil bu. Christopher Nolan, ne anlattığıma değil nasıl anlattığıma bakın dese de kardeşiyle birlikte kaleme aldıkları senaryo oldukça yaratıcıydı. Hatta o yılın en takdir edilesi senaryosu olduğunu söyleyebiliriz. Memento'nun ödülü alamamasından çok Gosford Park'ın özgün senaryo Oscar'ını kucaklamasıdır asıl skandal.
Komplo Teorisi: Nolan daha çocuk! Cin olmadan adam çarpmaya kalkmasın düşüncesi ve Robert Altman'ın bir ayağının çukurda olması. 

44 yorum:

  1. Sabah sabah çok eğlendim bu yazıyla. Ama bir yanda da ilginç buldum. Akademinin keskin çizgileri olduğunu da ispatlamış olan bir yazı olmuş. Akademi sıradışı filmleri değil de işine gelen ve çok para kazandıran filmleri seviyor. O yüzden de bir Cannes olamıyor. Süpriz yok, estetik kısmen değirlendiriliyor. Zaten Oscar filmi yapma gibi bir formül olduğu varsayılıyor. :))

    YanıtlaSil
  2. eğlenmese sevindim amacı biraz da oydu çünkü yazının :) öte yandan oscarın çok da önemsenmemesi gerektiğini hatırlatıyor. belli formüller uygulanıyor ve değerlendirilirken gişeye bakılması gerçekten çok saçma. Cannes dediğin gibi çok farklı bu bakımdan. ödül kriterleri daha akla yatkın :)

    YanıtlaSil
  3. Keyifli bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Oscar yarışı dediğin gibi son derece ruhsuz bir yarış olmaya başladı. Son yıllarda neredeyse her kategoride kimin alacağı tahmin edilebiliyor. Bu da Oscar'ın dar bir bakış açısıyla yaklaşmasındandır. Zaten Oscar'a giden yol bellidir. Güzel değerlendirme yapmışsın. 1994 yılı ise herkese göre kişiseldir:) Ne kadar skandaldır bilmem ama Eternal Sunshine of the Spotless Mind filminin hiçbir dalda aday olmamasını hep yadırgamışımdır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :) evet ruhsuz derken çok haklısın. 1994 yılını ben de tam bir skandal olarak nitelendirmedim yazımda ama yine de büyük bir hata olduğunu düşünüyorum. Bir de hiç aday olamayan filmler var ki (Eternal Sunshine.. gibi) o ayrı bir yazı konusu :)

      Sil
  4. Keşke her sene 1994 yılı gibi olsada bir nebze haksızlık yapılsa. 10 adaylık içerisinde baktığımızda çok kötü diyeceğimiz filmler bile yer alıyor. Festivaller bu yüzden belki daha adil. Her sene jüriler değişiyor. Onun için bir tavır sergilense bile bir sonraki yıl bu bozulabilir. Ama Oscar'ın tutumu belli ve değişmeye niyeti yok gibi. Bunun sonuçlarından biride geçen yıl Shame filmini görmeyip pas geçmesi. Oysa ki çoğu adaylıklardan daha iyi bir filmdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vaziyeti harika yorumlamışsın Faruk :) evet keşke çok daha çekişmeli geçse 94 yılı bu bakımdan harikadır örnekler çoğaltılabilir de. festivallerde jürilerin değişmesiyle daha yerinde ve doğru kararlar çıkabiliyor aynen katılıyorum. Yani Shame'in 10 film içine alınmaması da saçmalık gerçekten.

      Sil
    2. Bende teşekkür ederim:)

      Sil
  5. 5-6-9 aynen, 2 ve 7 hayır, 8 çekimser :D Güzel bir yazı olmuş, teşekkür ederim okuma fırsatı verdiğin için :)

    YanıtlaSil
  6. Kramer vs kramer'i senin de çok sevdiğini biliyorum ama benim açımdan sinema tarihinin en iyilerinden olduğu için büyük bir yanlış diyorum. Forrest Gump doğru karar dersen çok şaşırırım çünkü Pulp Fiction'ı geçtim hadi The Shawshank Redemtion^dan (Esaretin Bedeli) da mı daha iyi sence merak ettim düşünceni :) ben teşekkür ederim okuduğun için :)) çekimser heh :D

    YanıtlaSil
  7. Kramer Kramer benim biraz zaafım gibi. Pulp Fiction da tamam çok sağlamlar arasında ama Shawshank Redemption ve Forrest Gump yarışır diyorum :D

    YanıtlaSil
  8. evet Kramer kramer yazını hatırlıyorum :)) Üçü de birer başyapıt olduğu için sorun yok diyorum. önceliklerimiz farklı sadece :)

    YanıtlaSil
  9. ahahahaa, Kubrick'in komplo teorileri çohoş.
    Kramer vs. Kramer'i hala izlemedim.............. Apocalypse Now'ı da.
    Citizen Kane'i babamın film arşivinde hep görüyordum; ama hiç izlemeye yeltenmedim. Demek, izlemem gerekirmiş.... ahahaaa.
    A Clockwork Orange'ı da hep izlemek istemişimdir. ahahaha, buradaki komplo teorisi de iyiymiş.
    Abim de bu filmin çok iyi olduğunu söylüyordu, ben de çok merak ediyordum. Yıllaaaar öncesinde televizyonda yayınlandığında biraz izlemiştim diye hatırlıyorum, ki o film mi hala emin değilim. Bir şekilde geçmişe gidiyorlar, savaşa falan bir grup. Ama diğer filmi hiç duymadım, ne yalan söyleyim.
    Life is Beautiful! Çok fena film ya.. Zaten yahudi propagandalı bütün filmler fena, etkiliyor beni. ehehe.
    Forrest Gump, Pulp Fiction. Bu ikisi de izlemek isteyip bir türlü izleyemediğim filmlerden. Şu an, hiçbirini izlemediğimden tekrardan bir utandım....
    A Beautiful Mind'ı ben çok sevmiştim; ama diğer filmi izlemediğim için yorum yok. ahahahaaa. Şizofreni korkusuna yenik düşmek....
    MEMENTO MÜKEMMEL BİR FİLM. Ben de geçen yıl izledim ve 10 yıldır kafam nerdeymiş diye hırpamadım kendimi.

    Evet, büyük bir utanç içinde bu yorumu gönderiyorum. Ve karar verdim, o filmleri izleyeceğim. Kesinlikle. ahahahaaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin yorumların da çohoş beyza ahaha :)) komplo teorileriyle sinema-mizaha dayalı bir yazı çıkarmak istedim. güzel tepkiler aldığına göre hedefine ulaşmış.ya çok büyük filmler tek tek yazmayayım tekrar. yani fırsat buldukça izle birer birer. en çok da Pulp fiction'ı izlememene şaşırdım.Memento'yu izlediğinde yaşadıklarını tekrar yaşayabilirsin izledikten sonra Deja vu olabilir ahaha. çok farklı filmler tabi. Babanın arşivinde kaldı yalnız aklım hımm ahhah neler var kim bilir?

      utanacak bir şey yok bence çünkü senin yaşındayken ben de hiçbirini izlememiştim. teşekkürler tatlı yorumların için eğlendim okurken :)

      Sil
    2. Bilemiyorum, kendisi bir ara "en iyi filmler" listesi bulmuş oradaki filmleri de tek tek indiriyordu. Son yıllarda torrent de çok işimizi gördü. Seviyorum torrenti, buradan tekrardan belirtmek istedim. ehehe.
      Umarım, izleyeceğim. Hatta, ciddi ciddi kenara not alacağım şimdi. ahahaa.

      Sil
    3. haha iyi bir çıkış noktası o liste :) bir ben giremedim şu torrent işine.. ahaha sen bilirsin :))

      Sil
  10. Sen bu yazının üstüne Titanic 'in 11 oscarı nasıl aldığınıda bir güzel açıklarsın bana. Asıl facia o bence ya o filmin 11 oscar aldığını düşündükçe hiç suçları yokken Kate Winslet, DiCaprio ve James Cameron 'ı sevemiyorum da sevemiyorum :)

    YanıtlaSil
  11. Tabi açıklarım çok basit.. James Cameron 1 ay öncesinden tüm akademi üyelerini satın almış :P ben hepsini severim hala. 11 oscar abartı bir durum ama titanic'in popülerliğini bir kenara bırakırsak iyi filmdir :)

    YanıtlaSil
  12. bilmiyorum bu listeye dahil olur mu ama robert de niro 1977'de taxi driver ve 1991'de Awakenings filmlerindeki performanslarıyla oscar'ı kesin almalıdı diye düşünüyorum. sen ne dersin?

    YanıtlaSil
  13. özellikle Taxi Driver'daki performansıyla girer bu listeye. bu değerlendirmeye oyunculukları katmadım (bir sonraki oyuncular üzerine olacak çünkü) Diğerini skandal olarak görmüyorum Jeremy Irons almıştı ve çok iyiydi ama ilk tercihim De Niro olurdu yine de.

    YanıtlaSil
  14. Komplo teorileri harika! :)
    Bir baska skandal da bence The Artist cephesinde...Tamam iyi film hos film ama en iyi yönetmen (gülmek istiyorum), en iyi erkek oyuncu ödülünü aldi yaa...Jean Dujardin çok iyi bir oyuncu, 2000'li yillarin basinda oynadigi bir dizi var, burada (Fransa'da) her gün tv'de gösteriyorlar, gülmekten yerlere yatiyor sizi izlerken, komik adam, lakin hepsi bu, çok iyi bir komedi oyuncusu ve hep komedi türünde oynamis. Ciddi rollerde oldugu filmleri de izledim, ama ciddiyken bile ne zaman espri yapicak diye bekliyorsunuz..kalktilar ona en iyi oyuncu ödülünü verdiler, bi git Academy demek istiyorum, bi git...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim :) komplo teorilerini sevmiş olman mutlu etti beni :) Çok doğru yönetmen oscarını Martin Scorsese veya Terence Malick almalıydı. büyük bir yanlıştı bu. Jean Dujardin'i ilk izlediğimden ben çok beğendim ama söylediklerine katılmadan da edemiyorum. komedi rollerinin adamı demek ki. karşısında çok üstün bir performans yoktu bu da bu yıl oscarı almasını kolaylaştırdı sanırım. Brad Pitt alabilirdi ama..

      Sil
  15. Ellerine sağlık çok güzel olmuş:) genellikle şu sıraladığın çoğu başyapıtların oscarı hakkettiği söylenir ama bence asıl oscar ve akademi hakketmiyor bu güzelim 'masterpiece'ları !! Memento konusunda sana yüzde yüz katılıyorum fakat şaşırmıyorum doğrusu çünkü akademi bunu daha önce de yaptı yapmaya da devam ediyor.. akademi tafarından onlarca yıl yapılan 'Scorsese'yi ES geçmek' son yıllarda Cristopher Nolan a yapılıyor ! Nolan'ın Memeonto,The Dark Night gibi başyapıtları oscarı büyük farkla hakketse de hep görmezdegelindi.. benim Nolan' a ve gelecek nesillerin üzerinde çok konuşacağını düşündüğüm Inception a olan büyük hayranlığım yüzünden en büyük oscar hayal kırıklığı hep Inception olmuştur.. Birkaç saatliğine de olsa gündelik hayatımızdan koparıp, bir başka dünyada olduğumuza inandırmayı başaran Inception, eskidikçe, yıllandıkça daha da güçlenecek olan bu 'masterpiece' ın hakkettiği Oscar'ın the King Speech'e verilmesini malesef bi türlü hazmedemiyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim serhat :) evet değil mi kıymetini bilmiyorlar başyapıtların. Nolan'ın şu ana kadar ki şanssızlığı (mementoyu saymazsak) tür sineması yapmasından kaynaklanıyor. The Dark Knight ve İnception ikisi de başyapıt elbette ama oscar alması daha şaşırtıcı olur almamasına göre çünkü belli kriterleri var akademinin. çok seyrek de olsa bazen dışına çıkıyorlar bu kriterlerin. Elbette İnception'ın etkileri yavaş yavaş görülmeye başladı bilim kurgu sinemasında. devam da edecek kuşkusuz. Zaten en iyi film kategorisinde gözü olan bir film değil o bakımdan çok takmamak gerek. sinemaseverlerin gözünde değeri büyük çok şükür :)

      Sil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Oscar jürisini (bir akademizede olarak) güzel sanatlar sınavlarında jürilik yapan hocalara benzetirim hep. Sözde yaratıcı ve yenilikçi fikirlere açık olduklarını savunurlar ama sonuç karar aşamasına gelince tutuculuklarını asla bırakmazlar. Değerlendirmedeki kriterleri, farklı olanı cesur bulup takdir etmek değil, işlerine gelen düzeni değiştiricek bir tehdit olarak algılamalarıdır. Oscar jürisi de aynen böyledir. Öfkem büyük :)

    Yazını keyifle ve komplo teorilerini kahkahayla okudum. Çok başarılı bir inceleme olmuş, tüm liste için aynı düşünceleri paylaşıyorum. Ayrıca cinephile'i de katkısından dolayı tebrik ederim. Emeklerinize sağlık baylar!

    YanıtlaSil
  18. konuyu çok iyi bir yeden yakalamışsın gökçen akademisyenler hep aynı bir yerde çok haklısın. düşündükçe ben de çok kızıyorum. ne onlarla ne onlarsız diyorum :) komplo teorilerinin eğlendirmesine sevindim sahiden. yazıya biraz renk katar diye düşündüm. filmlerde de aynı düşünceleri paylaşıyor oluşumuz da bir oleeyy! sebebi :D

    YanıtlaSil
  19. Haklısın ne onlarla ne onlarsız. Evet komplo teorilerin hoşuma gitti. Eskiden sinema dergisinde (adını hatırlayamıyorum şu an) bir yazar vardı. Köşesinde filmleri analiz ederken ayrı bir bölümde espriler katardı. Okuyunca onu anımsadım, anılarım depreşti. Benden de oleyy! :)

    YanıtlaSil
  20. Uygar Şirin'den bahsediyorsun sanırım. o yapıyordu böyle bu tarz bir şey. ama daha eskilerden bahsediyorsan bilemiyorum. hatta aktör ve aktrislerde yanlış kararlar yap diye istek geldi bir ara yapmayı düşünüyorum. bakalım hazırlamaya çalışacağım. :)

    YanıtlaSil
  21. Hayır Uygar Şirin değildi, daha eskilerden. Hele bir bilimkurgu-yaratıklar dosyası vardı ki okuduğumda gülmekten telef olurdum :) Aklıma gelir gelmez paylaşacağıma adını. Ayrıca aktör-aktrisler için yapacağın çalışmayı da merakla bekliyorum ;)

    YanıtlaSil
  22. Eskiden beri takip ederim dergiyi ama çıkaramadım hatırlarsan yaz :) başlamıştım o dosyaya ama ara verdim bitireceğim inşallah sağol :)

    YanıtlaSil
  23. Dinozorlar, makine tavuklar, karıncalar, king kong vb yaratıkların oynadığı bilim kurgu filmleri için köşesinde bir dosya yapıp yazmıştı. Espri metinleri kısa ama şahaneydi. Lütfen biri o yazarın adını hatırlasın :)

    YanıtlaSil
  24. Bahsettiğin dosya gerçekten çok eskilerden Gökçen. 95- 96 yılları olabilir ki o dönemin dergileri yok bende. bu kadar beğendiğine göre ben de bayılırmışım bu yazıya. Dur Mehmet Açar'a bir sorayım o kesin bilir :P :)

    YanıtlaSil
  25. Yılı da hatırlayamıyorum ki. Tamam sor bakalım, hatırlayan biri çıkar elbet :)

    YanıtlaSil
  26. Yok ya ciddi değildim Açar konusunda :)) boşver..

    YanıtlaSil
  27. Saftori Lotus :) Pekala, ilk öğrenen yazsın deyip dosyayı kapatalım :)

    YanıtlaSil
  28. Birde James Cameron skandalı var.En İyi Yönetmen dalında Avatar gibi bir filmle alamamış.Kimsenin tanımadığı eski eşi Kathryn Bigelow almıştı.Kaldı ki Avatar son 100 yılın en büyük teknolojilerinden birisi.

    Akademi'yi protesto ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kathryn Bigelow'u kimse tanımıyor demiyelim ama o filmle yönetmen oscarını hak etmediği bir gerçek. katılıyorum. Cameron alsa güzel olacaktı. Kesinlikle protesto edilecek o kadar saçma karar var ki.. edelim :)

      Sil
  29. 2001: A Space Odyssey ile ilgili neden böyle olduğunun itirafını Woody Allen'den dinledim. Allen, filmi ilk izlediğinde ne kadar saçma ve kötü bir film olduğunu düşünmüş. Filme hayranlığın sonradan kazanıldığını, o zamanlar kimsenin hazır olmadığı bir deneyim olduğunu söyledi.

    İçimi en acıtan Akademi görmezliklerinden biri de Gena Rowlands'ın A Woman Under The Influence filmindeki oyunculuğu.

    YanıtlaSil
  30. Evet Allen mevcut durumu çok iyi özetlemiş. zamanının çok ötesinde bir film ve anlaşılabilir bir durum bu. Keza her izleyişte farklı bir şeyler keşfediyorum. o günler bilim kurgu sineması emekleme döneminde malum. neye uğradıklarını şaşırmışlar belli ki :) yönetmenliğin ödüllendirilmemesini mantığım almıyor fakat. ikisi farklı bir durum.

    Ben o filmi henüz göremedim. filmi bulamadım işin doğrusu ama duyuyorum nasıl bir performans sergilediğini..

    YanıtlaSil
  31. Benim icin oscar yeşil yol ve 6. His yerine Amerikan Güzelinin ödülü aldığı gün bitmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yıl bi haksızlık yapıldığını düşünmüyorum o sebeple bu seçkiye almadım onu. Yeşil Yol ve 6. His şüphesiz harika filmler. 6. His başyapıtır hatta gözümde ancak Amerikan Güzeli de başyapıttır. Ama tabi aday bile olmayan Eyes Wide Shut, Fight Club gibi filmler dururken Amerikan Güzeli'ne de verilmesi ne kadar doğru tartışılır. :)

      Sil
  32. Amerikan güzeli ile ilgili neleri beğendiğini yazabilirsen sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. müthiş bir uyanış öyküsüdür, filmin başında ana karakterimiz Lester'in ölümünü kendi ağzından anlatarak başlaması çok farklı bir etki bırakıyor. Amerikan Banliyö yaşantısını çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Sam Mendes'in yönetmenliği kusursuza yakın. Ama onu geçersek sinema duygusunu tam manasıyla verebiliyor bence, bu da çok çok önemli bir şey :)

      Sil