26 Haziran 2013

Kurgusuyla Sivrilen Bir Film: "Stoker"

Daha çok Oldboy'la tanınan Güney Koreli yönetmen Park Chan-Wook da sonunda Holywood'a transfer oldu. Ülkemizde ilk gösterimini 32. İstanbul Film Festivali'nde yaptıktan sonra Nisan ayı içerisinde vizyon yüzü de gören Stoker (Lanetli Kan), yönetmenden beklenen nitelikte bir film. Hikayeyi kısaca hatırlatmak gerekirse; İndia Stoker, çok sevdiği babası Richard'ı 18. doğum gününde trajik bir trafik kazasında kaybeder. Uzun zamandır kayıp olan ve varlığından da bihaber olduğu amcası Charli'nin beklenmedik biçimde cenazeye gelmesi, India'yı duygusal açıdan dengesiz olan annesi Evie ile kalmaya zorunlu kılar. India başlangıçta şüphelendiği büyüleyici ama gizemli olan amcasıyla ne kadar çok ortak noktası olduğunu zamanla fark edecektir.

Hikayeye baktığımızda dikkat çeken ilk husus Alfred Hitchcock klasiklerinden Shadow of a Doubt'la Stoker arasındaki benzerlik. Gizemli amcanın eve gelişi ve yeğeniyle suçlar ve sırlar üzerine kurulan ilişki. Shadow of a Doubt'un esin kaynağı olduğunu gizlemeyen yönetmen, o hikayenin omurgasını alıp -klasik gerilim yaratabilecek motifleri kullanarak- karakterler arasındaki kan bağından bir lanet (mecazi anlamda) yaratıyor. Stoker için ağır ama emin adımlarla ilerleyen bir gerilim diyebiliriz. İlk yarım saatin ardından seyircinin ilgisini ayakta tutmasını sağlayacak materyalleri usul usul veren Park Chan-Wook, amca Charlie'nin üzerindeki gizemi, film son düzlüğe girene girene kadar aydınlatmıyor. Bu noktaya kadar da Stoker, klişelerle ilerleyen bir dramatik gerilim olduğu izlenimi yaratıyor.

India karakterinin amcanın gelişiyle yaşadığı değişimi ustalıkla veriyor Chan-Wook. India, insanlarla iletişim kurmaktan kaçınan bir ergenden, cinsellik de dahil olmak üzerine, bastırılmış veyahut hiç açığa çıkmamış yönlerini keşfeden bir karaktere evriliyor. Bu değişim, gizemli adamın yarattığı gerilim klişesiyle ilerleyen filme yepyeni bir kimlik kazandırıyor. Amca Charlie'nin yeğeni ve onun annesiyle cinselliğe uzanan garip ilişkisi, hikayenin düğüm noktasıyla ilintili ancak amca cephesinden baktığımızda. Anne ve kızın eğilimi ise faklı okumalara açık.

Çok da özel bir hikayesi olmayan Stoker'ın en büyük kozu; dört dörtlük kurgusu ve Park Chan-Wook'un zirveye çıkan yönetmenliği. Paralel kurgusu ve bu kurgu biçimiyle birbirine bağlanan sahnelerle ortaya çıkan yeni anlamlar, seyrine doyum olmayan bir film çıkarıyor ortaya. Birbirleriyle eşleştirilen sahneler zeka dolu bir işçilikle Stoker'ı yukarı çekiyor. "Orta halli senaryosuna rağmen..." şeklinde cümleler kurduran film, birinci sınıf görüntü yönetmenliğiyle de hatırlanacaktır. Yönetmenin Hollywood'a açılması bu anlamda sorun yaratmıyor. Stoker'da kendini özgür hisseden bir Park Chan-Wook gördüm ben. Sonuç olarak; simgesel anlatımı sebebiyle kafa yormanızı gerektirecek, bittikten sonra tatmin olup olmadığınız konusunda kararsızlık yaşayabileceğiniz bir film Stoker. 

Son söz: Stoker, genel seyirci kitlesi için büyük bir heyecana sebep olmayacaktır. Ancak, yönetmenin hayranları ve yönetmenlik sanatı, kurgu gibi teknik detaylardan büyük zevk alan sinemaseverlerce el üstünde tutulacaktır. 8/10

17 yorum:

  1. Shadow of a Doubt ve Stoker arasındaki bir başka benzerlik amca ve yeğenlerin her iki filmde de karakter özellikleri olarak birbirlerine benzemeleri. Hitchcock'ta bunun altını çiziyordu. Park Chan Wook'ta böyle bir çizgi çizmiş. Teknik detaylara kafa yorulmuş belli. Müziklerini de ayrıca beğendim. Fakat senin kadar etkilenmedim. Notuna bakarak söylüyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Evet o açıdan da benziyorlar sanırım. Shadow of a Doubt'u çok uzun bir zaman oldu izleyeli o kadar net hatırlayamıyorum tabi. Teknik becerisi alıp götürmüş bence filmi. Ama ancak buraya kadar getirebilmiş. bu hikayeyle anca bu kadar :) beğenmişsin ya yeter :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle o konuda kimsenin itirazı yok. Genel olarak beğendim fena değildi. Becomes The Color şarkısını her gün dinler oldum :)

      Sil
    2. Ben müziklerine pek dikkat etmemiştim. ikinci kez izlediğimde o açığı da kapatayım :)

      Sil
    3. İkinci seyir için yeri ayırtmışsın bile :) Ben bir daha izler miyim bilmiyorum.

      Sil
    4. Aa ayıpsın :)) tabi ki izlerim. iki de olur üç de olur. tabi uzun bir zamana yayarak

      Sil
  3. Shadow of a Doubt fena öykünen yapısıyla Park Chan-Wook Stoker'da kuşku, paranoya ve metaforlarıyla Hitchcock'u saygıyla yad ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen katılıyorum. kısa ve öz bir yorum. süper :)

      Sil
  4. Cidden, OldBoy'u gördükten sonra okumaya yüreğim elvermedi... ahahaha.

    YanıtlaSil
  5. ahahah ee nasıl izleyeceksin ki o zaman? :)) O kadar seveceğini düşünmüyorum bu filmi ;)

    YanıtlaSil
  6. Beğenmedim demedim; ama sonunda ağzım açık bir şekilde kalıp küfürleri.... ahahaha. Yani, ilginç bir kafa tabi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He sen izledin o zaman filmi.. ben onu anlamadım :) ahaha küfür heh :D

      Sil
    2. Yok yok izlediğim film Old Boy, bunu izlemedim. Bu daha deli sanırım ama galiba?

      Sil
    3. Yok Oldboy'un yanında esamesi okunmaz :)

      Sil
    4. İyi bari, korktum bir an.... ahaha.

      Sil
  7. Bu filmi hiç beğenmeyenler çıktı, ben ona şaşırıyorum hala :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bazıları için hiçbir şey ifade etmedi. o alışık olduğumuz hareket yoktu, gerilim desen o da zayıftı.. herkese göre değil ama yine de daha iyi tepkiler almasını beklerdim ben de :)

      Sil