19 Ocak 2014

Pasific Rim


Mimic, The Devil’s Backbone, Blade gibi filmleriyle korku, Hellboy serisi ve Pan’s Labyrinth ile de fantastik sinemada ürün veren Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro, son çalışması Pasifik Savaşı (Pasific Rim) ile de bilimkurgu sinemasında şansını deniyor. İlk kez 180 milyon dolar gibi dudak uçuklatan bir bütçeyle çalışma imkanı bulan Del Toro, tam bir gişe filmiyle çıkmış karşımıza. Özgün fikir bulmakta zorlandığımız, klişeleri art arda sıralayan ama netice itibariyle seyircisini eğlendirmesini bilen bir bilimkurgu filmi Pasific Rim.

Uzaylı İstilası mı, kopyala yapıştır o zaman!

Del Toro, istila filmi şablonunu alıp, kendi hikâyesine adapte etmiş. Neredeyse kopyala yapıştır bir işe imza atmış. Eğer Spielberg’in War of the Worlds’ünü izlemediyseniz, yaratıkların okyanusun derinliklerinden gelmesi sizin için yeni bir fikir olabilir. Filmin uzun açılışını izlediğimizde tablo hemen şekilleniyor. Dünyanın farklı bölgelerindeki yaratık istilası görüntüleri, panik, yıkım ve olayı masa başında yöneten bir ekip gibi ezberlenmiş detaylar sıralanıyor. Bize de sadece bu gösterişli eğlenceden keyif almaya çalışmak düşüyor. Bu açıdan aksiyon ve görsel efektler daha fazlasını beklemediğiniz sürece tatmin ediyor.


80'ler ve 90'lar bilimkurgu sinemasının bugünkü yansımaları

80’li yıllarda Blade Runner, The Terminator ve Robocop, makine insan veya insan görünümlü makineleri bilimkurgu sinemasının en popüler alanlarından birine dönüştürmüştü. 90’lı yıllarda da popülaritesini sürdüren insansı robotlar 2000’li yıllarda yerini mekanik görünümlü robotlara bıraktı. I, Robot gibi örneklerden Transformers ve Real Steel gibi dev robotlara geçişle birlikte gelen ticari başarı, Pasific Rim’in doğmasına önayak oldu. Transformers’ın dev robotlarıyla, Real Steel’in insanlar tarafından kontrol edilen robotları, Pasific Rim’in ana ilham kaynağı şüphesiz. Diğer yandan bugünün bilimkurgularını en çok etkiyen iki film Avatar ve Inception, son yıllarda üretilen bilimkurguları ayrı ayrı etkilerken Pasific Rim’de iki filmden de esintiler görüyor oluşumuz oldukça ilginç bir nokta.

Pasific Rim’de pilotların Jaeger adı verilen dev robotlara ve birbirlerine bağlanması, 90’lı yılların bilimkurgularında sanal ortama bağlanma durumunun bir uzantısı. Avatar ve Inception’ın farklı biçimlerde kullandığı bağlanma fikri, günümüze gelip güncelliğini korumayı başardı. Inception’da birbirine bağlanıp, bilinçaltında aynı (sahte) gerçekliği paylaşan bireyler, Pasific Rim’de Jaeger’ların içine girip ortak bilinçle hareket eden -anıları da paylaşan- pilotlarımızla büyük benzerlik taşımakta. Avatar’daki mavi yaratıklarla kurulan somut bağ ise pilotlarımızın Jaeger’la, bilim adamlarının ise Kaiju adı verilen yaratıklarla kurduğu bağla eşdeğer. Real Steel ve Pasific Rim’de insanların makinelerle kurduğu ilişki de iki film arasında göbek bağı kurmamızı zorunlu kılıyor.


Kaiju için uzaylı Godzilla diyebilir miyiz?

Kesinlikle diyebiliriz. Zaten devasa Kaijuların şehirlerde yarattığı yıkım Godzilla filmlerinden farksız. Ama keskin bir ayrım yapmak gerekirse, Godzilla vb. dinozorlar içgüdüleriyle amaçsızca hareket eden yaratıklardan öte bir şey değildi. Kaijular ise bilinçli hareket eden bir ırk olarak çiziliyor. Saldırıları planlı programlı ve stratejik. Jaegarlar ile Kaijuların karşılaşmaları Pasific Rim’in izlemek için en önemli sebep sanırım. King Kong’un dinozorlarla giriştiği unutulmaz savaştan çok daha fazlasını görüyoruz.

2000’ler blockbuster bilimkurgu sinemasının özeti niteliğinde

Pasific Rim’i incelediğimizde bilimkurgu sinemasının son 10 yılda öne çıkan temaları ve filmleriyle şekillenen bir film olduğunu görürüz. 2000’li yılların bilimkurgularına baktığımızda aksiyonla yoğrulan örneklerin fazlalığı dikkatimizi çekiyor. Özellikle de bilimkurguda yükselen mekanik aksiyon dalgasının son ürünü Pasific Rim oldu. Birbirine ve makinelere bağlanan insanlar, uzaylı istilasının yaratık istilası biçimindeki tezahürü ve dünyanın sonu-insanlığın kurtuluşu gibi pek çok alt başlığı Pasific Rim’de görebiliyoruz. Ama Pasific Rim, 2000’ler bilimkurgu sinemasının özeti niteliğinde derken, son dönemin blockbuster bilimkurgu anlayışının dört dörtlük bir uygulaması olmasını da hesaba katıyorum. 

Son söz: Pasific Rim, heybetinin altında ezilmeyen bir bilimkurgu olmayı başarmış. 6.3\10

4 yorum:

  1. Bu tarz filmleri her zaman severim. Pasific Rim in ilk fragmanını izlediğim de işte bu demiştim.Sonra izledim. Sonuç : Voltran+Godzilla. Görsellik çok iyi ama içerik sallantıda.Ben de -en fazla- 6 puan veririm.O da görselliğinin hatrına.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet fragmanı oldukça keyifli ve umut vericiydi gerçekten. içerik olarak bekleneni veremiyor doğru. fazla klişe olması en büyük etken

      Sil
  2. Görsel açıdan kuvvetli olan bu filmi, ''şimdi ne olacak?'' diye değil, ''şimdi nasıl bir görsel şölen var?'' diye izledim.
    Yani kısacası hoş ama boş bir film. Biraz acımasız olacağım ancak bana Power Rangers'ı hatırlattı izlerken : )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet özellikle de benim gibi bilimkurgu sinemasına gönülden bağlı olanlar için daha iyi bir seyir. genel olarak çok sevilmemesi doğal. Power Rangers sahiden çok acımazsız oldu :)) çok 'ucuz' bir film o zira

      Sil