ilk izlenim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk izlenim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2014

"300: Rise of an Empire" Vizyonda!


Zack Snyder'ın yönettiği 300 Spartalı, 456 milyon dolarlık gişe zaferiyle yeni bir filmin kapısını da sonuna kadar açmıştı. Ancak, o hikaye ve karakterlerin önü tıkandığından aşılması gereken ilk sorun, aynı konsepte sahip yepyeni bir hikaye anlatabilmekti. Görünen o ki, bu sorun da aşılmış. 7 Mart 2014'te gösterime giren 300: Rise of an Empire, yine Frank Miller'ın grafik çizgi romanından uyarlanıyor. Yönetmen Zack Snyder bu kez prodüktörlükle ve senaryoyu yazmakla yetinip, yerini deneyimsiz bir isim olan Noam Murro'ya devretmiş. Aslında yeni filmle ilgili en can sıkıcı konu da bu.

Seyircisini 300 Spartalı'yla aynı zaman diliminde vuku bulan bir savaşa götürecek olan 300: Rise of an Empire'da konu edilen Artemis Savaşı, yeni kahramanımız ise Atinalı general Themistocles olacak. Pers cephesinde ise değişen bir şey yok. Kral Xerxes olanca ürkünçlüğü ve ihtişamıyla boy gösterecek. Peki, filmdeki savaşa da adını verecek olan Yunan Mitolojisinin tanrıçalarından avcılığı, vahşi hayvanları ve bakireliği sembolize eden Artemis nasıl bir karakter olarak çizilecek? Wolfgang Petersen'ın Truva'sında karakterlerin tanrısallık vasıfları üzerine gidilmemişti. 300: Rise of an Empire'da da Artemis tanrısallığından arındırılacak mı sorusu akla geliyor. Şahsen öyle olacağını düşünüyorum.

Diğer bir husus da 300 Spartalı'da büyük tartışmalara sebep olan Perslerin öcü gibi gösterilmesinin, yeni filmde de tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusu. Hollywood'un geri adım atacağını hiç sanmıyorum. Tartışmalar alevlenecek gibi görünüyor.

300 Spartalı, görselliği ve stilize edilmiş savaş sahneleriyle epik sinemanın son dönemdeki en dikkat çekici işlerinden biriydi kuşkusuz. 300: Rise of an Empire'ın aynı görsel yapı ve stil denemesini tekrarlayıp, daha görkemli ve sayısal olarak da daha orantılı bir savaş izleteceğini söyleyebiliriz. Filmin fragmanlarına baktığımızda bir farklılık yakalama adına savaşların karadan denize taşındığını görüyoruz. Ayrıca her şey devam filmi konseptine de uygun olarak hazırlanmış.




25 Aralık 2013

İlk İzlenim: "47 Ronin"


Hollywood, a tipi aksiyon starlarını farklı coğrafyalarda, farklı kültürler arasında yeni maceralara çıkarmayı sürdürüyor. Japon kültürü ve samuraylık da Amerikalı seyircileri olduğu kadar Avrupalı seyirciyi de cezbetmeyi başarıyor ne de olsa. 2003'te Tom Cruise'un başrolünü üstlendiği The Last Samurai, dünya genelinde elde ettiği 456 milyon dolarla büyük bir başarı yakalamıştı. Bir anlamda Hollywood epik film geleneği, Kurosawa epikleriyle buluşturulmuştu. Aradan geçen 10 yılda benzer bir film üretilememesi garipsenecek bir durum, ancak anlaşılabilir. İki kültürü bir araya getirip yeni bir şey üretmek hiç kolay değil.

Keanu Reeves'in karizmasına karizma kattığı filmin yönetmeni topu topu 3 kısa film çekmiş Carl Rinsch. Hollywood kolay kolay yaş tahtaya basmaz fakat burada risk aldıklarını kesin bir dille söylemek lazım. Filmin hikayesine bakarsak, gerçek bir hikayeden esinlenilerek serbest bir şekilde kurgulanan bir intikam öyküsü izleyeceğiz. Kai adlı bir savaşçının ustasının intikamını almak üzere 47 Samurayla işbirliği yapması ana hikayeyi oluşturmakta. Fragmana baktığımızda, ilk etapta başarılı kostüm tasarımları, renkleri ve görselliğiyle dikkat çeken filmde ejderha görünümlü yaratıklarla fantastik bir dokunuşu olduğunu anlıyoruz 47 Ronin'in. Epik ve fantastiği farklı bir coğrafyada ama yine Hollywood anlatısı eşliğinde izleyeceğiz. Keanu Reeves dışında tanıdığımız bir Amerikalı oyuncunun olmadığı film, ilgimizi çekmeyi başardı.

47 Ronin, 27 Aralık'ta Türkiye'de gösterime girecek.

15 Ağustos 2013

İlk İzlenim: "The Conjuring"

İlk filmi Saw (Testere) ile büyük sükse yapan James Wan, hatırlanacağı üzere serinin devam filmlerini yönetmekten çekinmiş ve kendini özgün korku hikayelerine vermişti. Dead Silence (2007)'in özgün bir tarafı yoktu ancak daha sonra gelen Insidious (2010) oldukça iddialı ve yaratıcı bir korku denemesiydi. Bu üç filmle korku türündeki yetkinliğini ispatlayan James Wan yeni filmi Korku Seansı (The Conjuring) ile sıkı bir dönüş yapmaya hazırlanıyor.

Paranormal olayları araştıran Ed ve Lorraine çifti Amerikan kırsalında yaşayan Perron ailesinden bir telefon alırlar. Ailenin ıssız bir bölgedeki çiftlik evi bilinmeyen bir düşman tarafından sarılmıştır. Olayı çözüme kavuşturabileceğine inanan çiftimiz, nasıl büyük bir belaya bulaştıklarını çok geç fark edeceklerdir.

Filmin ilk fragmanından anladığımız kadarıyla bizi, lanetli ev veya hayaletli ev görünümlü bir korku filmi bekliyor. 'Görünümlü' diyorum çünkü yönetmenin bir önceki filmi Insidious da hayaletli ev gibi başlayıp ikinci yarısında özgünlüğünü ortaya koyuyordu. Insidious'da da evde yaşanan garip olayları araştırmaya gelen bir ekip mevcuttu. The Conjuring'e baktığımızda benzer bir olay örgüsü dikkatimizi çekiyor. Ancak bu sefer hikayedeki gizemin altından başka bir kötülük çıkacak şüphesiz ki. İlk fragmanda Paranormal olayı araştırmak için hikayeye dahil olan Ed ve Lorraine çiftini göremiyoruz. Dolayısıyla bu ilk fragmanın filmin giriş kısmının kısa bir özeti olduğunu söyleyebiliriz. Afişine de yansıyan atmosferiyle merak uyandıran The Conjuring'in gerçek bir olaydan uyarlandığı gibi bir iddiası da var. Vera Farmiga ve Patrick Wilson'ı başrollerde izleyeceğimiz film Amerika'da 19 Haziran'da, Türkiye'de ise 30 Ağustos'ta vizyona girecek.

Son söz: Karanlık kullanımı, tedirgin edici atmosferi ve yönetmen James Wan'ın varlığıyla, 2013'ün ıskalanmaması gereken korku filmlerinden biri The Conjuring. Heyecanla bekliyoruz...

Filmin eleştirisi için bakınız




19 Temmuz 2013

Yeni Sezonun Ağır Topları


Yaz sezonu Hollywood blocbuster'larının keyfiyle sürüp giderken, Eylül'de start alacak yeni sinema sezonunun da heyecanı sarmaya başladı. Bu seçkide 2013 Eylül'den 2014 yaz sezonuna kadar vizyona girmesi planlanan filmlerin adını duyduğumda heyecanlandığım 10 tanesini derledim. Bilimkurgudan korkuya, biyografilerden, dönem filmlerine, epik ve erotik dramaya kadar her telden 10 film... Henüz gözümüze ilişmeyen ve oscar sezonunda fark edebileceğimiz üstün yapımlar ve sürpriz tür filmleri çıkacaktır muhakkak. Yeni sezonda; Coen kardeşlerin Inside Llewyn Davis'inden, Woody Allen'ın Blue Jasmine'ine, Asghar Fahradi'nin Le Passe'sine kadar merakla beklediğimiz daha pek çok film var şüphesiz.. Oscar yarışına dahil olacak filmlere - bir kaçı dışında- girmek istemedim.

1- Interstellar: Christopher Nolan'ın yeni bilimkurgu harikası olmaya aday filmi.. Tartışmasız yeni sezonun büyük yankı uyandıracak filmlerinin başında geliyor. En geç 2014 yazına yetişecektir. Filmle ilgili detayları daha önce kaleme almıştım. Bakınız


2- Noah: Darren Aronofsky'nin dini-epik filmlere yeni bir yorum getirmesini beklediğim Noah'ı yeri göğü inletecek gibi. 28 Mart 2014'e kilitlendik desek yeridir. Detaylı değerlendirmem burada


3- Nymphomaniac: Lars Von Trier, Antichrist ve Melancholia ile öyle bir salladı ki.. Bu iki filmin ardından ne çekse yerimizde duramazdık. Nymphomaniac'ın koparacağı fırtınaya kapılmak için gün sayıyoruz. Detaylar burada


4- Twelve Years A Slave :Hunger ve Shame'den sonra bir dönem filmi olan Twelve Years A Slave ile yönetmen Steve McQueen, gümbür gümbür geliyor. Filmin ilk fragmanı öyle iddialı ki.. Ya cast? Michael Fassbender ve Brad Pitt adları yeter ama çok daha fazlası var. Oscar sezonuna yetiştirilecek olan film bir ödül avcısın dönüşebilir.


5- The Wolf of Wall Street: Yeni bir Martin Scorsese-Leonardo Di Caprio işbirliği daha.. Scorsese'nin adı yetiyor kısacası. Filmle ilgili detayları burada bulabilirsiniz.


6- Gravity: Children of Men ile bilimkurgu sinemasında son dönemin çarpıcı işlerinden birini ortaya koyan Alfonso Cuaron'un yeni bilimkurgusu minimal bir uzay macerası sunuyor. Kabul etmek gerekir ki, yılın sürpriz filmlerinden biri olacağı gibi büyük bir hayal kırıklığına da dönüşebilir. Oldukça riskli bir film ama Cuaron'a güveniyoruz. Detaylı incelemem burada


7- The Conselor: Ridley Scott'ın yönetmenliği ve yıldız oyuncu kadrosuyla merak uyandıran The Conselor, ilk teaser'ını da hesaba katarsak beklentileri boşa çıkarmayacağını söyleyebiliriz. Daha fazlası için bakınız


8- The Conjuring: Tesetere'nin yaratıcısı James Wan'dan iddialı bir korku filmi daha geliyor. Karanlık kullanımı, atmosferi ve merak uyandıran hikayesiyle yılın ıskalanmaması gereken filmlerinden The Conjuring. Detaylar için bakınız


9- The Grandmasters: En son My Blubery Nights ile izlediğimiz Çinli yönetmen Wong Kar Wai'nin yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştığı, 2 yıldır da çekimleriyle meşgul olduğu filmi The Grandmasters'ı nihayet tamamladı ve çeşitli festivallerde açılışını da yaptı. Bruce Lee'nin hocası Ip-Man'in hikayesi diyebileceğimiz yapım, uzak doğu dövüş sanatlarının estetik bir sunumu olacak gibi.


10- American Hustle: Son iki filmi The Fighter ve Silver Linings Playbook'la büyük bir çıkış yakalayan David O. Russell'ın çıtayı biraz daha yukarı çektiği yeni çalışması American Hustle, iddiasını gizlemeyen filmlerden. Kadroda kimler yok ki; Bradley Cooper, Jennifer Lawrence, Christian Bale, Robert De Niro, Amy Adams ve daha fazlası..



13 Temmuz 2013

İlk İzlenim: "Carrie"


1976'da Brian De Palma'nın 'Carrie' adıyla sinemaya uyarladığı ilk Stephen King romanı olan 'Göz', aynı zamanda King romanlarından yapılmış ilk uyarlamadır. De Palma'nın özellikle korku ve gerilim filmlerinde alametifarikası haline gelen biçimci üslubuyla harikalar yarattığı Carrie'yi, bugün korku sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak kabul ediyoruz. Ve dönüp dolaşıp kültleşmiş bir filmin yeniden önümüze sürülmesinin ne gereği vardı demeden de kendimizi alamıyoruz.

Carrie White adlı utangaç bir genç kızın, genç kızlığa adım atarken annesinden gördüğü psikolojik baskı ve bunun yanında arkadaşlarınca dışlanmasının da etkisiyle telekinetik güçlerinin açığa çıkışı ve yaşadığı küçük kasabayı cehenneme dönüştürmesi etrafında dönen hikaye, yeni bir yorumla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. 2013 model Carrie'nin yönetmen koltuğunda Kimberly Peirce otururken, Carrie rolünde son dönemin genç yeteneklerinden Chloe Moretz'i, onun annesini olarak da Julianne Moore'u göreceğiz.

Fragman Ne Söylüyor?

Son dönem Amerikan korkularının bir çoğu yeniden yapımlardan oluşuyor. Genellikle bu filmlerde yaratıcılığın yerini görselliğin ve efektlerin aldığını görüyoruz. Carrie'nin fragmanına baktığımızda hikayenin bugüne taşınması dışında büyük bir değişiklik görünmüyor. Bununla birlikte daha uzun ve kısmen farklı bir final göz kırpıyor. En önemli nokta ise De Palma'nın Carrie'si yerine King'in romanının baz alınması. Bu doğrultuda yorum farkı, bir remake olarak yeni Carrie'nin avantajı olacaktır. Ancak, fragmanı izlediğimizde hikayeye modern bir yorum getirmekten başka bir iddiası olmadığını ve King'in de De Palma'nın getirdiği yorumu kendisininkinden daha başarılı bularak, yönetmen faktörünün altını çizdiğini hatırlatalım. Yeni filmin yönetmeni Kimberly Peirce, Boys Don't Cry'la tanınan yetenekli kadın yönetmenlerden. O filmde olduğu gibi hikayenin duygusal yönünü açığa çıkarma anlamında başarılı olacağını düşünüyorum. Genç yetenek Chloe Moretz'e de büyük bir rol düşüyor. Sissy Spacek'in yerini ne derece doldurur bilemiyorum ama başarılı olacağına inanıyorum.

Son söz: 8 Kasım 2013'de vizyona girmesi planlanan Carrie, orijinal filmi izlememiş olanları tatmin edecek gibi görünüyor. De Palma'nın Carrie'sine tutkuyla bağlananları ise asla..!